0

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın IMF ve Dünya Bankasına alternatif olarak kurulduğu söylenen Asya Kalkınma Bankasının katılımına onay veren imzasını gazetelerden öğrendiğim ilk anda aklımdan geçen şey şu oldu; "paranın efendilerinin buna tepkisi nasıl olacak?"

Sultanahmet Meydanı'ndaki patlama haberini duymam çok zaman almadı.. Bizden, İŞİD adlı örgütün yeni bir intihar eylemi gerçekleştirildiğine inanmamız istenmişti. Bizden istenilen buydu fakat başta Çin ve Almanya olmak üzere üzere bu bankanın kurulmasında etkin olan ülkeler yada ülkeler içindeki "anti-gladyocu" ekipten istenilen, mesajın net olarak alınmasıydı. Patlama haberini duyan Cumhurbaşkanı için sanırım bu sürpriz olmamıştır. Yada, "İŞİD'çilerin yeni bir eylemi" diye düşünmemiştir herhalde...

Gladyo uzun bir süredir, kurup finanse ettiği İŞİD adlı örgüt üzerinden kendi kontrolü dışında gerçekleşen ekonomik ve siyasi oluşumlara kanlı operasyonlar düzenliyor. Seçim arifesinde olan, Diyarbekir ve Ankara patlamalarını da bu yönde okumak faydalı olur kanısındayım.

Gladyo'nun mevcut planlarının dışında hareket edip, yeni oluşumlar için ortam arayışları olan Türkiye'deki mevcut siyasi hükümet uzun süredir can sıkıntısı olmaya devam ediyor. Bu hükümet ne yola geliyor ne de alışılageldiği şekli ile askeri yada sivil görünümlü faşist hareketlerle devrilebiliyor. Paşalar olması gereken çizgiyi aşmıyor-aşamıyor. Anayasa Mahkemesi, Barolar Birliği, Mimarlar Odası gibi darbe artığı kurumlar başarılı olamadılar. Aydın Doğan basını etkisiz, devreye sokulan romantik ve sol görünümlü faşistlerin iç savaş kışkırtmaları halkta karşılık bulmuyor. Ülkenin yarısı patlayan her bombada, kazılan her çukurda, sokağa dökülen her toplulukta yüzünü "Wall street"e dönüyor. Diğer yüzde ellisinin en az yarısının aklında da bu düşüncelerin dönüp dolaştığından eminim.

Sevgili Wall street! yapmış olduğun tüm hizmetler için sana sonsuz saygı duyan biri olarak söylüyorum, gelip dayandığın nokta bu olmamalıydı.

You could do much better!...

The game is over.

ABD başkanlarından Abraham Lincoln bu yapıyla mücadele ettiği için bir tiyatroda ensesinden vurularak öldürüldü. Onu vuran John Wilkes Boot tetiği çekerken "Sic semper tyrannis" "Bütün diktatörlerin sonu bu olur" diye bağırıyordu. Faiz lobisiyle mücadele eden her siyasi liderin diktatör diye lanse edilmesinin bir gelenek olduğunu kim inkar edebilir şimdi?

Gladyo'nun belirlediği çerçevenin dışına çıktığı için suikaste uğrayan bir başka ABD başkanı ise John F. Kennedy. Elbette o da tek adam olma hayalleri kuruyordu!...

Amerikalılar Gladyo ile mücadelede 4 başkanlarını kurban verdi yine de bu yapı ile başedemedi. Siyasetten, orduya, basından iş dünyasına heralanda kolları olan bir yapı bu. Bugün ABD'nin derin devletini oluşturan yapıdır bu bahsedilen. Fakat İbn-i Haldun'un "devletler de tıpkı insanlar gibi doğar, büyür, yaşlanır ve ölür" dediği gibi devletleşmiş örgütler de doğar, büyür, yaşlanır ve ölür.

