0

Peygamberimiz hicri sekizinci yılda Taif üzerine sefere çıktığında, yol üzerindeki Liyye kasabasında konaklamıştı. Liyye'de Ebû Uhayha'nın geniş toprakları, yüksekçe bir tepe üzerinde de kabri vardı.

Ebû Uhayha, hicretin birinci yılında müşrik olarak ölmüş bulunuyordu.

Fakat iki oğlu Amr ile Eban, sonradan İslam'a girmişler, Peygamberimizle sefere de katılmışlardı.

Liyye'de gezerken, Peygamberimizin yolu Ebû Uhayha'nın kabrinin bulunduğu tepeye uğradı. Yanında Hz. Ebubekir, Ebû Uhayha'nın oğulları Amr ile Eban da vardı. Peygamberimizin kabre doğru baktığını gören Hz. Ebubekir:

Allah, bu kabir sahibine lanet etsin. O, Allah ve Resûlüne karşı en şiddetli mücadele edenlerdendi, dedi.

Bu söz, Ebû Uhayha'nın oğullarının ağırına gitti. Onlar da Hz. Ebubekir'in babası Ebû Kuhafe'ye lanet ettiler:

Allah Ebû Kuhafe'ye lanet etsin. O, misafirleri ağırlamaz, haksızlığa karşı durmazdı, dediler... Havanın bir anda elektriklendiğini gören Allah Resûlü duruma müdahale etti. İki tarafı da susturdu. Ve şu düşündürücü ikazı yaptı:

Ölüler hakkında ister mü'min, ister müşrik olsunlar, kötü söz söylemeyin. Bu söz onlara erişmez. Fakat dirileri incitir.

Gerçekten de İslam düşmanı Ebû Uhayha hakkında kötü söz söylenmesi, hayattaki oğullarını rencide etmişti. Her ne kadar Amr ile Eban Müslüman olmuşlarsa da, nesep bağı sebebiyle babaları hakkında ileri geri konuşulmasına tahammül edememişler, bu sözü bir nevi ailelerine hakaret saymışlardı. Bu yüzden Peygamberimiz, yukarıdaki anlamlı ikazını yapmak durumunda kalmış, mü'minlerin ölmüş gitmiş kişiler hakkında konuşurken dikkatli, nezaketli ve edepli olmalarını istemiştir.

Söylenen sözün, elbette ölmüş kişiye erişmesi, zarar vermesi söz konusu değildi. Ancak o sözü işiten, ölünün yakını veya seveni rencide olabilirdi. Sebepsiz yere müminler arasına soğukluk ve kırgınlık girebilirdi.

***

Peygamberimiz, İkrime'nin Müslüman olması üzerine, İkrime'nin babası, İslam'ın amansız düşmanı Ebû Cehil hakkında da mü'minleri kötü söz söylemekten men etmişti.

Ebû Cehil'in oğlu İkrime, Mekke'nin fethi üzerine, öldürülmekten korkarak kaçmıştı. Peygamberimiz onun hakkında af çıkarmış, hanımını ardından göndererek Mekke'ye geri dönmesini istemişti.

İkrime'nin hanımı Ümmü Hakim, akıllı bir kadındı. Müslüman da olmuştu. Kocasının peşi sıra gitti. Gemiyle Habeşistan'a gitmek üzereyken ona yetişti, geri dönmeye razı ettiği gibi, İslam'a girmeye de ikna etti.

Birlikte geri döndüler.

Mekke'ye yaklaştıkları sırada, Peygamberimiz ashabına, İkrime'nin iman ettiği müjdesini verdi.

– Ebû Cehil'in oğlu İkrime, sizin yanınıza mü'min olarak geliyor, dedi.

Sonra da onlara şu tembihi yaptı:

Sakın İkrime'nin yanında babası Ebu Cehil hakkında kötü söz söylemeyin. İleri geri konuşmayın. Çünkü ölüye kötü söz söylemek, diri olan yakınını rahatsız eder. Ölüye de hiç bir şey eriştirmez.