Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de Cehennem ve Cennet hayatını idraklerimize yaklaştırarak bütün ayrıntılarıyla bildirmektedir. Bu açıklamalar son derece canlıdır, bazen de ruhun etkileneceği şekilde tablolaştırılır ve seslendirilir.
MUHTEREM Milat okuyucuları... Çuma gününüz mübarek olsun. Allah’’n selamı, rahmeti ve bereketi sizlerin üzerine olsun. İnanmakla emrolunduğumuz Âhiret Günü’nün, kâinat (evren) nizâmının çöküşü ve insanların diriltilişi ile oluşacağını; bu muhteşem adalet günündeki muhakemenin şeklini ve dehşetini; insanların inanç ve amel durumlarına göre mükâfat olarak Cennet’e, ceza olarak Cehennem’e gönderileceklerini önceki sohbetlerimizde açıklamıştık.
Mevzuumuza devam ederek Cehennem ve Cennet hayatını Kur’ân âyetlerine göre açıklamaya çalışacağız.
Aziz Mü’minler!
Yüce Rabbimiz, Kur’ân-ı Kerim’de Cehennem ve Cennet hayatını idraklerimize yaklaştırarak bütün ayrıntılarıyla bildirmektedir. Bu açıklamalar son derece canlıdır, bazen de ruhun etkileneceği şekilde tablolaştırılır ve seslendirilir.
CEHENNEMLİKLER
İslâm Nizâmı’na inanmayan ve bu Hak Düzeni yaşamayanların atılacakları Cehennem’in azabını ve bu azabın kalplere korku salıcı dehşetini Kur’ân âyetlerinden izleyelim.
Cehennem, (kendisine atılacaklara) uzak bir yerden gözükünce, onlar, onun kaynamasını ve uğultusunu işitirler. [Furkan 16]
İşitirler de tam bir nedamet ve hüsran içerisinde şöyle vahlanırlar:
… Keşke o ölüm kat’î olaydı (da bir daha dirilmeyeydim.) Malım bana fayda vermedi, gücüm de kalmadı. [Hâkka 27-29]
Allah da ilgili meleklere şöyle buyurur:
Onu tutun ve bağlayın. Sonra da Cehenneme yaslayın. [Hâkka 30-31]
Aziz Mü’minler!
İnkârcı ve isyancı kullar Cehennem’e atıldığında azap onları kuşatacak.
Rabbimiz Kur’ân’ında şöyle buyuruyor:
… Azap, onları tepelerinden ve ayakları altından saracak.
… Derilerinin her yanışında, azabı tatmaları için onları başka derilerle değiştireceğiz. Allah, güçlüdür, hâkimdir.
Günahkârların (Cehennem’deki) yemeği zakkum ağacıdır. O, kaynar suyun fıkırdadığı gibi karınlar içinde kaynayacak erimiş madenler gibidir.
İşte siz, ey sapıklar, yalanlayanlar! Doğrusu bu zakkum ağacından yiyeceksiniz. Karınlarınızı onunla dolduracaksınız. Onun üzerine (erimiş maden tortusu gibi) kaynar su içeceksiniz. Hem de susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz.
… Bu içki, ne fena bir içki ve bu ateş de ne kötü konaklama yeridir. [Sırasıyla bak. Ankebût 55; Nisâ 56; Duhân 43-46; Vâkıa 51-56; Kehf 29]
Mü’minler!
Pek tabiidir ki, azaplılar bu korkunç elemden kurtulmak, ızdırabı ölümden daha ağır olan Cehennem’den çıkmak isterler. Ama nafile.
… Oradan her çıkmak istedikçe yine o ateş içine döndürülürler ve onlara, “Tadın bakalım, yalanlayıp durduğunuz o ateşin azabını.” denilir. [Secde 20]
Çaresizlik içinde bunalırlar da ilgili meleklere iltica ederler:
Ateşte olanlar, Cehennem bekçilerine, “Rabbinize yalvarın da hiç değilse bir gün azabımızı hafifletsin.” derler.
Cehennem bekçileri de şöyle söyler:
– Size peygamberleriniz inandırıcı belgelerle gelmemiş miydi?
– Evet, gelmişti.