Bir görüşe göre 150 yıl bir görüşe göre 300 yıllık geçmişe sahip olan bu yapınında ölme zamanı yaklaştı. Yeryüzünün tümüne yayılmış adaletsiz refah sistemi, "kontrollü kaos" ekolü çökmüş bulunmakta. Bu yapıyı devam edilebilir bulmayanlar ilk başta Batı denen toprak parçasında yaşayan, gelişmeleri sessizce izleyen insanlar.

Çok ta uzun sürmeyecek bir zaman dilimi sonunda bir sabah uyandığımızda ABD, Kanada ve Avrupa'nın bir çok ülkesinde, Türkiye'deki Ergenekon ve paralel yapı operasyonları türü operasyonların gerçekleştiğini göreceğiz. Medyatik dil ile söyleyecek olursak "ortalık yıkılacak." Yenilmez denilenler yenilecek, yıkılmaz denilenler yıkılacak. Önde gelen siyasetçiler, senato üyeleri, birçok ülkenin bütçesinden daha büyük bütçeye sahip şirketlerin CEO'ları, albaylar, generaller, insanların şaşkın bakışları arasında gözaltına alınacaklar. Büyük gün gelip çattığında olup biteni sessizce seyreden insanlardan bazılarının aslında sessizce izlemediklerini öğreneceğiz.

Game over!

Kürt sevgisi çabuk bitti anlaşılan

Marmaris'te yaşayan bir Kürt vatandaş, Facebook'ta paylaştığı geleneksel Kürt kıyafetleriyle çektirdiği bir fotoğraftan dolayı komşuları tarafından temizce sopadan geçirilip ardından meydanda bulunan anıtın üstüne çıkartılıp Atatürk'ün büstü öptürülmüş zorla.

Onca sene Konya'da Türklerle beraber yaşadım. Tüm çocukluğum orda geçti. Bir kişi bile beni Atatürk büstüne çıkartıp zorla onu öptürme cinnet halini yaşamamıştı. Böyle bir şeye cesaret edebilecek bir kişi bile olmadı. Denilebilir ki "Konya dincidir, dinciler böyle hastalıklı davranışlar sergilemez." Hayır! çok Kemalistler, faşistler de tanıdım lakin buna cesaret edebilecek biri çıkmamıştı. Fakat Kemalist faşistlerden bu tür hakaretlere uğrayan Kürtler'in hikayelerini duymuşluğum olmuştur. Kimdi bu Kürtler biliyormusunuz? Kemalistlerle iş pişiren kendileride CHP geleneğinden gelen bir kısım Kürtler... Ta o günlerde, faşistlerle kanka olan Kürtler'in "regular" durumu buydu.

Onca zaman geçti, Türk ve Kürt faşistlerde hal, vaziyet "same old".

Dayak yemeye devam ediyorlar. Sonra bizim yanımıza gelip "bu Türkler şöyle kötü böyle kötü" hikayeleri...

Biz mi dedik sana git Kemalistlerle iş tut?

Biz mi dedik sana seçilmiş sivil hükümet'i devirmek için faşist ittifaka dahil ol, seçimi açık ve net bir sonuçla kaybettiğin halde yolda karşılaştığın faşist partinin milletvekiline "çak! nasıl salladık ama" diye sevinç gösterileri yap?

Bizim sevgili faşistlerimiz epey bir zamandır biz Kürtleri çok sever olmuşlardı oysa. Bu sevgi, üst aklın "AKP'yi ancak Kürtlerle" yıkarsınız diye kulaklarına üflemesiyle başlamıştı. 7 haziranda umutlanır gibi oldular ama 1 Kasım'da bu umutlar yerini daha yoğun bir kaygıya bıraktı. Marmaris'teki olaya bakıyorum da, çarçabuk fabrika ayarlarına dönmüşler... Same old, same old...

Söylenmese eksik kalırdı

"Misogerîya di nav Pêşdarazî, azwerî û xezebê de ji dehengre mirês xuya dibe.''

"Önyargı, ihtiras ve öfkedeki kesinlik aptala muhteşem görünür."

- Mansur Mervan -