Son zamanlarda yayınlanan bir rapor; Koronavirüs pandemisi, protestolar, ekonomik durgunluk ve dünya nüfusu arasındaki kaygının arttığı bu günlerde, insanların haberler için geleneksel medya kaynaklarından uzaklaşmaya devam ettiğini, bunun yerine sosyal medya ve mesajlaşma uygulamalarına yöneldiklerini gösteriyor. İnsanların haberlerin çoğunu yerel bir televizyon kanalından, yerel gazetelerinden veya ulusal haber programlarından birinden aldığı günler artık çoktan geride kaldı. Nitekim araştırmalar da haberler için sosyal medyanın önemli bir konumda olduğunu açık bir şekilde ortaya koyuyor.

Gençler haberleri sosyal medyadan takip ediyor!

Gazetelerin okunmasında çarpıcı bir düşüş yaşandıkça, ulusal haber bültenlerinin reytingleri düştükçe, yeni bilgi kaynaklarına geçiş önemli ölçüde hızlandı. Oxford Üniversitesi'ndeki Reuters Gazetecilik Çalışmaları Enstitüsü, kısa süre önce dünya çapında dijital haberlerin durumu hakkında bir rapor yayınladı.

Çalışmadan ortaya çıkan en önemli gerçeklerden biri, Instagram'ın yakında Twitter'ı geçebilecek kadar yoğun bir şekilde haberler için kullanılmasıdır. Instagram haber tüketicileri, sosyal medya nüfusunun % 11'ini oluşturdu. Twitter istatistiksel olarak % 12 ile bir adım önde yer aldı. 25 yaşın altındaki kullanıcıların üçte ikisi, haber ve bilgileri toplamak için Instagram'ı kullandıklarını söyledi. Aynı yaş grubu, sosyal medya uygulamalarındaki haberlere bakma olasılıklarının iki kat daha fazla olduğunu bildirdi.

Sosyal medya dezenformasyona açıktır!

Şu anda dünyanın karşı karşıya olduğu en büyük zorluk, dört büyük sosyal medya şirketinin kitle iletişim platformları olarak koruduğu oligopolist konumdur. Çoğunlukla düzenlenmemiştir, anayasal korumalara tabi değildir ve kolaylıkla kötüye kullanılabilir. Bilgi manipülasyonu kavramı zaman içinde büyük ölçüde aynı kalmıştır; ancak yayılma hızı ve bugün sahip olduğu etkinin büyüklüğü onu tarihsel karşılığından çok farklı kılıyor. Tıklamalar, paylaşımlar ve beğeniler oyununda, kar veya siyasi kazanç için yanlış bilgi yayma, özgür basına şüphe uyandırma veya demokratik kurumlarda belirsizlik, hatta güven eksikliği oluşturma şeklinde kötü niyetli davranışlar, geleneksel değerleri baltalamakta ve tehdit etmektedir.

İngiliz Parlamentosu ise dezenformasyon ve yanlış bilgi içeriğini altı geniş kategoriye ayırmıştır. Bunlar;

1. Uydurulmuş veya tamamen yanlış içerik,

2. Bilgileri veya görüntüleri bozarak manipüle edilen içerik,

3. Gerçek kaynakların kimliğine bürünen içerik,

4. Yanıltıcı içerik (örneğin; tıklama tuzağı).

5. Yanlış bir bağlantı bağlamına sahip içerik,

6. Hiciv ve parodi ile pişirilen içerik (örneğin, mizah niteliğinde ancak çarpıtılmış capsler gibi yalan hikâyeler).

Amerikalılar; yabancı sosyal ağları yasaklamak istiyor!

Başkan Trump, tam da bunu yapmak isteyen Amerikalılardan çok destek alabilir. Zira TapResearch tarafından geçtiğimiz hafta yapılan bir ankette, Amerikalı yetişkinlerin % 30'u ABD'nin tüm yabancı sosyal medya uygulamalarını yasaklaması gerektiğini söyledi. Diğer bir % 40 ise ABD'nin Amerikalıları gözetlemekle ilgilenen ülkelerdeki tüm uygulamaları yasaklaması gerektiğini belirtti.

İnsanların yalnızca yaklaşık % 10'u TikTok'un "çok güvenli" olduğuna inanıyor. Muhafazakârların % 71'i, Trump'ın TikTok'u satılmadığı takdirde yasaklama emrine katılmaktadır. Bununla birlikte, ankete katılanların çoğu, App Store'dan bir uygulamayı yasaklamanın ifade özgürlüğünün ihlali olmadığını söylüyor. Ankete katılanların % 77'si ABD'ye ait sosyal medya şirketlerinin yabancı hükümetler tarafından Amerikalılar’a yönelik casusluk yapmak için de kullanılabileceğini söylüyor.

Sayısal veriler sosyal medyanın haber kaynağı olarak kullanıldığını ortaya koyuyor. Fakat sosyal medyanın mevcut yapısının kullanıcı eğilimlerini ne şekilde değiştireceği ise akıllarda soru işaretleri oluşturuyor…