Terörsüz Türkiye çabasına tam destek veriyoruz.
Bunu yaparken de sormadan edemiyoruz:
“Ailesiz Türkiye, Terörsüz Türkiye hedefine ulaşabilir mi?”
*
“Yerli ve Milli” takılan meşhur edilmiş “bir kısım” tipler aile meselemizle pek ilgilenmiyorlar.
İlgilenmiyorlar çünkü orası mayınlı alan.
Cumhurbaşkanı Erdoğan her fırsatta “varoluşsal tehditlere” dikkat çekiyor ama…
Bunlar yine de oralı olmuyorlar!
Bunlar o kadar kurnaz adamlar ki…
Buralara girdiklerinde örtülüsüyle örtüsüzüyle nice feministi karşılarına alacaklarını çok çok iyi biliyorlar.
Birilerine dayadıkları kıçlarını hayli büyütmüş ve rahat ettirmiş olan bu tipler için vatan, millet, aile hiç mühim değil.
Bunlarda deli para var!
Deli gibi gayrimenkul, menkul biriktirmiş durumdalar…
Hatta…
Sohbetlerini bilirim; yurt dışında da ne yatırımları var.
Eee, şartlar değişirse yurt dışında da yaşanır icabında?
Hoş bunlar “yeni dönemde” de kıçlarını yerleştirecek yerler bulurlar ama…
Ne olur ne olmaz!
Tedbirli olmak gerek, kışa göre de hazırlık yapmak gerek!
*
Bizim meselemiz memleket meselesi…
Yapılan iyi işlere destek verirken, tehlikelere de dikkat çekiyoruz.
Biz Aile Meselemizi halledemezsek Allah korusun çok kötü hallere düşeriz.
Epeyce zamandır dikkat çektiğimiz meseleler…
Aile çökerse her şey çöker!
Aile çökerse nüfus da çöker!
Bizde nüfus çöküyor mu?
Maalesef evet.
Nüfusun yaşlanmadığı illerimizin sayısı kaç, biliyor musunuz?
Sadece 5!
Güneydoğu’dan beş ilimiz hariç, nüfusumuz yaşlanıyor maalesef.
Her sene rekor kırıyoruz nüfus artış hızı bakımından.
Rekor, dibe doğru.
Kötü rekor yani!
Her sene bir öncekinden daha az çocuk yapıyoruz.
Bazı illerimiz bırakın nüfus artış hızının azalmasını, kayıp yaşıyor.
Ölüm sayısı doğum sayısını aşan illerimizin sayısı tam 19.
Yani göç olmasa bile eksiliyor buraların nüfusu.
Bir başka veri:
65 yaş üstü nüfus oranı yüzde 10’u aşan “nüfusu yaşlı” illerimizin sayısı 62!
Korkunç!
Rakamlara devam edelim:
Nüfus artış hızımız 9 yıldır azalıyor.
Hanelerimizin yüzde 58,1’inde tek çocuk bile yok!
Nüfusun kendisini yenileyebilmesi için doğurganlık oranının 2,1 olması gerekiyor.
Bu oran bizde 1,42!
Şu anda ortalama yaşımız 34,9.
Devletimizi yönetenlerin tahminlerine göre bu rakam 2100 yılında 59,7 olacak!
Sayın Cumhurbaşkanımız “nüfus artış hızının çakılması” için ne diyor?
Varoluşsal tehdit!
Bu varoluşsal yani yok oluşsal tehdit!
Yerli ve de milli medyamızın ne kadar umurunda?
Geçelim!
Nüfus artış hızı bizimki gibi tehlikeli bir şekilde azalan, yani dibe çakılan ülkeler bu gidişi terse çevirebiliyor mu?
Yok.
Bunun örneği neredeyse yok.
Nüfus yenilenme eşiğinin altına inen 123 ülkeden sadece 3’ü (Kazakistan, Moğolistan, Kuzey Mariana Adaları) işi biraz toparlayabilmiş.
Yani…
Türkiye’nin işi çok çok zor.
Bizim evlenmeleri arttırmamız, boşanmaları da azaltmamız gerekiyor.
Ne yazık ki her ikisinde de işler iyiye gitmiyor.
Mesela boşanmalar:
2025’te her 3 evliliğe karşı 1 boşanma var!
Evlenmeler de perişan!
Şöyle ki:
2008’de 20-24 yaş aralığındaki kadınlardan hiç evlenmemiş olanların oranı yüzde 53 iken, bu oran 2025’te yüzde 79’a çıkmış!
Yani, 20-24 yaş aralığındakilerden evlenmiş olanların oranı sadece yüzde 21!
Erkeklerin durumu daha da kötü:
2008’de 20-24 yaş aralığındaki erkeklerimizin yüzde 87’si hiç evlenmemişti, 2025’te bu oran yüzde 94!
Yani 20-24 yaş erkeklerin sadece yüzde 6’sı evlenmiş!
Nice rakam…
Hepsi de Aile Bakanlığı’nın sunumundan veriler.
Resmi veriler.
Mesela, tek kişilik hane oranı yüzde 20,5.
Yani beş evden biri tek kişilik!
“Bir artı bir” konutlar da hızla yayılıyor.
*
Hepimiz çok iyi biliriz ki…
Bir ülke ne kadar para kazanırsa kazansın, ne kadar silah üretirse üretsin…
Aile biterse, hepsi boş…
Aileyi yaşat ki devlet yaşasın!
“Yerli ve Milli” takılan meşhur edilmiş “bir kısım” tipler için bunun ne önemi var…
Onlar için nasılsa yurt dışında da kurulmuş hayatlar var!