0

Dünya üzerinde yaklaşık iki milyar müslüman nüfus vardır. Müslüman'ın yaşamadığı hiç bir kara parçası yoktur yeryüzünde. İslam ülkeleri tanımlaması "nüfusun yarıdan fazlasının Müslüman olduğu ülkeler, İslam'ın resmi din olduğu ülkeler ya da en yaygın dinin İslam olduğu ülkeler" şeklinde ifade edilirse 63 tane İslam ülkesi vardır. Bu anlamda dünya ülkelerinin de üçte birini İslam Alemi oluşturmaktadır.

Yeryüzünde yaşayan bütün varlıklar Hz. Peygamber (sav) ile birlikte ümmet sınırları içine dahil edildiğine göre, gayri müslimler, hatta görünmeyen varlıklardan Cinler de bu tanıma dahildir. Bu bakış açısı ile bütün varlıklar teknik anlamda ümmet olma şuuruna ermiş olan Müslümanlar'ın yardımına ihtiyaçları vardır.

Namutenahi yaşamın sınırsız mutluluğuna, ancak ve ancak bu şuuru ölmeden önce hem kalben hem de aklen idrak edebilen, bütün varlığı ile hayatının her bir zerresine zerk edip içselleştirebilenler erecektir.

Ümmet bilinci kendiliğinden oluşabilecek bir algı yapılanması değildir. İslam'ın bir yaşam dini olması için vahiy ile birlikte oluşan değerlerinin, simgelerinin her an canlı kılınması, toplumları ümmet yapan değerlerin yaşanır kılınması ile bu bilinç oluşabilir.

Bu bilincin sağlıklı bir şekilde süreklilik kazanması için, şahsi problemlerimizin, yada örfi kısır algılarımızın tedavi edilmesi gerekir.

Ümmet bilincinin, ümmeti meydana getiren temel unsurların, özellikle gençlerin dimağlarında canlı tutulabilmesi için faaliyetlere ihtiyaç vardır. Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi'nin Uluslararası İlişkiler Bölümü, International Affairs Division (IAD) yılda bir defa da olsa ümmet bilincine yönelik Ümmet Haftası düzenlemekteydi. Bu yıl vizyon genişlemesine giderek Küresel Ümmet Festivali (Global Ummatic Festival) adı ile 2014 yılında, bütün dünyada özellikle Türkiye'de gerçekleştirilen değişime ayak uydurarak, misyonunu küreselleştirmiş oldu. Ümmet adına varız (By the Ummah we stand) sloganı ile 22-28 Kasım günleri arasında ümmet bilincinin neşvü nema olmasına katkı sağlayacaktır.

Küresel Ümmet Festivali'nin açılış gecesine Kuala Lumpur Türkiye Büyükelçisi Başak Türkoğlu hanımefendinin de teşrif etmesi hem üniversite yönetimini, hem de bizleri mutlu etti. Belki de burada katıldığı ilk toplantıydı Başak hanımın. Büyükelçilik görevine başlayalı bir ayı bile dolmamıştı henüz. Ümit ederiz ki Serap Ataay hanım zamanında olduğu gibi öğrencilerimiz ve üniversitemizle samimi annecan ilişkiler devameder.

Konuşmasında Rektör Zaleha Kamaruddin hanımın da ifade ettiği gibi bizim kimliğimiz Müslümanlıktan gelir (Our Identity is Muslim). Ümmet için kim plan yapar? (Who plans for the Ummah?) sorusuna elbette "ben" cevabını verebilecek şuurda olmalıyız. Necip Fazıl'ın hitabına tam uyumlu olarak: "Kim var diye sorulunca, sağına ve soluna bakınmadan: Ben varım diyebilecek bir gençlik" şuuru.

Bize tek bir yaşam fırsatının verildiğini düşünürsek, bu hayatı doğru yaşamak ancak akıllı kişilerin yapabileceği bir iştir.

Bu yüzden küresel düzeyde ümmet bilincini yansıtacak entellektüellerin yetiştirilmesi başlıca görevi olmalıdır üniversitelerimizin. Bir vücudun parçaları gibi olmalıyız. Eğitim hikmeti de kapsamıyorsa salt kuru bir bilgiden öteye gidemez. Yangın söndürücü neferler gibi hem ruhi, hem de bedeni yangınların söndürülmesine katkı sağlayan, problem üreten değil sorun çözen fertler olmalıyız.

Dünya'nın yüzyürmi (120) ayrı ülkesinden öğrencisi ve 63 ayrı ülkesinden öğretim görevlisi olduğunu hesaba katarsak tam anlamıyla ümmetin beyinlerinin yetişmekte olduğu küresel bir eğitim kurumu Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi. Türkiye'nin siyasi açıdan sıkıntılı olduğu dönemlerde buraya 35 bilim adamı gelmiş, öğrencilerin yetişmesine katkı sağlamışlardır. Başbakanımız Ahmet Davutoğlu hocamızın da burada beş yıl görev yaptığını, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın fahri doktorasının buradan olduğunu hatırlarsak üniversitenin vizyonunun nerelere kadar uzandığını görebiliriz.

Medeniyet inşasının temel parametreleri ümmet şuurunun canlı tutulmasına, medeniyet simgelerinin hayatın ayrılmaz parçası haline getirilmesine bağlıdır. Parametrelerin motivasyonu tetiklemesi ile bu bilinç tarihin derinliklerinden gelen ülvi değerlerin hayata geçirilmesinde bilinç patlaması yaşatır.

Medeniyetin temel parametreleri, medeniyeti inşa edecek topluma hakettiği değeri verebilmekle gün yüzüne çıkar. Davutoğlu'nun bu günlerde medeniyet inşa vizyonuna uygun haleti efaliyyesi ve ruhiyyesi uzun zamandır ihmal edilen vizyona tam anlamıyla uygun düşer. "Halkı yaşat ki devlet yaşasın". Aslına rücu etmeye başlayan bu anlayışın, temelinin halka ve Hakka değer vermekle gerçekleşebileceğinin göstermektedir.

"Bundan sonra kimse bizim önümüzde, devletin önünde diz çökmeyecek, kimse devleti temsil eden kişilerin ellerini öpmeyecek. Çünkü bundan sonra amir olan millettir, memur olan devlettir. El öpecek olan devlettir." İfadesini burada zihretmeden geçmek istemedim.

Bu zihniyet devletin bütün kadrolarında içselleştirilebilirse, işte o zaman beklenen medeniyet inşası uygun mecrasına doğru yol almaya başlamış, ümmet bilinciyle bizden medet bekleyen 63 ülkeye kol kanat gerebilme vizyonuna sahip olmuşuz demektir.

Doç Dr. Saim KAYADİBİ

[email protected]