Zâlimliğine ve Milletimize verdiği telâfîsi imk̃ânsız zarârlara rağmen, Cemâl̃ Paşa, Erden’e nazaran, rahmetle yâdedilmeliymiş!

Erden, kendisine çeşid çeşid mezîyetler yakıştırdığı, hâlbuki, dîğer taraftan istibdâdına ve zâlimliğine bizzât şâhid olduğu Cemâl Paşa’yı, yine de muhabbet ve şefkatle yâdediyor… Ne de olsa, onlar, Macedonia Risorta ve Veritas günlerinden beri Dâvâ arkadaşıdırlar!

“Cemal Paşa cevval bir zekâ, fevkalâde çabuk intikal ve seziş sahibiydi. Çalışkandı. Azim ve enerji, yaratıcı irade, yaratıcı ihtiras, yaratıcı cür’et sahibiydi. Hareket ve icra adamı, tanzimci ve teşkilâtçıydı. İlh…”

1-288

(Mehmed Mazlum Çelik, 21.7.2020; pinterest; https://www.indyturk.com/node/214486/k; 15.9.2026)

“Cemâl̃ Paşa, Sûriye ve Garbî Arabistan’ın tâcsız imparatoruydu”… (Org. Ali Fuad Erden, Birinci Dünya Harbinde Suriye Hâtıraları, İstanbul: Halk Matbaası, 1954, s. 109)

***


Kezâ, etrâfında, onun kadar zekî adam yokmuş:

“Cemal Paşa:

‘- Ben maiyetimde benden zeki adam istemem’ derdi.

“Fakat bu endişe varid değildi. Onun maiyetinde ondan zeki, hattâ onun kadar, hattâ ona yakın derecede zeki adam zaten yoktu.” (Erden, Birinci Dünya Harbinde Suriye Hâtıraları 1954: 104, 106-107)

Erden, senelerce Erk̃ânıharbiye Reîsliğini yaptığı ve gölgesinde bir “İmparatorluk Başvekîli” gibi icrââtta bulunduğu Midillili Ahmed Cemâl Paşa’yı minnetle yâdediyor:

“Cemal Paşa, Ali Fuad (Erden) in âlî kumandanı, sayın hocası, şefkatli ve müsamahalı büyük ağabeysi, hattâ babasıydı.” (Erden, Birinci Dünya Harbinde Suriye Hâtıraları 1954: 225)

Ve onca kötülük yaptığı Milletimizin onu rahmetle yâdetmesini istiyor:

“Cemal Paşa’ya Allah rahmet etsin! O; millî tarihte, rahmetli Cemal Paşadır. Öldükten sonra, vatandaşları tarafından rahmetle anılmak mertebesine ermiştir. Şehitler diyarı, kahramanlar kahramanı, ünlü sınır kalesi Erzurum’un pâk sinesinde ve aziz bağrında gömülüdür.” (Erden 1954: 116)

Bu insanların adâletle hükmetmelerini ummak, beyhûdedir! Zîrâ zâhiren Müslüman görünmelerine rağmen, onlarda, İlâhî Kaynaktan beslenen bir vicdânî hassâsiyet gelişmemiştir!

Midillili Ahmed Cemâl̃ Paşa: Veritas Locası’nın bir müntesibi

Midillili Ahmed Cemâl̃ Paşa, 1906’da İtalya Meşrik̆-i Âzamı’na tâbi Macedonia Risorta Locası’nda têsîs edilmiş olan İttihâd ve Terak̆k̆î Komitası’nın çekirdek kadrosuna dâhildi. Belki başlangıcda böyle olmasa dahi, zamân içinde, Komita’nın en nüfûzlu şahsıyetlerinden biri hâline geldi.

