0

İşgalci Siyonist İsrail rejimi, dünyanın gözleri önünde, tüm ümmet çaresiz ve pasif bir biçimde izlerken, fütursuzca Müslümanların ilk kıblesi, Peygamberler diyarı, Peygamber Efendimiz'in (sav) imamet merkezi, Mirac ve İsra durağı Mescid-i Aksamız'a yeni bir saldırı daha gerçekleştirdi.

İsrail Askerlerinin Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa'nın içine girerek büyük bir pervasızlıkla, Kuran'ı Kerimleri yere atması ve mihrabı postallarla çiğnemesi geçtiğimiz günlerde basına yansıdı. Medya Platformu Derneği olarak bu olayın kabul edilemez olduğunu öncelikle tüm dünya kamuoyu ve sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu olay ne kadar vahimse, en az onun kadar vahim olanı ise bu konuda sessiz kalınması ve bazı basın kuruluşları tarafından bunun bir iddia olarak görülmesidir.


Müslümanların ilk kıblesi Mescid-i Aksa, yıllardır Siyonizmin işgali altındadır. Allah'ın çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksa ve Kudüs Siyonistler tarafından 1967 yılında işgal edildi. O günden bu yana, bu kutsal mekan sürekli tehdit altındadır. Siyonistlerin esas amacı, Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırmaktır. Bundan dolayı da Kudüs'ü işgal ettikleri günden itibaren, Mescidi Aksa'yı sayısız kez kundaklamışlardır.

Siyonist rejim, yıllardır Müslümanların ve liderlerinin sessizliği, ve pasifliğinden de istifade ile Mescid-i Aksa'nın etrafını Yahudi yerleşimcileri yerleştirerek kuşatmışlar, ardından da bölgeyi Müslümanlardan arındırma çalışmasına girmişlerdir. Mescid-i Aksa'nın içini Müslümanlardan temelini de topraktan ayırmak suretiyle ilk kıblegamızı yıkmayı amaçlamaktadırlar. Azılı siyonist liderlerin gösterdiği hedefler doğrultusunda şimdi de Mescid-i Aksa tamamen ibadete kapatılmıştır. Başlatılan bu uygulama Müslümanların tepkisizliği karşısında kalıcı hale gelecektir.

Bu zalim ve barbar saldırıyı planlı bir biçimde gerçekleştiren işgal rejiminin tek ve nihai hedefi Mescid-i Aksa'yı ele geçirip yıkmak ve yerine iddia ettikleri Süleyman Tapınağı'nı inşaa etmektir. Bu hedefe giden yolda her türlü yolu mübah görmektedirler.

Öyle ki; bu yolda tarihi eserleri yıkmaktan, gaz bombaları ile insanlara saldırmaktan hatta insanları öldürmekten çekinmeyecek kadar hunhar ve saldırgandırlar.

Mescid-i Aksa ve genel olarak Filistin bizim en önemli kıymet ve kutsallarımızdan birisi. Mescidi Aksa aynı zamanda Yüce Allah'ın yeryüzündeki ilahi ayetlerinden bir ayettir. Çünkü İsra suresinin birinci ayetinde şöyle buyurulmaktadır: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldığımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." Burada dikkat edilirse, Resulullah (s.a.s.)'ın Mescidi Haram'dan Mescidi Aksa'ya yürütülmesinin sebebiyle ilgili olarak "kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için" denmektedir. Allah dileseydi Resulullah (s.a.s.)'ı Mescidi Haram'dan da miraca yükseltebilirdi. Ancak kendisine birtakım ilahi ayetlerin gösterilmesi amacıyla önce Mescidi Aksa'ya getirilmiş ve oradan miraca yükseltilmiştir. Demek ki, burası da Allah'ın yeryüzündeki ilahi ayetlerinden bir ayettir. Dolayısıyla buraya asıl sahip çıkmaları gerekenler Müslümanlardır.

Resulullah'a (s.a.v) Meymune (r. anha): "Ey Resulullah! Bize Mescidi Aksa hakkındaki hükmün ne olduğunu bildir" dedi. Resulullah (s.a.v.) da şöyle buyurdu: "Oraya (Mescidi Aksa'ya) gidin ve içinde namaz kılın." -Hadisin ravisi dedi ki: "O zaman burası Daru'l-Harb'di (yani Müslüman olmayanların hakimiyeti altındaydı)."- (Resulullah (s.a.s) sözlerine daha sonra şöyle devam etti): "Eğer oraya gidemez ve içinde namaz kılamazsanız kandillerinde yakılmak üzere oraya zeytinyağı gönderin."

Allaha hamd olsun, Filistin'e, Kudüs'e ve Mescid-i Aksa'ya canı ve kanı pahasına sahip çıkan hizmet eden ve Kudüs'e Kudüs-ü Şerif diyen Yavuz Sultan Selim ve Cennetmekan II. Abdülhamid Han'ın torunları olarak başta Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN ve Başbakanımız Ahmet DAVUTOĞLU, Mescid-i Aksa'ya yapılan bu saldırıyı kınamak, uluslararası kamuoyunu harekete geçirmek ve ümmeti uyandırmak üzere çağrılarda bulunmuşlardır.

Bu kutsal mabedin savunmasının sadece Filistin'li kardeşlerimizin omuzlarına kalmamalı. Sorumluluk topyekûn İslam ümmetine aittir.


İKİ DOĞU ve İKİ BATI'NIN RABBİNE EMANET OLUNUZ...