0

ABD'nin Körfez Savaşı'ndan sonra uygulamaya koyduğu ve uçuşa yasak bölge olarak tanımladığı 36. Paralel'in kuzeyi, IŞİD'in Musul'u ele geçirmesi ile birlikte yeniden dünya gündeminde. Maliki hükümetinin anti-sünni uygulamaları ve bölgeyi koruyamaması, 36.Paralel'in kuzeyinde bir boşluk oluşmasına sebep oldu. Bölgede Sünni gruplar, IŞİD ile birlikte hareket ederek, Maliki yönetimine karşı safları sıklaştırdı. Bu arada Peşmergeler Kerkük'ü korumaya aldı. Barzani, Kerkük'ün savunması için eline silah alabileceğini dile getirdi. Bu açıklama yapılırken Türkiye, Türkmen liderlerini istişare için Ankara'ya çağırmıştı.

Barzani, geçen hafta ABD Dışişleri Bakanı Kerry'in karşısında referandum kartını ortaya attı. -Aslında Barzani bu resti yaklaşık bir yıldır yapıyordu.- Böylelikle en üst düzeyde de dile getirmiş oldu. Son olarak Barzani, BBC'ye verdiği mülakatta "Kürdistan'ın bağımsızlığı elde etmek istediğini, bunu hak ettiğini ve bundan sonra hedeflerini gizlemeyeceğini" açıkladı.

Türkiye, 1923 yılından sonra iki kere toprak kazandı. Birincisi uluslararası hukuk kurallarına uygun bir şekilde Hatay'ın anavatana katılmasıydı. İkincisi ise; askeri yöntemler kullanılarak elde edilen Kıbrıs'tı.-Gerçi KKTC ayrı bir devlet statüsünde ama dış ilişkiler, ekonomi, askeri, idari, eğitim gibi birçok konuda Türkiye'ye bağlı.- Irak ve Suriye halklarının birleşmesi ile oluşabilecek küçük devletlerin, federasyon veya konfederasyon sistemiyle Türkiye'nin yeniden birleşmesi mümkün. Bu birleşmenin yolu Türk-Kürt geriliminin sona ermesinden geçiyor. Özal döneminde de gündeme gelen bu görüş; Kemalist sistemin yörüngesindeki birey için bölünme riski olarak görülmekte.

Neden birleşme olur?

Türkiye'nin, Ak Parti döneminden itibaren K.Irak yönetimi ile ilişkileri geliştirdiğini görüyoruz. Bugün Erbil,Süleymaniye,Kerkük sokaklarında yürüdüğünüzde kendinizi Diyarbakır,Şanlıurfa,Gaziantep'teolduğunuzu sanırsınız. Sanki Türkiye'nin vilayetlerinden biriymiş gibi. Neredeyse evindeki peyniri,ekmeği,tüpü,üzerindeki elbiseyi dahi Türkiye'den alacak hale geldi. K.Irak, Türkiye'nin en fazla ihracat yaptığı ikinci ülke durumunda. K.Irak, her halükarda aldığı her nefesi, Türk kapıları/ticareti sayesinde sağlıyor. Başta ekonomik entegrasyon olmak üzere, siyasi, kültürel ilişkiler ve en son enerji alanında yapılan anlaşmalarla doruk noktasına ulaştı.K. Irak'ın diğer komşularıyla da işbirliği yapması mümkünken, Türkiye'yi tercih etmesi dini ve kültürel bağlarındaki güçlülüğü de göstermekte.

Türkiye'nin, K. Irak yönetimi ile yaptığı en son işbirliği ise; tüm dünyanın gözlerini bu bölgeye dikmesine sebep oldu. 50 yıllık petrol antlaşması, gerek Türkiye'nin gerekse K.Irak yönetimin ekonomik menfaatleri açısından oldukça önemliydi. Bu bölgedeki petrol, dünyanın en son rezervlerden biri olarak kabul edilmekle beraber, sahip olduğu rezervin kalitesi ise başlı başına bir avantaj unsurudur. Türkiye enerji kalemlerine yılda yaklaşık 100 milyar dolarlık bir ödeme yapıyor. Bu bedelin ülkede kalması ve K.Irak'la entegrasyonunda kullanılması önemli bir adımdır. Zira "Yeni Türkiye" hedefleri bağımsız enerji kaynakları, istihbarat ve askeri unsurlardan geçmektedir. K.Irak ve petrolleri bir hayli hassas ve bir o kadar da karmaşık bir husus. Etnik milliyetçi söylemlerden uzak durarak, uluslararası siyasi ve ekonomik manipülasyonları iyi analiz etmemiz gerekiyor.

Falkland Adası ve Kırım Örneği

Buraya kadar yazdıklarımla, olası K.Irak veya Kürdistan (nasıl tanımlıyorsanız) bölgesinde yaşananlardan bahsettim. Birde benzer hadiselerin küresel boyutu söz konusu. İngiltere, Arjantin'le savaşmasına sebep olan Falkland adasının geleceği için referanduma gitti. Ve % 99.9 gibi bir oranla Birleşik Krallık'a bağlı kalmasını sağladı. Benzer durum Kırım'da da yaşanmıştı. AB ve ABD'nin tüm eleştirilerine rağmen Rusya, Kırım'ı ilhak ettiği gibi referanduma gitmesini de kolaylaştırmış, sonuçta da %90 üzerindeki yüksek bir oranla kendisine katılımını sağlamıştı. Her ne kadar uluslararası arenada bazı ülkeler bu sonuçları tanımasa da, Rusya ve İngiltere bölge nimetlerinden her halükarda istifade etmekte.

Son tahlilde, -istensin ya da istenmesin- Kürdistan adında bir bölge/devlet uluslararası arenada biliniyor/tanınıyor. Türkiye'nin, K.Irak'la çok ciddi ilişkileri söz konusu ve devam da ettirilmeli. K.Irak, ancak referandum ile Irak'tan bağımsız olabilir, bu süreçte çatışmacı ortamdan da uzak durulmalıdır. Referandum'un, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilmesi için garanti altına alması gerekiyor. Kürtlerin, Şii ve Sünni kavgaya bulaşması çok büyük bir risk. Mezhep temelli bu ayrışma, hiçbir zaman bu medeniyetin bir yaklaşım tarzı olmamıştır. Türkiye'nin K.Irak'la birleşmesinden ziyade, K.Irak'ın Türkiye ile birleşmesi uluslararası teamüllere uygun olur.