Hakkında bir kitab têlîf etmiş olan Doç. Dr. Nevzat Artuç’un tesbîtine nazaran, Mehmet Necip Efendi ile Binnaz Hanım’ın çocuğu olarak 6 Mayıs 1872’de Midilli’de doğan Cemâl̃ Paşa, mâhûd Komita’ya, Eyl̃ûl̃ 1906’da, 150 kayıd numarasıyle âzâ kaydedilmiştir. (Doç. Dr. Nevzat Artuç, “Cemal Paşa (1872-1922). Asker, siyasetçi ve İttihat ve Terakkî Cemiyeti liderlerinden biri”, 19.11.2020, Atatürk Ansiklopedisi, https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/583/Cemal-Pa%C5%9Fa-(1872-1922); 8.9.2026, v.s.) (Prof. Dr. Şükrü Hanioğlu’nun yukarıda atıfta bulunduğumuz makâlesine nazaran, babası Mehmed Necîb Efendi, “askerî eczâcı” idi…)

Macedonia Risorta İTK’sının müessislerinden biri olan Kolağası Kâzım Nami Duru (1875 - 1967), Cemâl Paşa’nın (Farmasonluğun bir üst teşekkülü olan) İTK’ya intisâb merâsiminde kendisinin de hazır bulunduğunu beyân ediyor:
“Cemâl Paşanın (Osmanlı Hürriyet Cemiyeti) ne alındığı gece ben de orada idim. Gösterdiği gayret, ettiği hizmet yüzünden (İttihat ve Terakki Cemiyeti) nin umumî merkezine de alınmıştı. O vakit Talât, Rahmi, İsmail Canbolet, Erzurum cephesinde şehit düşmüş olan Leskofçalı Faik Paşa, Manyasizade Refik bey, Erkânıharp Hafız Hakkı gibi arkadaşların bu merkezde çalıştıklarını öğrenmiştim. Çünkü ilkin Talât, Rahmi, İsmail Canbolet’ten teşkil ettiğimiz (Heyeti Âliye) ile alâkamızı kesmiştik. Manyasizade Refik Beyin, Cemiyete alındıktan sonra Umumî Merkeze getirildiğini öğrenmiştim. Meşrutiyetin ilânına yakın, Şam’dan Kolağalığına terfi edilerek [ettirilerek] Üçüncü Orduya memur edilen Mustafa Kemâl’in de bu Merkeze alındığını hatıralarından öğrendim.” (Kâzım Nami Duru, İttihat ve Terakki Hatıralarım, İstanbul: Sucuoğlu Matbaası, 1957, ss. 73-74)

Evvelki neşriyâtımızda müteaddid def’alar îzâh ettiğimiz vechiyle, İttihâd ve Terak̆k̆î Komitası (İTK), İtalyan Masonlarının “karbonari” modelini benimsemişti. Buna göre, evvelâ Masonluğa intisâb etmek, masonî terbiyeyle muayyen bir seviyeye gelmek, Masonluk bünyesinde kendini isbât etmek esâsdı. Komita’ya intisâb, bu ilk basamaktan sonra mümkündü. Bu vâkıayı, bir kerre daha, Üstâd-ı Âzam Kemalettin Apak’ın (İstanbul, 1898 – Ankara, 11.8.1962) kalemiyle tesbît edelim:

“Selânikteki Makedonya Rizorta [doğrusu: Maçedônya Risôrta] ve Veritas localarının İttihat ve Terakki Cemiyetinin gelişmesinde ve Meşrutiyetin ilânının temin edilmesinde de mühim rolleri olmuştur. İttihat ve Terakki Cemiyeti bu localardan büyük bir kuvvet almıştır. O zamanlar bu localara gerekli vasıfları haiz görülen kimseler kabul edilir ve Mahfilde iyice tecrübe edildikten sonra İttihat ve Terakki Cemiyetine geçirilirdi.” (Kemalettin Apak, Ana Çizgilerile Türkiyedeki Masonluk Tarihi, İstanbul, 1958, s. 38)

2-183

Hür ve Kabûl Edilmiş Masonlar Büyük Locası’nın İnternet Sitesinde (https://www.mason.org.tr/kemalettin-apak; 13.9.2026), 1960 – 1962 devresinin Üstâd-ı Âzamı Kemalettin Turgut Apak’ın Üstâd-ı Âzam kıyâfetiyle resmi ve Türkiye’de Masonluk târihi hakkında -tenk̆îdî zihniyetle değerlendirilmek şartıyle- mühim bir kaynak olan eseri… (Burada iç kapağı görülen kitabı, bana, 27 Kasım 1982’de, kadîm arkadaşım, kıymetli târihçi Prof. Dr. Ali Birinci hediye etmiştir. Kendisini bilvesîle muhabbetle yâdediyorum. Araştırmalarımda, neşriyâtı vâsıtasıyle kimden istifâde ettiysem ve kimden şahsen yardım gördüysem hepsine müteşekkirim.)

