0

Bu hafta içinde "Tıp Bayramı"nı kutladık. Neden her yılın 14 Mart günü tıp bayramı olarak kutlanıyor? İkinci Mahmut döneminde, Hekimbaşının önerisiyle 14 Mart 1827'de, ilk cerrahhane kurulur. İstanbul Şehzadebaşı semtinde "Tıbhane-i Amire ve Cerrahhane-i Amire" adıyla açılan okul ile ilk defa modern tıp eğitiminin başladığı kabul edilir.

  1. yüzyılda bilgi toplumu olarak nitelendirilen Dünyamız artık bireyden başlayarak toplum düzeyinde niteliği ön plana çıkarmıştır. Her alanda giderek daha fazla nitelikle ilgili değerlendirmelerin öne çıkması ister istemez sağlık hizmetlerinin de önemini artırıyor. Zira sağlık hizmetleri, gerek birey bazında gerekse toplum bazında nitelik artırıcı "insana yatırım" anlamına gelmektedir.

Konuya ekonomik gelişme açısından yaklaşıldığında da son yıllarda gelişen "insan sermayesi yaklaşımı" bize önemli bir bakış açısı sunmaktadır. Yalnızca ülkemizin değil insan neslinin geleceği sağlıklı toplum olgusuna dayanmaktadır. Toplumların en uzun ömürlü ve değerli yatırımları kuşkusuz insan kaynaklarına yapılan yatırımlardır. Diğer bütün yatırımların son tahlilde belirleyicisi insan sermayesinin kalitesidir. Bu olguyu hakkıyla kavradıktan sonra hakkını teslim etmek gerekiyor. İnsan sermayesine hakkını teslim etmek eğitim–sağlık sarmalıyla mümkündür.

Geçmiş yüzyılları düşünün veba, kolera salgın hastalıklar değil mahalleyi semti koca şehirleri hatta bütün bir kıtayı kırıp geçiriyordu. Koruyucu sağlık alanında bugün gelinen nokta bu tür vakaların varlığını hafızalardan bile kazımış durumda. Dünyadaki bu sürece paralel olarak ülkemizde de son yıllar sağlık alanında çok temelli dönüşümlere şahitlik ediyor. En önemli değişimlerin başında insanımızın sağlığa erişiminin kolaylaştırılması geliyor. Gerek ekonomiden sağlık yatırımlarına ayrılan payın artırılmasıyla gerek bilişim teknolojilerinin yoğun uygulamasıyla ülkemizde geçmiş dönemlerde yaşanan aksaklıklar hızla giderilerek sağlıkta yapısal bir dönüşüm yaşandı.

Sağlık alanında yaşadığımız gelişmeler oldukça yoğun yazılıp çizildi. Biz burada sağlıkla ilgili birkaç eksiklik ve olumsuzluğun altını çizerek dikkatlere sunmak istiyoruz.

Evvela, teknik olarak "Triaj" diye isimlendirilen acil sağlık hizmetlerinin yetersizliği hala el atılmayı bekleyen bir sorun olarak beklemektedir. Çoğu zaman hastanelerin acil servislerinde yer dahi bulunmadığından ya başka bir hastaneye gidilmekte ya da saatlerce beklenmektedir.

Bir diğer sorun aile hekimliği kurumunun güçlendirilmesidir. Hastanelerde giderilen pek çok sağlık problemi yeterli eğitim ve donanımla aile hekimliğinde giderilebilir. Böylece hem hasta kısa sürede tedavi alırken hem de hastanelerdeki gereksiz şişme önlenebilecektir.

Son olarak, bizce en önemli sorun hastanın yeterli sağlık bilincine sahip olması yani "sağlık okuryazarlığı" meselesidir. Bu konunun hem bireyin sağlıklı kalmasına yönelik boyutu, hem de ülke ekonomisine katkısı anlamında toplumsal boyutu vardır. Verilecek eğitimlerle bilinç ve farkındalık sağlanarak insan sermayemiz geleceğe hazır ve güçlü kılınabilir.