0

" Ey Rabbimiz unuttuk yahut yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme. Ey Rabbimiz, bizden evvelkilere yüklediğin gibi üstümüze ağır bir yük yükleme.

Ey Rabbimiz, taakat getiremeyeceğimizi bize taşıtma. Bizden sil, bağışla, bizi yarlığa, bizi esirge. Sen Mevla'mızsın bizim. Artık kafirler güruhuna karşı da bize yardım et."( Barakara /286)

Ruhlarımızın her an zerre zerre kuşatma altında olduğu zamanlarda gelen Ramazan'a merhaba. Kaldıramayacağımız yükler altında inlerken yükümüzü hafifletmeye gelen Ramazan'a merhaba.

Yaz sıcaklarının kavurucu, yakan kor eyleyen kaldırımlarına Rahmet yağmurları dökülüyor. Bir serinlik kuşatıyor insanlığı. Çaresiz kaldığımız zamanlarda kapanan gökyüzünden ırmak ırmak boşalıyor yağmurlar insanlığın üzerine. Dualara sığındığımız demlerde açılan avuçlar, yanan yürekler, yılgın seslenişler taşınıyor umuda, ümide, duanın çareler odağına. Dua kanatlı kuşlara yüklenmiş nidalar gibi, en tenhalarımıza sızıveren aydınlık ve dirilten kulluk bilinciyle yerleşiyor.

Kuşatmalar altındaki hanelerin sessiz çırpınışlarına gönderiyor Rahmet ayı seslenişini. Kuşatmalar altındaki şehrin en görünmez, en kahpe sahnelerine, en ayartan hallerine gönderiyor Rabbim Rahmet seslenişini.

Başı mağrifet ayının en başlarındayız. Mağrifet kapılarının tam önündeyiz. Akıp geçen zaman bizden hep bir şeyleri sürükleyip götürürken, anlamlı kılmaya çalıştığımız anların tam ortasındayız. Ayetler hayatımızın tükeniş duraklarına gönderiyor seslenişini… Her gün okuduğumuz Fatiha Suresi'nde: " Bizi Sırat-ı Müstakime hidayet eyle." diye yalvarışlar gönderiyoruz ya… Sonra ayetler çarpıyor yüzümüze, yüreğimize… "İblis dedi ki; öyle ise beni azdırmana karşılık, and olsun ki ben de onları saptırmak için senin Sırat-ı Müstakim 'in üstüne oturacağım." (Araf-16)

Başı mağrifet ayının Rahmet ırmağı çağıltılar halinde dökülürken yüreklere Sırat-ı Müstakim üzere olalım, ayaklarımız kaymasın diye dualar ediyoruz. Kavi ve yıkılmaz bir imanı Rabbim bizlere nasip etsin diye niyazdayız…

Uzan yola çıkmaya hüküm giyenlerin seferidir hayat yolculuğu. İnsanoğlu, bir çok badirelerle derin imtihanların duraklarında soluklanırken kul olmanın şuuruyla yürür bu yolu. Kıldan ince kılıçtan keskince zamanları vardır, zorlu, şeytanın vesveseleriyle ayartan halleri vardır, nefsin kışkırtan kulluktan çıkartan istekleri vardır, onu her dem saptırmaya çalışan şeytanının tükenmez hileleri vardı. Yola revan olan yolcu, eğilmeden, bükülmeden, dönüşmeden ayakları sabit direniş halinde bu yolculuğu tamamlamalıdır ki; gerçek kulluğunu icra etsin. Zordur kul olmak, ama o denli de kolaydır. Teslim olarak, İslam olarak, mümin sancılarla o yüce bağışlayan kapının önünde dimdik durmak… Kulluğun şuuruyla yalvarışlarla, gözyaşı akıtmak Yaradan'a. Aciz ve kimsesiz kaldığımız demlerde, sahibimiz olan ve ruhumuzun ve bedenimizin her zerresini bilen, Yüce Rabbe yönelmek…

Başı mağrifet olan mübarek Ramazanın ilk günlerini geçiriyoruz. Şefkat ve sevgiyle açılan sofraların, teslim yüreklerin konuğu olarak birlik ve beraberlikler içindeyiz. Bu mübarek zamanların bereketidir. Bu mübarek ayın üzerimize sağanak sağanak yağan muştusu ve arındıran ırmaklarıdır.

Bizlere mağrifet eyle Allahım! Bizleri bağışla mübarek ayın bereketi ve kuşatıcılığı ile ayaklarımızı dinin üzere sabit eyle… Neslimizi, bizden sonra gelen kuşaklara salah ve kurtuluş eyle…

Başı mağrifet olan mübarek Ramazan ayının kurtuluş olan duaları üzerinize olsun sevgili dostlar…

Not: Beyazıt Meydanında kurulu olan 34. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarın'da, Okur Kitaplığı Standında, 27 Haziran Cumartesi iftardan sonra saat 21.30 dan sonra kitaplarımı imzalayacağım yolu düşen dostları beklerim…

Selvigül Kandoğmuş Şahin / MİLAT