***

Aynı tesbît, Mason Üstâdı Tamer Ayan’ın kaleminden de okunabilir:

“(Mustafa Kemâl) hem İttihatçı, hem de Mason olan asker ve sivil arkadaşlarının etkisiyle, ‘Önce Mason, Sonra İttihatçı' kuralına uygun olarak, önce Macedonia Risorta Locası'nda Mason olmuş ve bunu takiben de İttihat ve Terakki Cemiyeti'ne 1907 yılında 322 numara ile üye yapılmıştır.” (Tamer Ayan, Kalbimizde Saklı Kalan Atatürk ve Masonluk, Ankara: Yurt Kitap-Yayın, “Sır Metinler”, 2008, s. 162)

Binâenaleyh, Midillili Cemâl Paşa da, dîğerleri gibi, İTK’dan evvel Masonluğa intisâb etmiştir. Bu târih, çekirdek kadroyu teşkîl eden Tal̃at Paşa ve arkadaşlarının tekrîs edildiği günlerden daha sonrasına, 1904 ilâ 1906 senelerine âid olmalıdır. Talat Paşa’nın Macedonia Risorta Locası’na intisâb târihi, 12 Haziran 1903’tür. Cemal̃ Paşa ise, Macedonia Risorta’nın sînesinden doğan Veritas Locası’nda tekrîs edilmiştir. Bu ikinci Loca, 17 Eylûl 1904’te faâliyete geçtiğine göre, Onun tekrîs âyini, Eyl̃ûl̃ 1904 – Eyl̃ûl̃ 1906 arasındaki bir târihte icrâ edilmiş olmalıdır. (Tal̃at Paşa’nın Sabataîlik ve Masonluğuna dâir vesîkalar, şu kitabımızdadır: Filistin Cephesi Hezîmetinin İçyüzü 19-20 Eyl̃ûl̃ 1918, İstanbul: Altındağ Ye., Temmuz 2026, 2. baskı -ilk baskı: Kasım 2025-, ss. 129, 131)

Midillili Cemâl̃ Paşa’nın Veritas Locası’na intisâbına dâir bilgimizin kaynağı, Apak’ın mezk̃ûr eseridir. Apak’ın Masonluğun Selânik devresi için verdiği mâl̃ûmâtta bâzı ciddî hatâlar bulunuyor: Selânikli Yahûdi avukat ve iş adamı Emanuele Carasso’nun Veritas Locası’nın Üstâd-ı Âzamı olduğu gibi… Hâl̃buki o, Macedonia Risorta Locası’nın müessis kadrosu içinde yer almış ve bu Locanın Üstâd-ı Muhteremi seçilmişti. Apak’ın bu çeşid hatâlarının sebebi, herhâlde, Balkan Harbi sonrasında, o Localardaki evrâkın Türkiye’ye taşınmamış olmasıdır. Bu Localar, Yunan hâkimiyeti altında, daha onlarca sene, faâliyetlerine devâm etmişler ve evrâkları da kendilerinde mahfûz kalmıştır. Bu meyânda, her ikisi de Yunanistan Büyük Locası’nın hâkimiyetine geçen Macedonia Risorta ve Veritas Locaları, 1937’de, “Macedonia Risorta e Veritas” ismi altında birleşmişlerdir. Pek çok ecnebî Mason kaynağında Mustafa Kemâl’in mensûb olduğu Locanın Macedonia Risorta e Veritas olarak zikredilmesinin sebebi budur. (Sabataî Mason Üstâdı Celil Layiktez, İngiltere Müttehid Büyük Locası ile Fransa Meşrik-i Âzamı’nın arşivlerindeki Türkiye’yle alâkalı bilerce vesîkanın mikrofilmlerini HKEMBL’nın arşivine kazandırdığına göre, Mason müellifler, bundan böyle, isterlerse, kendi târihlerine dâir çok daha şâyân-ı îtimâd kitablar yazabilirler… -Yahûdilik-Masonluk Münâsebeti; Milat, 2.10.2024/68’e mürâcaat-)