Suriye’de ne oluyor derken yanıbaşımızda, 877 kilometre uzunluğundaki en uzun kara sınırımız olan bir ülkeden bahsediyoruz. Türkiye’nin güvenliğini yakından ilgilendiren bir konumda. Ülkemizin en çok sınır kapısı olan bir ülke: Cilvegözü Sınır Kapısı (Hatay / Reyhanlı), Öncüpınar Sınır Kapısı (Kilis), Yayladağı Sınır Kapısı (Hatay) ve Karkamış Sınır Kapısı (Gaziantep). Türkiye ile Suriye arasındaki sınır ilk kez 20 Ekim 1921 tarihinde imzalanan Ankara Antlaşması ile ana hatlarıyla çizilmiş, son şeklini ise 1939 yılında Hatay'ın anavatana katılmasıyla almıştır.


ABD, son zamanlarda Suriye ilişkilerini normalleştirdi. Ankara Büyük Elçisi Thomas J. Barrack, ABD’nin Türkiye Cumhuriyeti nezdindeki Büyükelçisi olarak görev yapmaktadır. Aynı zamanda o, Mayıs 2025’ten bu yana ABD başkanının Suriye Özel Temsilcisi olarak görev yapmakta ve sürekli olarak İsrail ve Siyonist lobiler tarafından Türkiye yanlısı olarak suçlanmaktadır. Büyük Elçi Barrack, aslen Lübnan kökenli birisidir. Kurmuş olduğu şirketlerle ve yaptığı yatırımlarla dünyayı ve bu bölgeyi çok iyi tanımaktadır. Türkiye’nin dostluğunu da kazanan birisidir.
Elbetteki Türkiye tarihte en büyük İmparatorluklardan biri ve en adili olan Osmanlı İmparatorluğunun yerini almış ve halihazırda onu temsil eden bir devlettir. Ancak tarihteki bu büyüklüğümüz bazı Türk vatandaşları tarafından tam olarak anlaşılmamaktadır. Osmanlı düşmanlığı var. İnşam nasıl tarihine ve tarihe düşman olur! Bunu anlamak oldukça zordur. Ve bu düşmanlık kime ne kazandıracaktır. II.Abdülhamit’e düşman olacağımız yerde Mustafa Kemal’in dediği gibi onu anlamaya çalışsak ne kaybederiz. Çok şey kazanacağımız muhakkak. Şunu da açık bir şekilde söylememiz mümkündür ki, milletler köksüz ve tarihsiz yaşayamaz. Bu dönem Türkiye Suriye ilişkilerine bakanlar ya da bunu eleştirmeye çalışanlar, dönüp Mustafa Kemal’in Suriye ile sürdürmüş olduğu ilişkilere neden bakmıyorlar. Atatürk, Hatay meselesinin en yoğun olduğu dönemde, 21-22 Aralık 1937 tarihlerinde Ankara'da dönemin Suriye Başbakanı Cemil Mardam ile görüşmüştür. Atatürk bu görüşmede, Hatay konusunda Fransızların hakem tayin edilmesini kabul etmeyeceğini, Türkiye ile Suriye'nin doğrudan karşı karşıya gelmeden anlaşabileceğini ve iki komşu ülkenin dostluk içinde hareket etmesi gerektiğini vurgulamıştır.


