"Bakın buraya! İyi bakın! Amerikan basını bangır bangır bağırıyor, Bloomberg yazıyor, Reuters geçiyor, 'Erdoğan İran’ı Trump’ın pençesinden söküp aldı' diyorlar! Ama bizim içerideki o 'mut’a tohumları', o İran aparatları, o sözde İslamcı ama aslında Türklük ve İslam düşmanı aşağılık dinci tipler hala iftira atıyor! Neymiş? Türkiye İsrail’in yanındaymış... Ulan ahlaksızlar! Ulan vicdansızlar! Dünya 'Türkiye savaşı durdurdu' diye ayağa kalkmış, siz hala Suriye’nin intikamı peşinde, Şia aparatlığı yapıyorsunuz! Bugün bu kürsüden, o maskeli 'İrancıları', o Siyasal Alevicilik maskesi altına gizlenmiş canavar ruhluları tek tek deşifre edeceğiz! Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Hakan Fidan’ın o sessiz ama derinden gelen diplomasi yumruğunun Körfez’de nasıl yankılandığını anlatacağız!

Savaşın 26. günü... Ortadoğu alev alev... Trump binlerce deniz piyadesini sürmüş, İsrail ağzından salyalar akıtarak İran’ı haritadan silme planları yapıyor. Körfez ülkeleri pusuya yatmış, 'İran düşse de pastadan pay kapsak' diye bekliyor. İşte tam o anda sahneye kim çıkıyor? Ankara! Hakan Fidan bir gün Katar’da, bir gün Riyad’da, bir gün BAE’de... 'Durun!' diyor. 'Bu ateş sizi de yakar, bölgeyi de bitirir!' Bloomberg yazıyor işte: 'Türkiye Körfez Araplarını İran’a karşı savaşa katılmamaya ikna etti.' Amerika’nın kurduğu o devasa 'İran’ı yok etme' koalisyonunu Erdoğan tek hamlede dağıttı! Şimdi soruyorum o içimizdeki besleme İran uşaklarına: Sizin o çok sevdiğiniz başkentler yapamadı bunu, Ankara yaptı! Sizin o 'barış güvercini' dediğiniz yapılar değil, 'Devlet-i Aliyye' ruhuyla Türkiye yaptı bunu!

Ama bunlar durur mu? Durmazlar! Bunların derdi İslam değil, bunların derdi mazlum değil! Bunlar Türk düşmanlığından beslenen, ruhunu Mut'a nikahlarıyla, karanlık dehlizlerde satmış birer aparat! Türkiye, Pakistan ile el ele verip ABD’nin masaya oturmasını sağlarken, bunlar hala 'Türkiye İsrail ekseninde' diye yalan kusuyorlar. Ulan utanmazlar! Modern Diplomasi bile 'Türkiye’nin rolü tırmanmayı önlemede çok kritik' diye manşet atıyor. Bölge kan gölüne dönmesin diye gövdesini taşın altına koyan bir Erdoğan var, karşısında ise 'İran yıkılsın da Türkiye suçlu görünsün' diye pusuda bekleyen aşağılık bir güruh var! Suriye’de dökülen kanın intikamını, Türkiye’ye saldırarak alacaklarını sanan o canavar ruhlulara sesleniyorum: Sizin o aparatlığınız, Türk devletinin bu şerefli diplomasisi altında ezilmeye mahkumdur!

Bakın, bu bir başarı hikayesidir. Bu, NATO üyesi olup aynı zamanda İran’ın komşusu olan Türkiye’nin, Batı’ya 'senin oyuncağın değilim' demesidir. Petrol piyasaları gergin, Körfez diken üstünde ama Ankara sakin. Neden? Çünkü masada Türkiye varsa, oyun kurulur veya oyun bozulur! Şimdi o 'İslamcı' maskeli dinci aşağılık tipler, Türkiye’yi ABD emireri gibi göstermeye çalışıyor ya... Asıl emirer sizsiniz! Asıl uşak sizsiniz! Siz, bölgede barışı istemeyen, mezhepçilik fitnesiyle yanıp tutuşan, Türk’ün zaferini hazmedemeyen zavallılarsınız. Erdoğan bugün İran’ı kurtardıysa, bu sadece komşuluk hakkı değil, bölgenin istikrarı içindir. Ama sizin gözünüzü öyle bir nefret bürümüş ki, barışı bile 'Siyonizm' diye pazarlayacak kadar alçaldınız!

Sonuç ne mi? Sonuç; Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir kez daha oyun kurucu olduğunu dünyaya ispatladı. Amerikan basını bile hakkı teslim ederken, içerideki o aparatların çığlıkları aslında birer mağlubiyet nidasıdır. Biz bu oyunu bozduk ulan Mut’a tohumları! Biz bu barış köprüsünü kurduk! Şimdi o mut’a tohumları gitsin kendi pisliklerinde boğulsun. Türkiye’nin yükselişini, Erdoğan’ın bu diplomatik dehasını durduramayacaksınız!