0

Bosna Hersek Devleti'nin kurucusu merhum Alija İzzetbegovic'in literatürümüze kazandırdığı «Üçüncü Yol Tezi» ifadesi siyasi ve entelektüel olarak daraldığımızda bizi rahatlatan bir araç olmuştur. Aslında "Üçüncü Yol", Alija'nın «Doğu ve Batı Arasında İslam» eserinin ana temasının önemli bir noktası olarak kendini sergiler. Bu tez dünyaya üç genel bakış açısının bulunduğunu, dünyaya karşı üç sabit tutum şeklinin olduğunu ve dünyada üç oryantasyon, değerlendirme ve yorumlama sisteminin var olduğunu savunur. İzetbegoviç'in diliyle bunlar, ruhun primar varlığından hareket eden dini (religion) düşünce, maddenin primar varlığından hareket eden maddiyatçı düşünce ve ruh ve maddenin eşzamanlı (simultane) varlığından hareket eden İslam düşüncesidir. Monistik ve birbirini devre dışı bırakan ilk iki dünya bakışından farklı olarak, İslam'ın dünyaya bakışı düalist ve bağlayıcıdır. Böyle bir İslam düşüncesinin özünde İzetbegoviç, İslam'ın Doğu'yu ve Batı'yı, eski kültür ve Avrupa'yı bağlayan geçmişteki «aracı» konumunun varlığını ve İslam'ın ideolojik çatışmalar döneminde ve dünyanın bloklara bölünmesinde «üçüncü yol» rolünü oynadığını tespit etmiştir.

Alija İzzetbegoviç'in Doğu'dan kastı komünizm, Batı'dan kastı kapitalizmdir. İslam'ın bunların ortasında, vasat ve dosdoğru olan yegane yol. Doğu ve Batı Arasında İslam eserinde bakın merhum üçüncü yolu nasıl tarif ediyor:

«Dünya görüşlerini üç kümede toplayabiliriz: Maneviyatçı, maddiyatçı ve İslamî. Bunlar şuur, tabiat ve insan olarak adlandırmaya alışık olduğumuz mahut üç esas mümkünata tekabül ediyor ve bunların projeksiyonlarıdır. En eski zamanlardan bu güne kadar ortaya atılmış bütün ideoloji, felsefe ve düşünce sistemleri bu üç temel dünya görüşünden birine dayanmaktadır. Bunların birincisine göre, yegane veya esas varlık ruhtur, ikincisine göre maddedir. Üçüncüsüne gelince, o ruh ve maddenin bir arada varoluşundan ortaya çıkmaktadır. Çünkü, yalnızca madde olsaydı, materyalizm tek tutarlı felsefe; maneviyat ise tamamen manasız bir tutum olurdu. Diğer yandan eğer ruh varsa, o zaman insan da vardır ve maneviyat ile ahlak olmadan insan hayatı manasızdır. En yüksek şekli insanda sergileyen ruh-madde birliği prensibinin adı ise İslam'dır.»

Merhum İzzetbegovic'in hangi şartlar altında Üçüncü Yol tezini ortaya çıkardığını anlamak için Osmanlı'nın Balkanları kaybettiği günlere ve ardı arkası kesilmeyen katliam yıllarına gitmek gerek.

Vahşi Sırpların katliamına maruz kalan Boşnak kardeşlerimizin yaşadığı dramı kısaca hatırlayacak olursak biz yazarken, sizler okurken tahammül edemezsiniz. Dünyanın gözleri önünde, ekmek kuyruğunda, su sırasında, pazarda bulunan insanlar kitlesel şekilde katlediliyordu. Evler, camiler, tarihi eserler yıkılıyor, dünya güçleri bu olanları ancak izliyordu. En korkunç savaş günlerinde ülkesi her gün çocuklarını kaybederken, ülkesi kanlar içindeyken İzzetbegoviç, başkalarının ibadet yerlerine, sivillere, kadınlara asla dokunulmaması yönünde birliklerine emir veriyordu.

Birleşmiş Milletler'in koruması altındaki Srebrenitza'da 9 bin insan bir gecede katledilirken Aliya İzzetbegoviç, "dünyanın sağır ve dilsiz" haline isyan ediyor, ancak bu isyanını dışarıya ve halkına asla yansıtmıyordu.

En zor günlerinde halkının etrafında kenetlendiği ve bir "baba" olarak gördüğü Alija İzzetbegoviç, yaşanan olayları, "Her şeye kadir olan Allah'a andolsun ki; köle olmayacağız. Ben Avrupa'ya giderken kafam önümde eğik gitmiyorum. Çünkü çocuk, kadın ve ihtiyar öldürmedik. Çünkü hiçbir kutsal yere saldırmadık. Oysa, onlar bunların tamamını yaptılar. Hem de Batı'nın gözü önünde; Batı medeniyeti adına. Nefrete nefretle cevap vermeyin. Bosna için nefret çıkmaz sokaktır. Nefret sadece bizim ruhlarımızı zedelemiyor, Bosna'nın özünü de zedeliyor" ifadeleriyle özetliyordu.

Bugün dünyanın tamamında Müslümanlar, ezilenler, mustazaflar olarak hem toplumlar hem yönetimler seviyesinde, reaksiyona değil, aksiyona ihtiyacımız var. Aynı Alija İzzetbegoviç'in dediği gibi 'üçüncü bir yol'a ihtiyacımız var. Berrak, içten beslenen bir bakışa ve "yeni bir medeniyet projesine ve siyasetine" ihtiyacımız var.

İKİ DOĞU ve İKİ BATI'nın Rabbine emanet olun.