Dolar (USD)
15.5438
Euro (EUR)
16.2213
Gram Altın
900.511
BIST 100
2412.39
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE


Yıkıcı siyaset ve "yeni siyaset yapma tarzı" arayışı…

                                                                                                                                                                                               Milletimde ihtilâf ü tefrika endişesi

Kûşe-i kabrimde hattâ bîkarar eyler beni

İttihâdken savlet-i a’dâyı def’e çâremiz,

İttihâd etmezse millet dağ-dâr eyler beni.

Yavuz Sultan Selim

 

İnsanların en hayırlısı insanlara faydalı hizmetler yapanlardır. Bir milletin efendisi milletine hizmet edendir. İçinde yaşadığımız bu tarih kesitinde de faydalı hizmetler yapmanın yollarından bir tanesi de politika/siyaset yolu ile gerçekleşmektedir. Mevcut politika yapma tarzı ise ülkemize fayda üretmekten daha çok zarar vermektedir. Mevcut politika yapma tarzı;

Menfaat

Aldatma

Kuvvet

İhtilaf

üzerine kurulmuştur. Önümüze gelen olayları analiz ettiğimizde bu 4 hastalığın farklı elbiseler giymiş hallerde karşımıza çıktığını görmekteyiz. Bu 4 esasın her biri birer kitap olarak yazılabilecek kadar derin konulardır. Ancak, biz denizden bir damla hükmünde sunacağız konuyu. Siyaset, bizim medeniyetimizin icraat yapma tarzının ifadesiyken, politika batı kökenli yıkıcı siyasetin ifadesidir. Milletçe, yeniden yıkıcı siyasetin ifadesi olan politikayı terk edip, topluma fayda üreten siyaset yapma tarzını siyasete yeniden hâkim kılmalıyız.

Menfaat: Hamiyet namına yerine getirilmesi gereken bir görev olan siyaset terk edilmiş, menfaat için yapılan bir meslek haline getirilmiş politika hayata hâkim olmuştur. Politikacılar kendilerine ve destekçilerine menfaat devşirme odaklı politika yapmayı tarz edinmiş, politika önemli bir zenginleşme aracı, hatta mesleği haline getirilmiştir. Her gelen iktidar merkezî hükümette ve yerel yönetimlerde sadece kendi yandaşlarını göreve getirmekte ve/veya kendi çıkar gruplarına menfaat devşirmeye hizmet etmektedir. Kul hakkını ihlal etmemek ve görevi nedeniyle meşru olmayan gelirler elde etmesi gibi esaslar üzerine kurulu bulunan siyaset terk edilmiştir. Bu tarzın ihyası ve inşasına acilen ihtiyaç vardır.

Aldatma: Siyaset, etik temellerinden kopartılmış, politikada insanları aldatmak esas alınmıştır. Samimiyetle doğrunun dosdoğru şekilde ifade edilmesi, yanlışlar ile de aynı şekilde mücadele edilmesi terk edilmiş, aldatmaya yönelik her türlü eylem ve işlem “algı yönetimi” adı ile topluma dayatılmıştır. Hatta her türlü aldatıcı hareketi yapmak da meslek olmuş “trollük” adında bir meslek bile ihdas edilmiştir. Toplum, doğruların hâkim ve makbul olduğu, yanlışlara karşı hep birlikte mücadele edildiği zeminden kopartılarak, aldatmanın esas alındığı algı odaklı bir yapıya dönüştürülmüştür. Bu da daire daire, toplumda dejenerasyonu artırmış, dürüstlük yerine aldatma hâkim olmuştur. Acilen, doğruda buluşulan, yanlışa karşı birlikte mücadele edilen bir siyaset yapma tarzının topluma hâkim kılınması gereklidir.

Kuvvet: Siyaset, kuvvetin yönetilmesi meselesidir. Kuvvetin hakka hizmet etmesi gerekirken, politika, hakkı kuvvetliye teslim eden bir yapıya eriştirilmiş, haksızlık yapmak da hak olarak görülmüştür. Zira politikada amaç her türlü aracı meşru kılmaktadır. Oysa, siyasette hiçbir amaç hakkın hâkim olmasından üstün değildir. Kuvvet de yalnız ve ancak yanlışı önlemek ve tasfiye etmek, hakkı tesis etmek için vardır. Kuvvet o derece hâkimdir ki, masum ve mazlum bile olsa muhalifini ezip yok etmeyi kendisine meşru görmektedir.

İhtilaf: Siyaset, her zaman akl-ı selimi arama ve akl-ı selimde buluşma meselesidir. Mevcut politika ise temel olarak ihtilaf üretme ve ihtilaftan beslenme odaklı tarafgirlik üzerine kuruludur. Hatta, yukarıda saydığımız diğer unsurlar bile “ihtilaf / tarafgirlik” odaklı politika yapma tarzının bir ürünüdür. O kadar ki, aynı konuda kendi eylem ve işlemleri olduğu halde muhalifi gündeme getirerek muhalifine negatif algı oluşturmak, zarar vermek, halka iyi hizmetler vermesini engellemek ve sair her türlü yöntemler ile ihtilaf ve tarafgirlik üretebilmek için iş ve işlem yapmaktadır. Çok zaman gerçeklerin saptırılması, milletimizin menfaatine veya zararına olan hususların sanki tam tersiymiş gibi gösterilmesi gibi örneklerini çoğaltabileceğimiz samimiyetsiz davranışlar ile ihtilaftan beslenerek tarafgirlik meylini kuvvetlendirmek esas alınmıştır. Bu nitelikteki sun’i bölünmüşlük, toplumu da kamplara bölmekte, halkı akl-ı selim zemininde buluşmaktan uzaklaştırmakta, milletimize fayda üretmekten çıkıp muhalifine zara verme ve kendi siyasi fikrine taraftar toplama ile sınırlı bir zemin oluşturarak ülkeye zarar vermektedir. Ülkenin nitelikli insanlarının, muhalefetleri ve farklılıkları nedeniyle kapasiteleri ülkemize hizmet edemez durumdadır. Bunun üzerine kendisinden olmayanı da muhalif sayan, “bîtaraf olan bertaraf olur” safsatası da eklenince, ülke kapalı devre çalışan “vasıfsız muhterisler” güruhuna teslim edilmiş olmaktadır. Hizmete girişte de hizmeti sunmakta da ülkenin nitelikli insanlarının bilgi ve tecrübelerinin israf edilmesine neden olmaktadır. Bu politika yapma tarzı, sorunları nitelikli insanlar ile çözme odaklı değil, sorun üretme, sorunlar etrafında algı oluşturma ve her meselede toplumu kamplara bölme ve bu yolla kendisine taraftar devşirme üzerine kurulmuştur. Seçim döneminde en isabetli kişilerin seçilmesi ile sınırlı olarak yarışan siyaset yapılıp, seçimler bitince ülkeye birlikte hizmet edebilecek modelleme oluşturulması gereklidir.

Kızılelma yolunda yürüdüğümüz bu kutlu yolun büyüklüğü, artık mevcut siyaset yapma tarzını reddetmektedir. Milletimize siyaset yapma tarzı olarak giydirilmiş bu deli gömleği vücuda dar gelmekte ve zarar vermektedir. Yeni bir siyaset yapma tarzı ile yola devam edilecektir. Yeni siyaset yapma tarzının, Anadolu irfanı ile yoğrulup milletimizin derin aklında şekillendirilip hayata geçirilmesi zamanı gelmiştir.

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement