15 Haziran 2021

Ekonomi savaşında 'Atom Bombası'

Dünyada inanılmaz bir rekabet var.

Kapitalist sistemin ortaya koyduğu serbest piyasa koşullarıyla ortaya çıkan çok uluslu şirketlerJaponya örneğinde görüldüğü gibi güçlerini koruyabilmek için el altından ülke yönetimleriyle gizli anlaşmalar yapıyorlar.

Uzun yıllar boyunca ABD’nin, gücünü dayatarak mallarını veya silahlarını satmasını seyrettik.

Ülkelerin yıllar süren birikimleriyle oluşan kuruluşlarını özelleştirdikleri sırada arka plan görüşmeleriyle ABD ve dostlarına yarayan satışları gördük.

Avrupa’nın“Ortak Pazar” düsturuyla küresel sistemden kendisini sıyırışını izledik.

Çin bu düzeni, ucuz iş gücü ve ucuz para birimi ile hiç beklenmedik bir şekilde tehdit etmeye başladı.

Bir süredir Çin’in yükselişine karşı çare bulmaya çalışan ABD’nin ilk salvosu Sincan Uygur Özerk Bölgesi oldu.

Peşinden Hong Kong’un desteklenmesi geldi.

Bunlar stratejik karşlığı olan adımlar.

Buradaki sorunların her biri kesinlikle çözülmesi gereken dünya meselesidir.

Kimsenin buna itirazı yok.

Ama dün bu sorunları umursamayan Batı’nın 2008 kriziyle açılan makası gözüne kestirerek Çin’i hedef alması dikkatten kaçmamalı.

Çin, 2013 yılında açılan makası artık geri dönülemeyecek noktaya getirmek için Komünist Parti’nin kuruluşunun 100.yılı olan 2049’a kadar tamamlanacak Kuşak Yol Girişimini hayata geçirdi.

Şu ana kadar 4 trilyon dolarlık bir yatarımla 6 farklı güzergah kullanarak mevcutta kullanılan ticaret yollarına alternatifve yarı zamanında ulaşım sağlanacak rotalar inşa etmeye başladı.

Tren merkezli taşımacılıkla maliyetleri de büyük ölçüde düşüren Çin’in bu planına en somut karşılık İngiltere’deki G7 toplandısında geldi.

G7 Liderleri, Çin’in gelişmekte olan ülkelere yönelik Kuşak ve Yol Projesi’ne karşılık, 2035 yılına kadar 40 trilyon dolarlık altyapı desteği sağlanmasını öngören “Dünya için Daha İyisini İnşa Et” Programını ilan etti.

Ardından Biden’ın “küresel sistemin otokratlardan temizlenmesi” açıklaması geldi.

Yanlış mı?

Hayır çok doğru.

Ama Ortadoğu’da varlık gösteren ve  Batılı devletlere yatırımda yarışan Arap otokratların görmezden gelinmesi şaşırtıcı değil mi?

Bu süreci biz Irak’ın işgalinde Saddam’a  karşı kullanılan dilde görmüştük.

Saddam’ın kimyasal ve bilolojik silahları olduğu korkusu körüklenmiş ve Irak’ın işgaline karşı oluşacak küresel bir tepkinini önü alınmıştı.

Daha sonra özür dileyerek kitle imha sılahlarının olmadığı açıklansa da o zamandan bu yana Irak’taki ABD varlığından herhangi bir eksilme olmadı.

Çin için bu durum biraz daha farklı.

Nüfus büyüklüğü ve üretim gücü çok uluslu şirketlerin de desteğini almasına neden oluyor.

Daha fazla kâr elde etmek isteyen şirketlerin Çin’in zenginleşmesiyle isteklerine kavuşacak olmaları Batılı devlet yönetimlerini rahatsız etse de politika ve iş dünyası arasındaki ilişkinin derinliği bu tepkiyi ölçülü bir hale getiriyor.

Planları bozan bu çok uluslu şirketlerin boynuzunu kırmak için ilk adım yine bu G7 toplantısında atıldı.

Küresel bir kurumlar vergisi belirlendi.

Daha önce merkezlerinin bulundukları ülkelerde vergilendirilen şirketlerin vergi kaçırması gelişmiş ülkelerde yatırımları olumsuz etkileyen ve bütçeye zarar veren bir sorundu.

Facebook, Amazon gibi şirketlere karşı yapıldığı söylenen bu çalışmanın aslında dijital paralarla uluslararası ödemeler yolunu kullanıp büyük bir lojistik ağıyla dünyaya mal satmayı garanti altına alan Çin’i hedefledi.

Yüzde 15 oranı çok olmasa da ilk darbe atıldı.

40 trilyon dolarlık alt yapı yatırımı ve Hindistan’ın Çin’e karşı güçlendirilmesi senaryoları hayat bulursa küresel düzenin iyice kızışacağını söylemek işten bile olmaz.

“Yeniden Asya” açılımı ile yönünü Doğu’ya çeviren Türkiye’nin Asya’da neler bulacağı ANKASAM tarafından 26 ülkenin katılımla düzenlenen Uluslararası Yükselen Asya Jeopolitiği ve Kapıda Bekleyen Terör Konferansında sonuç bildirisen yer aldı.

“Bölge dışı aktörlerin, Asya’ya gerçekleştirdikleri müdahaleler, bölgesel istikrarsızlığı veçatışmaları körüklemektedir.” sonucuyla Irak’ta yaşananlar akla gelirken çözüm ise bir diğer öneri de yer aldı:  “Asya’nın kaderine yine Asya kıtasında bulunan ülkeler karar vermelidir.”

 
Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement