İslam dünyasının önemli merkezlerinden biri olan Türkiye, zengin kültürel mirası ve tarihi birikimi ile dikkat çekiyor. Bu birikimi araştırmak ve dünya ile paylaşmak amacıyla 1980 yılında İstanbul'da kurulan İslam Tarih, Sanat ve Kültür Araştırma Merkezi (IRCICA), İslam kültürünün korunması ve tanıtımında kilit bir rol üstleniyor.

IRCICA'nın kuruluşu, aslında İslam dünyasının kendi tarihine ve kültürel mirasına sahip çıkma iradesinin somut bir tezahürüydü. 1980'lerin başında, İslam medeniyetinin binlerce yıllık birikiminin sistematik bir şekilde araştırılması ve belgelenmesi ihtiyacı her zamankinden daha acil hale gelmişti. İstanbul'un bu misyona ev sahipliği yapması ise tesadüf değil. Doğu ile Batı'nın, Asya ile Avrupa'nın kesiştiği bu şehir, yüzyıllardır farklı kültürlerin buluşma noktası olmuş, medeniyetler arası diyaloğun merkezi haline gelmişti.

IRCICA, İslam dünyasının sanatsal ve kültürel değerlerini gün yüzüne çıkararak uluslararası diyaloğu güçlendiriyor. El yazmaları, tarihi belgeler, mimari eserler ve sanat objelerinin kataloglanması; araştırmaların yayımlanması; sergiler, sempozyumlar ve eğitim programlarının düzenlenmesi... Merkezin faaliyetleri, sadece geçmişi korumakla kalmıyor, gelecek nesillere aktarılabilir bir bilgi hazinesi oluşturuyor.

İstanbul'un stratejik konumu, bu araştırma ve tanıtım faaliyetlerine ev sahipliği yaparak küresel iş birliklerini artırıyor. Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı içindeki pozisyonu da bu tür merkezlerin desteklenmesiyle daha da pekişiyor. IRCICA, bugün 57 üye ülkeyi temsil eden İslam İşbirliği Teşkilatı'nın kültür alanındaki en önemli kurumlarından biri olarak, İslam medeniyetinin ortak hafızasının muhafızlığını yapıyor.

Kültürel diplomasi çağımızın en etkili yumuşak güç araçlarından biri haline geldi. IRCICA gibi kuruluşların ürettiği araştırmalar ve bilgi birikimi, kültürel üretimin farklı alanlarıyla birleştiğinde güçlü bir sinerji yaratıyor. İşte tam bu noktada, 17. TRT Uluslararası Belgesel Ödülleri için başvuruların başlamış olması dikkat çekici bir gelişme.

Belgesel sanatı, hikaye anlatımının en güçlü araçlarından biri. Dünyanın farklı coğrafyalarından belgeselcileri bir araya getirecek bu yarışmada, 3 Nisan 2026 tarihine kadar başvurular kabul ediliyor. Ulusal ve uluslararası kategorilerde toplam 12 ödülün verileceği etkinlik, Türkiye'nin belgeselciliğe verdiği önemi de gözler önüne seriyor. IRCICA'nın arşivlerinde saklı binlerce hikaye, belgeselcilerin kamerasıyla hayat bulup milyonlara ulaşabilir. Osmanlı el yazmalarından İslam mimarisinin inceliklerine, geleneksel sanatlardan çağdaş İslam dünyasının sosyo-kültürel dinamiklerine kadar pek çok konu, belgesel formatında anlatılmayı bekliyor.

Türkiye'nin IRCICA gibi kurumlarla yürüttüğü kültürel ve sanatsal çalışmalar, hem İslam dünyası hem de uluslararası düzeyde önemli bir konuma sahip. Bu çalışmalar, sadece akademik bir çaba olmanın ötesinde, kültürler arası anlayışın derinleşmesine, önyargıların kırılmasına ve ortak insanlık değerlerinin yeniden keşfedilmesine hizmet ediyor. Bu tür etkinliklerin teşvik edilmesi, Türkiye'nin İslam İşbirliği Teşkilatı içerisinde daha etkin bir rol oynamasına katkı sunarken, aynı zamanda küresel barış ve diyaloğa da katkıda bulunuyor.

Nihayetinde, kültürel miras sadece geçmişe ait bir hazine değil, geleceğe açılan bir kapıdır. IRCICA'nın araştırma ve belgeleme çalışmaları ile TRT'nin belgesel teşviki, bu kapının ardında saklı hikayelerin dünya ile buluşması için iki önemli köprü görevi görüyor.