0
Fetih; açmak, açılmak, bir yeri kuvvet kullanarak harple ele geçirip zaptetmek demektir. Daha çok da, büyük zafer ve muvaffakiyetlere kapı açıldığına işaret için kullanılır.
Fetih ve fatihler bakımından son derece zengin bir tarih düşündüğümüz zaman, İslam tarihini buluruz karşımızda. Ama fetih denilince İstanbul'un fethi, Fatih denilince de Sultan II. Mehmed Han rahmetullahi aleyh gelir hemen akla. Bu kelimelerle bu kutlu hadise ve büyük şahsiyet öylesine kaynaşmıştır ki, ayrı düşünmek mümkün değildir adeta.
Fethin vasıtaları-vesileleri çoktur; İstanbul'un ve önceki-sonraki birçok yerin fethinde olduğu gibi kılıçla (maddi güç ve silahlarla) yapılıp siyaset ve maharetle pekiştirilir... Ulemanın yaptığı gibi kelamla-kalemle olur. İrşad ehlinin, Rasulullah'ın (s.a.v.) varisi olan alimlerin usulü üzere talim ve terbiye ile, güzel örneklerle gönüller fethedilir. Tebliğ ve telkinler yoluyla güzelliklerin önü açılmaya çalışılır. Hatta bütün bu yolların tıkandığı durumlarda ise, kötülüklere kalben buğzedilip düzelmesi için Mevlaya iltica edilir. Nitekim bu yolla elde edilmiş nice fetihler, hayırlı neticeler, muvaffakiyetler vardır.
Evet, kılıç kuvvettir; ama çok emek, büyük sabır ve uzun zaman ister. Buna rağmen de çok cüzi mesafeler katedilebilirsiniz. Bazen de kendi cinsinden bir madde ile kırılır ve ricat durumunda kalabilirsiniz. Kalp ise bir hamlede bütün cihana yayılır, onu kucaklar, kuşatır. Nitekim büyük maddi fetihlerin de özünde mutlaka manevi bir cihet vardır. İstanbul'un manevi fatihleri Halid bin Zeyd, Eba Eyyub El Ensari (ra) ve Akşemseddin^dir (k.s.).
Fetihten gaye, eldeki demirin yükselişi olunca ruh canavarlaşır, emrini nefsin ihtiraslarından almaya başlar. Bunu ise insanı aç kurtlar, yırtıcı hayvanlar, Cengizler, Hülagular da yapar. Fetihten gaye i'la-yı kelimetullah olunca derunileşir, ulvileşir; cemiyete ruh verir, onları Hakka hakikate yönlendirir. İşte İstanbullun fethinde bunu görüyoruz.
Hz. Fatihin gayesi i'la-yı kelimetullah idi, Resul-i zişan (s.a.v.) Efendimizin mübarek müjdesine mazhar olmaktı. Gaye; ilmin ve ahlakın başka milletler arasında da neşv ü nema bulmasını, onların da hidayet nuru ile aydınlanmasını temin etmek, ebedi ve sermedi hayatın iksirini onlara de sunmaktı...
Zaten İstanbul'un fethini gerçekleştiren, Müslüman-Türkün yalnız kılıç kuvveti değil, aynı zamanda imanı, aşkı ve maneviyatıydı... Sultan İkinci Mehmed Han, kılıçla beraber Allahın nusretini, Rasulullah'ın yardımını, maneviyat ehlinin himmet ve teveccühlerini gerek şahsı ve gerekse ordusu üzerinde tam manasıyla toplamış olan muhteşem bir padişahtı.
Hz. Peygamber (s.a.s)'in vefatından sonra, İslam toprakları fetih hareketleriyle oldukça genişlemiştir. Emevilerle başlayan İstanbul muhasaraları ise 1453'te Fatih'in İstanbul'u fethine kadar sonuçlanamamıştır. İstanbul, coğrafi konumunun özelliği dolayısıyla tarih boyunca siyasi, askeri ve ticari açıdan hep önem taşımıştır. Yani İstanbul, hep bir cazibe merkezi olagelmiştir. İşte İstanbul'un bu özelliğinden dolayı, Müslümanlar bu şehre sahip olabilmek için birçok kez kuşatmalar yapmışlardır. Ancak sahabeden itibaren 8 asır sürecek olan İstanbul'un fethi macerasının, ciddi bir motivasyon gerektirdiği ortadadır. Bunu da sadece, cazibe merkezi olan bir bölgeyi fetih isteğiyle açıklamak eksik kalır gibi gözükmektedir. Müslümanların bu motivasyonunun ciddi bir sebebi de, Hz. Peygamber (s.a.s)' in fethi ve fethe katılanları müjdeleyen hadisinde şöyle buyurdu.
"İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.
En güzel fetih şiirini, peygamber müjdesine nail olan yüce kumandan Muhammed Fatih Han (rahimehullah) yazmıştır. Fethin 562. Yıldönümünde, güzel kumandana ve güzel orduya selam olsun. Yeni fetihlere ve fatihlere muhtacız...
İmtisal-i cahidû fillah olubdur niyyetüm
Dîn-i İslam'un mücerred gayretidür gayretüm
Allah için küfürle cihadın misalini vermektir niyetim;
Mücerret gayretim, (sadece) İslam dini içindir.
Fazl-ı Hakk u himmet-i cünd-i ricalullah ile
Ehl-i küfri ser-te-ser kahr eylemekdür niyyetüm
Hakk üstünlüğü ve Allah'ın yücelttiği veliler himmetiyle
Kafirleri baştan sona kahreylemektir niyetim.
Enbiya vü evliyaya istinadum var benüm
Lutf-ı Hak'dandur heman ümmîd-i feth ü nusretüm
Peygamberlerle velilerdir istindım benim;
Hakk'ın lütfundandır, fetih ve başarı ümidim.
Nefs ü mal ile n'ola kılsam cihanda ictihad
Hamdülillah var gazaya sad hezaran rağbetüm
Nefis ve malla cihadıma şaşılmasın;
Hamdolsun, gazaya binlerce rağbetim var.
Ey Mehemmed mu'cizat-ı Ahmed-i Muhtar ile
Umaram galib ola a'da-yı dîne devletüm
Ey Mehmet, Seçilmiş Ahmed'in mucizeleriyle
Umarım, galip gelir din düşmanlarına devletim.