Dolar (USD)
32.92
Euro (EUR)
35.80
Gram Altın
2536.78
BIST 100
11172.75
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

26 Eylül 2022

​Kimliksizleştirme

Günümüzde ajanlık operasyonları sosyal medya üzerinden yürütülüyor. ŞİÖ toplantılarının ardından örgütün başat aktörü Rusya ile örgüte üyeliği kabul edilen İran, eften püften olaylar bahane edilerek sosyal medya üzerinden yine karıştırıldı.

CİA’nın ŞİÖ’yü etkisizleştirmek için ilk hamlesi İran’da gerçekleşti. Mahsa Amini’nin ahlak polisinin gözetimi altındayken ölmesi üzerine bir anda İran karıştı. İsyan hareketini durdurmanın ilk adımını sosyal medyayı kontrol altına alma girişimiyle başlatan Reisi yönetimine cevap Elon Musk’tan geldi. ABD’nin yıllardır ambargo uyguladığı İranlılara sunulan internet hizmetlerinin kapsamının genişletilmesine izin vermesinin ardından uydu internet sistemi Starlink devreye sokuldu. Amaç İran’da saç teli üzerinden organize edilen isyan hareketi devam etsin. Daha çok kan aksın.

İran sokaklarının karışmasına paralel olarak MOSSAD durur mu? Hemen Eri Dror gibi ajanlarının kullandığı sosyal medya hesapları üzerinden ‘Nehirden Denize Kürdistan’ haritaları yayınlamaya başladılar. Sivas, Hatay’dan Hemedan’a, Kars’tan Bağdat’a Siyonist emellerin haritasına İran çok sert cevap verir, ortalık karışırsa, tıpkı, Irak ve Suriye’de olduğu gibi milyonlarca İranlı mültecinin Anadolu kapılarında beklediğini göreceğiz. Bu da emperyalizmin etnik temizlik operasyonunun başka bir adı.

Rusya’ya karşı sosyal medya operasyonunda ise Putin’in kısmi seferberlik ilan etmesi üzerine kadınlar sokağa döküldü. Binlerce kişi Rusya’dan kaçmaya başladı. Kaçanlar kimler mi dersiniz, Peskov’un oğlu gibi askere gitmeyeceğini söyleyenler. Yahudiler, hristiyanlar. Ukrayna savaşında ölenlerin çoğunu Müslümanlar oluşturduğuna bakarsanız yine askere Çeçenler, Türk kökenliler gibi Müslümanlar gidecek. Bu da etnik temizliğin başka bir boyutu.

Peki Hazar niçin bu kadar önemli. Demokrasi maskesiyle kirli yüzünü gizleyen sömürgeci Avrupalıların refah içinde yaşamaları için enerjiye ve hammaddeye yani madene ihtiyacı var. Afrika’yı, Güney Amerika’yı sömüre bildikleri kadar sömürdüler. Bakir kalan Hazar Havzası için de yeni oyun kuruyorlar. Enerjilerini ve hammaddelerini bu bölgeden temin edecekler. ŞİÖ ekonomik, siyasi ve askeri olarak işlevsel hale gelirse bu bölgeyi sömüremeyecekler. Onun için de bölge ülkelerinin Rusya-İran karıştırılması lazım. 13 aileden oluşan para baronlarının devletmiş, insanmış umurunda değil. Önemli olan kazanacakları paralar. Putin giderse, Hazar havzasına çok daha rahat ulaşabilecekler.

