Bu sene Ramazan bir başka güzel.

Uzun yıllardır hazzına varamıyor, iklimine giremiyorduk Ramazan’ın.

Oruç tutuyor, namaz kılıyor, dua ediyor, ama yaşayamıyorduk.

Hayli vakittir geleneğin gereklerini yerine getiriyor gibiydik.

Donuktuk.

Sönüktük.

Heyecansızdık.

“Nerede o eski ramazanlar!” deyip dururduk.

*

Bu sene ne oldu?

Niçin çok daha fazla heyecanlı ve coşkuluyuz?

Kalbimi ve zihnimi yoklayınca öncelikle Gazze’ye gidiyorum.

Her insanın yüreğini paramparça eden Siyonist soykırım ve Müslümanlar olarak acze saplanışımız,

bizi tefekküre yönlendiriyor.

İçe dönüyoruz.

Bir emri ile cihan titreten ceddimizi hatırlıyoruz.

Siyonist’in ancak kuvvetten anlayacağını idrak ediyoruz.

Öfkemiz içimize akıyor, kalbimizi yakıyor.

İman varsa imkân vardır.

Vicdan azabı varsa, ümit vardır.

İnsanın başına gelebilecek en kötü hallerden biri kanıksamaktır.

Duyarsızlaşmaktır.

Bir bu Ramazan’da duyar duyar kasmıyoruz; hissediyor ve yaşıyoruz.

Kalbimize dokunan vesileler üst üste geliyor.

Celal Karatüre ve arkadaşların ilâhileri, dillerde.

“Kâbe’de hacılar Hu der, Allah”.

Kendilerine has samimi ve coşkulu yorumuylarıyla kalpleri titretiyorlar.

Bazen “Ramazan’ın magazinleştirilmesi” endişesine kapılıyoruz…

Çocuklardaki heyecanı, coşkuyu gördükçe de “Şimdiki neslin kalbine giden yol!” diye düşünüyoruz.

Ben etkileniyorum bu coşkudan.

Çocukların dillerinde “aboneyim abone!” saçmalığı vardı bir zamanlar.

“Oynama şıkıdım şıkıdım” vardı.

Ne rezillikler vardı.

Şimdi…

En güzeli…

Hu Allah!

Evet…

Celal Karatüre ve arkadaşları çocuklarımızın bu Ramazan’ı yaşamalarına vesile oldu.

Bir de Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in okulları Ramazan coşkusuyla, sevinciyle, heyecanıyla buluşturan güzel hamlesi…

Ve birilerinin bu güzel hamleden rahatsız oluşu…

Tam da 28 Şubat darbesinin yıldönümüne yaklaşırken…

O günleri hatırlatan çirkin hallerine bürünmeleri, Ramazan tefekkürüne, coşkusuna, heyecanına katkıda bulundu.

*

“Bin yıl daha sürecek!” dedikleri 28 Şubat’ı kalplerinde yaşatanları, bir milim kıpırdamayanları gördük bir kez daha.

Yılbaşı rezaletlerini alkışlayan, birbirleriyle çılgınlık yarışına giren bu bedbahtların saldırıları birer “tokat” gibiydi.

Biraz olsun kendimize gelmemize vesile olan birer tokat!

*

Bu sene Ramazan’ı yaşıyoruz sanki.

İnşaAllah bu güzellik, bayramdan sonra da devam eder.

Bu coşku sönmez.

“Hu der, Allah” diyen diller susmaz,

“Hu der, Allah” diyen kalpler titremeye devam eder.

*

İçimizdeki kötülüklerden arınmak için çabamız…

İnfaklarımız…

Merhametimiz…

Hiç kesilmez.

-Vaktimizin kıymetini biliriz İnşaAllah.

Ve…

-Ölüm gelmeden önce hayatımızın,

-Hastalık gelmeden önce sağlığımızın,

- İhtiyarlık gelmeden önce gençliğimizin,

- Fakirlik gelmeden önce zenginliğimizin…

*

Hepimiz nerede kadir kıymet bilmezlik yapıyorsak…

Orayı toparlarız İnşaAllah.

*

Âmin ya Rabbe’l âlemin.