0

Her ne kadar bir kısım cenah "Satranç oynamaktansa ateşi tutmak daha hayırlı. Oynayanlar lanetlenmiştir" dese de "Ben satranç oynarım. Herkese de tavsiye ederim. Satrancın din adına yasaklanmasını da son derece akıldışı bulurum. Bu aklın neşesidir. Aklın meydan okumasıdır." diyen sağduyu sahibi zevatın varlığı akıl sahiplerine güven telkin ediyor.

Geçtiğimiz günlerde Türkiye satranç Federasyonu tarafından düzenlenen ve rekor sayıda yarışmacının katıldığı "Türkiye Küçükler, Yıldızlar ve Emektarlar Satranç Şampiyonaları" Antalya'da başladı. Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığınca satrancın ilkokullarda seçmeli ders olarak teşvik edilmesi sayesinde birçok evladımız temel eğitimle birlikte satranç öğrenmeye başlamıştı.

Hayatın küçük bir modeli olan satranç (Dr. Olgun KULAÇ'ın kitabından yararlanarak) bakın zihinlere aslında neler tavsiye ediyor!

İlk tavsiyesi "Önce düşün, sonra oyna". Kendinize bir bakın geçmişte düşünmeden vermiş olduğunuz kararların ceremesini hem siz hem sevdikleriniz çekmedi mi? Belki de toplum olarak en çok bu eksiklikten muzdaribiz. Cezaevlerindeki mahpuslar, iflas etmiş girişimciler, bozulmuş dostluklar, yuvası yıkılan aileler.

İkinci uyarı, "Zamanı iyi kullan" dır. Satranç turnuvalarında zamanı kısıtlamak için satranç saati kullanılır. Adil olması için her iki tarafa da ortak zaman verilir. Üstünde basma düğmesi vardır. Hamle yapıldıktan sonra oyuncu düğmeye basar ve saat çalışır. Buradaki mesaj oldukça açıktır. Hayatta hiç bir şey için sınırsız zamanımız yoktur, hatta oldukça kısıtlı bir zaman dilimi içinde yapılacak işler vardır.

Üçüncü uyarı "Plan yap". Satrançla biraz uğraşanlar hemen bir kaç ay içinde en az iki hamle ilerisini tahmin edebilir hale gelebilir. Hele ustalaşmış oyuncular rakibinin tepkilerine göre bir strateji kurup planını yapar. Farkındaysanız aslında hayat üzerine konuşuyoruz. Üniversite sınavına hazırlanan realist bir genç en az bir yıllık çalışma planı tasarlayıp uygulamaya koymazsa hedeflediği okulun hayal olduğunu çok iyi bilir. Kısa ve orta vadeli planları olmayan bir işletme ayakta kalmayı başaramayacaktır. Hayatın her katmanında plan gereklidir. Ancak planı sadece eğitimli zihinler yapabilir. İşte satranç bu eğitimin ta kendisidir.

"Durumu değerlendir". Yani yukarıdan bakarak durumu bağlantıları içinde değerlendir. Geçmişi baz alarak, ihtimalleri hesaba katarak avantajlarını ve dez avantajlarını gör. Yalnız, bunu yapabilmek için zamanın seni sürüklemesine direnip kısa bir süreliğine durmalısın. Öyle ya durum, durarak değerlendirilir.

Bir diğer tavsiye "Kurallara uy" dur. Çünkü karmaşayı düzene dönüştüren sadece kurallar dır. Aksi takdirde ortada ne oynanacak bir oyun ne de yaşanacak bir hayat kalır. Tabii burada hile yoluna sapmadan ahlaki ilkelere, etik kurallara uymayı anlamalıyız.

Son olarak "Rakibine saygılı ol". Bir satranç oyuncusunun rakibine saygı duyması onu küçümsemeyerek hak ettiği değeri vermesi anlamını taşır. Zihnini bu ilkelerle eğiten insan aynı saygıyı hayata ve hayat sahiplerine de gösterecektir.

Satranç adı verilen hayatın küçük modeli bu uğraşın ahlakına ve felsefesine sahip eğiticilerce çocuklarımıza öğretilecek olursa olağanüstü sonuçları olacağına kuşku yoktur.