İşte Atatürk’ün sözleri: Ben ve hükümetim sizin tam bağımsızlığınızı istiyoruz. Eğer Fransızlar mani olursa, Fransızlara da söyleyecek sözlerimiz vardır. Ona da kefilim. Suriyelilerin ordusu yoktur. Fakat bizim ordumuz kafi. Söz veriyorum: İcap ederse girerim ve sonra yine çıkarım. Temenni ederim ki, buna mecbur olmayalım. Katiyen bırakmam. Suriye’yi terk etmek istemiyorlar. Fakat terk edeceklerdir. Bir kere tutunuz, ordu yapınız. Korkmayınız. Bir şey yapamazlar. Kuvvet kullanmazsanız her şey yaparlar.”
İşte Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın Suriye hakkındaki sözleri: "Suriye'nin bütün unsurlarıyla bir ve bütün olmasını en çok biz arzu ederiz. Suriye'de sürdürülebilir kalkınma ve kapasite artışı için bu önemlidir. Bizler bunun için Suriyeli kardeşlerimizin hep yanında olduk, bundan sonra da yanlarında olmaya devam edeceğiz. Bu konuda Cumhurbaşkanı Ahmed Şara, maşallah zor süreçleri başarıyla yönetmiştir ve yönetiyor. Hem entegrasyon sürecinden hem de Suriye halkının kısa sürede elde ettiği kazanımlardan ümitvarız. Ben bu sürecin sadece Türkiye ve Suriye için değil, bütün bölge için yeni bir dönemin kapısını aralayacağına inanıyorum. Terör defteri artık kapanmalı, silahın, şiddetin devri artık kapanmalı."


Ne yazı ki, dünyada tırmanan ve bir savaş ortamı var. Bazıları üçüncü dünya savaşı çıkartmak peşinde. Ülkemiz barıştan yana ve tarihin doğru tarafında yani hakkın tarafında yer alıyor. Diğer taraftan da ‘Elinizden geldiği kadar sizin ve Allah’ın düşmanlarına karşı kuvvet hazırlayın!’ emri ilahisine uygun olarak savaş silahları ve teknolojisi geliştiriyor. Mekke ittifakı gibi İslam dünyasının kendisine gelmesi için muazzam antlaşmalara imza atılıyor.
Bütün bu dünya olaylarını tribünden seyretmek olmaz.


Türkiye kuvvetlendikçe, dünyada kendisini daha fazla hissettirdikçe, İsrail’in rahatsızlığı ve Türkiye düşmanlığı artıyor.
Türkiye dünyanın her tarafında var. Kalkınma yolu projesi Türkiye’yi dünyada öne çıkarıyor. Türk aklı dünyada kendini gösteriyor. Türkiye’de üniversitelerimiz sayesinde büyük bilgi birikimi oluştu. Bu dönemde açılan üniversitelerin de bunda rolü büyük oldu.
Türkiye’nin güvenliği sınırlarımızın ötesinde sağlanmak zorunda. ‘Terörsüz Türkiye’ ile ülkemizin aleyhine kullanılan araçlar düşmanlarımızın elinde alındı.


Yalnızlaşan İsrail, Yunanistan’a sarılıyor. Yunanistan hayal dünyasında yaşayan küçük bir devlet. İsrail ve Yunanistan açısından bu bir çaresizlik belirtisi ve iki devlet için de sağlayacağı bir çıkar yok. Yunanistan’ın sanayisi yok. İsrail de küçük bir ülke. ABD olmasa bu bölgede bu saldırgan tutumu ile üç gün kalamaz.
Doğu Akdeniz’de nüfusu yüz milyonu bulan Mısır ile ittifakımız büyüyor. Mısır’la ‘Altın Kartalı’ vb. ortak yaptığımız tatbikatlar ülkemizin mavi vatandaki gücüne güç katıyor.


Körfez ülkeleri eski ekonomik güçlerini kaybediyor.
Türkiye hem karada hem de denizlerde büyüyen bir ülke.


Peki Suriye İsrail’e mi bırakılacak. Bu asla mümkün değil. Türkiye dünya konjektörünü iyi kollayan bir ülke. Türkiye Suriye’de hep var olacaktır. İsrail gittikçe yalnızlaşacaktır. Körfez ülkeleri eskiden Türkiye’nin aleyhine politikaları destekliyorlardı. ABD-İran savaşında güvenlik ve ekonomik yönden sıkıntıya düştüler, Türkiye’nin güvenlik şemsiyesine yani Mekke İttifakına muhtaç oldular.
Türkiye büyüyor. Türkiye düşmanları küçülüyor. Tarihin rüzgarı bir kere daha Türklerden yana esiyor. Çünkü Türkiye barış, adalet ve eşitlikten yana…