Sosyal Medya üzerinden Türkiye’de oynadıkları oyun ise, yönümüzü Batıya mı Doğuya mı döndüğümüz meselesi. Yani bize kıblemizi tarif etmek istiyorlar. 1949’dan beri yönümüz batıya çevrilmişti. Peki bundan ne kazandık. Batı Müslümanlığımızı ve nüfus artışımızı törpüleyerek bizi bu topraklara bağlayan değerlerden uzaklaştırmak, birbirimizle yabancılaştırmadan kapılarını sıkı sıkıya yüzümüze kapattı. Bir serbest dolaşımı bile layık görmedi. Gümrük birliğinden dolayı vereceğine söz verdiği paraların bile üstüne yattı. Batı, içimizdeki CHP gibi ajanlarıyla bizi kimliksizleştirmeye çalıştı yıllar yılı. Yani dinimizle, imanımızla, kültürümüzle, örf adet ve ananelerimizle, bizi biz yapan bütün değerlerimizle savaştılar. Kafalarına göre dönüştüremeyeceklerini anlayınca da Türkiye’yi artık İslam ülkesi olarak gördüklerini beyan ederek dışladılar. Yunanistan ile ihtilafında, “Türkiye, tüm AB üye devletlerinin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı göstermelidir.” İfadelerini kullanırken, AB’nin ve Yunan’ın, Ermeni’nin, Taşeron yapıların Türkiye’nin toprak bütünlüğüne saygı göstermemelerini ise sürekli desteklediler.

Bin yıl sürecek başörtüsü düşmanlığını tarihin derin karanlıklarına gömen Türkiye’ye yeni kimliksizleştirme hediyesi, LGBT eliyle toplumun cinsiyetsizleştirilmesi. Faiz artırımlarıyla sömürüye ve İstanbul sözleşmesine göz yumulması halinde 70 yıldır kapıda beklettikleri Türkiye’yi özel statüde ellerinden kaçırmak istemiyorlar. Gümrük Birliğinin iyileştirilmesi, Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliğinde Türkiye’ye yer verilmesi, (Mehmetçiğin kanı) karşılığında AB’nin bütçesine katkı verip katkı alması öneriliyor. Tabii bu önerinin kabul edilmesi için Erdoğan’ın gitmesi, 6 artılı masanın başarılı olması lazım.

Türkiye’nin Kıbrıs’tan vazgeçmesi, Suriye-Irak-İran’ı da içine alacak paravan devlete göz yumması (bölünmeye razı olması), Akdeniz’deki enerji kaynaklarını Avrupa’ya teslim etmesi, Ege’nin tamamını Yunan’a bırakması, milli kimlik yerine, Türk, Kürt, Çerkez, Laz, Abaza, Gürcü…. Safsatalarıyla birbirleriyle çatışması, Kanal İstanbul’u yapmaması, Akkuyu’dan vazgeçmesi, Milli Savunma Sanayii’ne kilit vurması. Kendi uçağını, tankını, topunu, tüfeğini yapmayarak batılı şirketlerin kasalarını doldurması isteniyor. Batı’nın bu isteklerine 6’lı masanın liderlerinin gözü kara okeylemesine rağmen, özellikle İYİ partiye oy verenlerin itirazlarını son günlerde daha da arttırdığı gözden kaçmıyor. O yüzden Kılıçdaroğlu “Benimlemisiniz” çağrısının ardından Meral’in söz geçiremediği İYİ partilileri dizginlemek için ABD’ye gidiyor. Batı’nın dayatması, İstanbul Sözleşmesinde, Akkuyu Nükleer Santrali’nde, Kanal İstanbul’da, Selahattin Demirtaş, Osman Kavala AHİM kararlarında birleşen 6’lı masanın en büyük muhalifi tabanı olarak gördüğü oy istediği Erdoğan karşıtı seçmen olacaktır. 6’lı masanın Türk milletini kimliksizleştirme, cinsiyetsizleştirme ve soysuzlaştırma politikaları yine bu milletin ferasetine çarpacaktır.

74 yaşındaki Bangladeş Başbakanı Şeyh Vecid’in BM kürsüsünden, "Zengin ülkeleri iyi biliyorum. Onlar sadece daha da zenginleşmek istiyor. Başkalarını umursamıyorlar" haykırışı insanlığı bekleyen gerçek tehlikenin, pandemiyi de, savaşları da çıkarları doğrultusunda kullananlar olduğu gerçeğini yüzümüze vuruyor.

Vesselam….

 
VF kat sağ