İSTANBUL'UN UNUTULAN HAFIZASI
Sultanların cariyelerinden paşalara, edebiyatçılardan tüccarlara... İstanbul'un en merkezi mezarlığı yıllardır bakımsızlığa terk edilmiş durumda. 1840'ta 16 bin metrekare olan alan, bugün 5 bin 364 metrekareye düştü. İşte Maçka Şeyh Mezarlığı'nın çarpıcı hikâyesi...

Fahri Sarrafoğlu(İstanbul Seyyahı)
İstanbul’un en işlek noktalarından birinde, İTÜ Maçka Kampüsü’nün karşısında, üç caddenin kesiştiği noktada sessiz sedasız yatan bir hazine var: Maçka Şeyh Mezarlığı. Sultan Abdülmecid’in cariyesi Fertüdil Hanım’dan Türk edebiyatının devlerinden Müftüoğlu Ahmed Hikmet’e, İslam düşüncesinin öncüsü Cemâleddin Efgânî’den II. Abdülhamid’in yaveri Haydar Gani’ye kadar onlarca önemli ismin son istirahatgâhı burası.
Ancak bu tarihi hazire, yıllardır süren ihmal nedeniyle harabeye dönmüş durumda. Mezar taşlarının üçte ikisi malzeme kaybına uğramış, yarıdan fazlası yatık hale gelmiş, bazıları ise tamamen toprağa gömülmüş.
1840’TAN BUGÜNE: YÜZDE 66’LIK KAYIP
Maçka Şeyh Mezarlığı, bugün Beşiktaş’ın en hareketli noktasında; Süleyman Seba, Maçka ve Bayıldım caddelerinin kesişiminde yer alıyor. Mezarlığın kesin kuruluş tarihi bilinmese de Osmanlı arşivlerinde 1805 tarihli bir belgede "Maçka'daki Şeyh Mezarlığı" ifadesi geçiyor. Bu da alanın en az 220 yıllık bir geçmişe sahip olduğunu gösteriyor. İlginçtir ki mezarlık halk arasında dört farklı isimle anılıyor: Şeyh Mezarlığı, Şeyhler Kabristanı, Maçka Kabristanı ve Aşıklar Mezarlığı.
Eski haritalar, alanın geçmişte ne kadar geniş olduğunu gözler önüne seriyor: 1840 (Davies Haritası): 16.000 m². 1882 (Stolpe Haritası): 8.000 m². 1922 (Osmanlı Anonim Şirketi Haritası): Günümüz sınırlarına gerilemiş. Günümüz (Tapu Kaydı): 5.364 m². Yani mezarlık, 1840’tan bu yana tam yüzde 66 oranında küçülmüş durumda. Açılan yollar, yapılan binalar ve kentsel dönüşüm projeleri, toplamda 10 bin 500 metrekarelik bir alanı yok ederek bu hafıza mekânını adeta yutmuş.

BU TOPRAKLARIN ALTINDA YATANLAR
Maçka Şeyh Mezarlığı, adeta Osmanlı’nın son dönem sosyetesinin ve entelektüel birikiminin bir aynası. İşte burada yatan önemli isimlerden bazıları: Saray Çevresi ve Hanedan: Sultan Abdülmecid’in cariyesi Fertüdil Hanım, II. Abdülhamid’in cariyesi Mahpeyker Hanım, Şehzade Ahmed Nureddin Efendi’nin cariyesi Gonca Hanım, Dârüssaâde Ağası Hafız Behram Ağa, Şehzade Reşad Efendi’nin baş ağası Lala Tahir Ağa ve II. Abdülhamid’in hazinedarlarından Servet Kalfa.
Askerî Erkân ve Devlet Adamları: Mecidiye Kışla-i Hümâyûnu Kumandanı Agâh Paşa, 1922’de buraya defnedilen Harbiye Nazırı Ömer Rüşdü Paşa, Serasker Hasan Rıza Paşa, bir suikast sonucu öldürülen ve kabartma motifli anıtsal bir mezara sahip olan Haydar Gani ile 31 Mart Vak’ası’nda Hürriyet Ordusu’nda yaralanıp 23 yaşında vefat eden İrfan Fikret.
Edebiyatçılar, Sanatçılar ve Fikir Adamları: "Gönül Hanım" adlı eserin yazarı ve Türkçülük akımının öncüsü Müftüoğlu Ahmed Hikmet Bey; 1897’de buraya gömülen, 1944’te kemikleri Afganistan’a nakledilen ünlü İslam düşünürü Cemâleddin Efgânî; mezarı bugün tespit edilemeyen bestekâr Suyolcuzâde Salih Efendi ve "Eylûl" romanının yazarı Mehmed Rauf.
Farklı Coğrafyalardan İsimler: Afgan asıllı, Balkan ve İstiklal Harbi gazisi Abdurrahman Gulâm Samedânî Bey, Dağıstanlı Prens Nuh Samhal’ın kızı Reyhanat Hanım ve Selanik göçmeni üst düzey bürokratlar.
Tüccarlar ve Zanaatkârlar: Tütün tüccarı Mehmed Bey (mezarlıktaki en abidevi mezara sahiptir ve kitabesi Hattat Hamid imzalıdır) ile kitabesi ünlü şair Zaimzâde Hasan Fehmi tarafından yazılan Ziya Bey.
BUGÜNÜN ACI TABLOSU: 480 MEZARIN 285’İ TAHRİP OLMUŞ
2023 yılında yapılan teknik tespitlere göre, mezarlıkta toplam 480 mezar bulunuyor. Rakamlar alanın ne denli büyük bir tehdit altında olduğunu gösteriyor: 208 mezar taşı sağlam. 285 mezar taşı tahrip olmuş veya toprağa gömülü. 179 taşsız mezar yeri.
Hasarların türlerine göre dağılımı ise şu şekilde: Malzeme veya eleman kaybı: %66. Yatay/düşey eksenden sapma: %62. Kısmen gömülü durumda olma: %38. Ağaç kaynaklı bozulma: %14
Daha da vahim olanı, mezarların %64’ünde birden fazla hasar türünün bir arada görülmesi. Ağaçlar kontrolsüzce büyümüş, kökleri mezar taşlarını yerinden oynatmış ve gövdeleri zamanla taşları sarmıştır.
OSMANLI’DAN GÜNÜMÜZE: KORUMA ÇABALARI
Tarihi mezarlıkların korunması aslında yeni bir mesele değil. Osmanlı döneminde vakıf statüsünde olan bu alanlar dokunulmaz kabul edilirdi. 19. yüzyılda ise modern koruma adımları atıldı: 1884 Asar-ı Atika Nizamnamesi: Mezarlıkları, türbeleri ve dikili taşları koruma altına aldı. 1906 Asar-ı Atika Nizamnamesi: Mezar odaları, lahitler ve sandukaları açıkça "eski eser" statüsüne kavuşturdu. 1931 Mezarlıklar Hakkındaki Nizamname: Tarihi değeri olan mezarlıkların korunması gerektiğini yasalaştırdı. Ancak tüm bu hukuki düzenlemelere rağmen Maçka Şeyh Mezarlığı uzun yıllar boyunca unutulmuş ve bakımsız kalmıştır.
UMUT IŞIĞI: İBB MİRAS’IN KORUMA ÇALIŞMALARI
Geçtiğimiz yıl İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı İBB Miras, Maçka Şeyh Mezarlığı’nda kapsamlı bir koruma projesi başlattı. Proje kapsamında 480 mezar tek tek belgelendi, tipolojik ve hasar analizleri yapıldı, mezar taşlarının okunması ve kayıt altına alınması sağlandı. Ancak uzmanlar, alanın geleceği için tek seferlik müdahalelerin yeterli olmadığını, düzenli bakım ve sürekli izlemenin şart olduğunu vurguluyor.
DÜNYADAN ÖRNEKLER
Tarihi mezarlıklar dünyada açık hava müzesi anlayışıyla özenle korunuyor. İngiltere’de English Heritage ve İskoçya’da Historic Scotland tarihi mezarlıklar için özel koruma rehberleri yayımlarken, İtalya’da CICOP gibi kurumlar anıtsal mezarlıklar üzerine uluslararası çalışmalar yürütüyor. Türkiye’de ise bu disiplinin yaygınlaşması için daha atılacak çok adım bulunuyor.
SON SÖZ: BİR VEFA BORCU
Maçka Şeyh Mezarlığı, İstanbul’un en önemli hafıza mekânlarından biri. Burada yatanlar; edebiyattan siyasete, askeriyeden ticarete kadar her alanda bu topraklara iz bırakmış isimler. Onları unutmak, sadece taşları değil, tarihimizin bir sayfasını kaybetmektir. Bu mezarlık sadece ölülerin değil, dirilerin de hafızasıdır; onu korumak geleceğe olan vefa borcumuzdur.
MERAKLISINA NOTLAR
- Kimlik Kartı Gibi Taşlar: Osmanlı mezar taşlarındaki kavuk, fes ve sarık şekilleri kişinin mesleğini ve statüsünü gösterir. Kadın mezar taşlarında ise gül, lale ve servi gibi motiflerle özel bir sembolik dil kullanılır.
- Açık Hava Arşivi ve Sanat: Mezar kitabeleri ünlü hattatların imzalarını taşır ve çoğu zaman ebced hesabıyla yazılmış manzum edebiyat eserleridir.
- Şehir Yaşamının Parçası: Osmanlı’da mezarlıklar aynı zamanda halkın dinlendiği ve vakit geçirdiği yeşil alanlardı. Günümüzde de bu alanlar biyolojik çeşitlilik ve endemik türler açısından kritik önem taşır.
- Hazire Nedir?: Cami, tekke veya türbe çevresindeki küçük ve seçkin gömü alanlarına "hazire" denir. Maçka Şeyh Mezarlığı da bu köklü geleneğin en belirgin izlerinden biridir.