0
Farklılıklarımızla birlikte aynı vatanın toprağında nefes alıp vermekteyiz. Nefes alıp verişlerimizin özgürce devamedebilmesi, bizi bir yapan ortak değerlerimizin yaşatılmasına bağlıdır.
"Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın." (Kur'an 3:103) Kainatın ve bütün varlıkların yaratıcısı birlikte olmamızı emredip dururken ayrılığa düşmemizin ne derece kötü sonuçlarının olduğunu onlarca yıldır görmekteyiz...
Coğrafyamızı kan gölüne çeviren Emperyalistlerin oyunlarının farkına varmak zorundayız. Mezhep kavgalarını körükleyen Emperyalist güçler kadar bu kavgaların körüklenmesi için Medyayı kullanarak aramıza fitne tohumları ekenler de onlar kadar sorumludurlar.
Oynanan oyunları ferasetimizle görmek zorundayız. Oyunu görmek yetmez elbet, gücümüz yettiğince atılan düğümleri çözmeye, kurulan tuzakları bozmaya çalışmalıyız.
İslam Alemi onlarca yıldır başsız, çaresiz bir çekilde Emperyalist güçlerin oyunları ile birbirlerinin kanını dökmekte, birbirlerinin namuslarını çiğnemekteler. Birbirlerinin kanlarına ya aramızdaki fitneciler yüzünden ya da doğrudan kurulan oyunlarla girmişlerdir.
Artık uyanıp, herkesin gücü nispetinde uyuyanları uyandırma vaktidir...
Cumhurbaşkanımız, dur durak bilmeden dünya Müslümanlarının uyanışı için nefes nefese "Birlik" çağrısı yapıyor, bir olmamızın artık kaçınılmaz olduğu mesajlarını veriyor. Manevi liderlerimiz de "Birleşsin güçler def etsin akbabaları, şanımız yürüsün cihanda. Sefillere uşak olmayalım." diyerek birlik ve beraberliğe çağırmaya devamediyorlar. Madem ki bir davaya inanıyoruz. Mademki bizi yaratanın kölesi olmak için yaşam mücadelesi veriyoruz, o zaman inananlar BİR olmak zorunda. Şanımızın yeryüzünde yeniden yürümesi bu birliğe bağlı. Aç sırtlanların tuzaklarına gelmemek için tefrikadan sakınıp birliğe yol almalıyız.
İslam Alemi'nin ve özellikle de ülkemizin önünde kurulmakta olan tuzakları bozabilmemiz için güçlü olmamız, bir ve diri olmamız gerekir.
Bu gerçeği bir metaforla yeniden hatırlayalım...
Çocuklarının içine düştükleri belalardan muzdarip ferasetli bir baba varmış. Onların neredeyse hergün mahalle çocuklarının saldırıları ile perişan bir şekilde ağlayarak eve geldiklerini görmekte, için için üzülmekteymiş. Birgün birinin burnu kanayarak, diğer gün öbürünün gözü morararak, bir başka gün de küçüğünün suratı dağılmış olarak eve gelirlermiş...
Baba onlara bir ders vermek, hayatın gerçeklerini onlara da öğretmek için başına toplamış...
Ve demiş ki onlara "Hepiniz aynı boyda ve aynı kalınlıkta ikişer sopa kesip getirin!". Çocukları sopaları getirince, baba demiş ki: "şimdi sopalarınızın birer tanesini bana verin, diğeri de sizde kalsın". Çocuklar öyle yapmışlar. Baba, kendisine verilen sopaları daha önce hazırlamış olduğu bir iple bağlayıp eline almış. Sonra çocuklarından ellerinde kalan sopaları kırmalarını istemiş. Hepsi de istisnasız ellerindeki sopaları kolayca kırmışlar. Bunun üzerine baba elinde bağlı duran sopaları en büyük oğluna uzatmış ve "hadi gücün yetiyorsa bunu kır" demiş. Çocuklarının herbiri bütün güçlerini vermelerine rağmen, yek hale gelen sopaları kırmaya güç yetirememişler. Artık baba çocuklarına kendilerini nasıl müdafaa edebileceklerini uygulamalı bir şekilde göstermiştir.
Sırtını geriye doğru çekip hikmetin çocukları tarafından da kavranılmış olduğunu pekiştirmek için şöyle demiş: "Sizin de gördüğünüz gibi elinizdeki tek sopalarınızı kolayca kırabildiniz, ama bir araya getirdiğimiz sopaları ise hiçbiriniz kırmaya güç yetiremediniz. Siz de eğer tek tek olursanız yenilmekten, kırılmaktan kurtulamazsınız. Yok eğer birlikte hareket ederseniz, bir birinizi sayar, gözetir, birbirinize destek olursanız sizi hiçkimse yenemez. Bir olmanın gücünü görürsünüz, akşam eve ağlayarak değil, neşeler saçarak, şakalar yaparak gelirsiniz." demiş.
15 Temmuz tecrübesini yaşamış asil bir millet olarak hepbirlikte hareket edebilir, düşmanlarımızı alt edebiliriz. Coğrafyamıza huzur ve barış gelebilir, farklılıklarımızla birlikte huzurlu yaşayabiliriz.
Birliğimizi başarabilirsek "Maneviyat bahçemize dadanmış domuz sürülerini, sırtlanları, hain köpekleri, kurnaz tilkileri, leş kargalarını, kanımızı, canımızı, değerlerimizi, zenginliklerimizi emmeğe yeltenen sülükleri, asalakları" da sonsuza kadar işbirlikçileriyle birlikte yok edebiliriz.
Altıyüz yıl nasıl ki farklılıklarımızla birlikte birlik şuuruyla yaşayabildiysek şimdi de bunu başarabiliriz.