– O hâlde kendiniz yalvarın. Ancak inkârcı (ve isyancı)ların yalvarışı boşunadır. [Mü’min 49-50]
Muhterem Müslümanlar!
Azaplılar, hiçbir dostun ve hiçbir yardımcının olmadığını anlarlar da Allah’a yönelirler ve şöyle yalvarırlar:
Rabbimiz! Bizi, bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir toplum olmuştuk. Rabbimiz! Bizi buradan çıkar. Eğer (seni inkâra ve senin düzenine isyana) dönersek, artık şüphesiz biz zulmetmiş oluruz.
Yüce Allah da şöyle buyurur: Sizin orada bana mazeret beyan etmeyin.
… Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mı? Size uyarıcı (peygamber) de gelmişti. Artık azabı tadınız. Zâlimlerin yardımcısı olmaz. [Mü’minûn 106-108; Fâtır 37]
CENNETLİKLER
Kur’ân-ı Kerim’de, Cehennem Ateşi ve Cehennemliklerin azabı canlı tablolar hâlinde takdim olunduğu gibi, Cennet nimetleri ve Cennetliklerin mutlu hayatı da ruhları etkileyici bir şekilde sunulmaktadır.
Âhiret hayatının bu bölümünü de Kur’ân âyetlerinden izleyelim.
Rabbimiz şöyle buyurur:
İnanan ve yararlı işler yapanlar için hoş bir hayat ve güzel bir gelecek vardır.
… Onları, altından ırmaklar akan Cennetlere koyacağız. Orada ebedî olarak kalıcıdırlar.
Gerçekten Cennetlik olanlar o gün eğlenceyle meşguldürler.
Onlar, dalbastı kirazları, salkımları sarkmış muz ağaçları ve yayılmış tatlı gölgeler altında, çağlayarak akan su kenarlarında, bitip tükenmeyen ve yasak da edilmeyen bol meyveler arasında, yüksek döşeklerde…
… Cevherlerle örülmüş tahtlar üzerindedirler…
(Cennette onlar için) işlediklerine karşılık olarak sedefteki inciler gibi ceylan gözlüler vardır.
Biz, amelleri ile Cennet’e giren ceylan gözlüleri (Cennetlikler için) yeniden yaratmışızdır. Onları bakire, şuh, eşlerine düşkün ve yaşıtlar kılmışızdır.
Ebedî gençliğe erdirilmiş genç hizmetçiler, baş ağrısı ve dönmesi vermeyen bembeyaz bir kaynaktan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve kadehlerle (Cennetliklerin) etrafında dolaşırlar. [Sırasıyla bak. Ra’d 29; Nisâ 57; Yâsîn 55; Vâkıa 28-34, 15, 22-23, 35-37, 17-19]
Ey Mü’minler!
İmanlı ve güzel amelli mü’minler öyle nimetler içerisindedirler ki, Kur’ân’ımızın ifadesiyle onları kimsecikler bilmez.
Secde sûresi, 17. âyet:
Yaptıklarına karşılık onlar için saklanan mutlu kılıcı nimetleri hiçbir kimse bilmez.
Bilmezler, zira bir kudsî hadise göre, onlar, hiçbir gözün görmediği, hiçbir kulağın işitmediği ve hiçbir kalbin de sezinleyemeyeceği nimetlerdir.
Yüce Rabbimden cümlemizi, azabına uğratacak amellerden ve Cehennem ateşinden korumasını diler, Cennet nimetleriyle mükâfatlandıracağı sevdiği ve razı olduğu kullarından kılmasını niyaz eder, hutbemi/yazımı bir hadis mânâsıyla bitiririm:
Cennet ehli, Cennet’e girdiklerinde, bir ilgili (melek) şu açıklamayı yapar:
– Şüphe yok ki, siz Cennet’te ebedî yaşayacak ve hiç ölmeyeceksiniz. Hastalanmayacak ve daima sıhhatte bulunacak, ihtiyarlamayacak, ebedî genç kalacaksınız. Sonsuz nimetlere mazhar olacak ve hiçbir zaman hüzün ve keder görmeyeceksiniz. [R. Salihîn ve Ter. 3/406]