0

Aslında devlet yönetme geleneği ve ahlakı olan milletlerde Anayasa'ya bile gerek kalmaz.

Binlerce yıl birçok halk bırakın anayasayı yasa olmadan bile huzur içinde yönetilebilmiştir.

Nitekim sözde hukuk devletlerinde yaşanan kargaşa ve hak ihlallerinin "anayasasız" ve "hukuksuz" denilen bu toplumlardan/devletlerden daha az olduğunu söylemek zordur.

Anayasa olmadan "örfi hukuk" ile yani örf/"ma'ruf" ile yönetilebilir aslında.

Yeter ki insanlığın ortak "örfü"nü yani "MA'RUFu emredecek birileri" olsun.

Anayasaya gerek duymadan ülke yöneten iki ülke aklıma geliyor. İngiltere ve Osmanlı.

İlgisi var mı bilmiyorum ama dikkat ettiniz mi Osmanlı'da ilk anayasa (Kanun-i Esasi) kurulduktan sonra yıkım da başlamıştır.

Bununla anayasanın ve hukukun yanlış olduğunu söylemiyorum. Ama bu rastlantıyı da hatırlatmak istedim.

Bunun içindir ki Yeni Anayasa'da "merkezi değer"in ne olduğu önemlidir.

Onun için Yeni bir anayasa yapımında en önemli belki de tek önemli şey anayasaya verilecek ruhtur.

Barındırdığı cuntacı "faşizan" ruh nedeniyledir ki 82 Anayasasının neresini düzeltirseniz düzeltin bir şekilde o yasakçı, devletçi, ırkçı ve din karşıtı ruhu karşınızda buluyorsunuz.

Mutlaka bir maddeye dayandırılarak bu militarist ruh hortlatılabiliyor.

O nedenle Yeni Anayasa'ya verilecek ruh yasakçı değil özgürlükçü olmalıdır.

O ya da bu partiden çok halkın sağduyusuna güvenilmelidir.

Ne MHP'nin, ne CHP'nin ve ne de HDP'nin yapacağı yasa bu milletin onaylayacağı yasa olamaz kanaatimce.

O yüzden bu partilerin her hangi birinin onayından geçmiş bir Anayasa'nın yeni bir anayasa değişikliğini doğuracağını görmek gerek.

Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın beyin de ifade ettiği gibi "Yeni Anayasanın senaristi ve yapımcısı millet olmalıdır."

Devleti koruma ruhu değil halkı koruma refleksi olmalıdır yeni anayasada.

Temel hakları korumanın Adalet olduğunu ve Adaletin de Allah'ın emri olduğu ruhu ile yapılmalıdır yeni anayasa.

Hak ihlaline ve haksızlığa yol vermeyen anayasaya inanmak en çok rabbini HAK diye çağıran Müslümanlara yakışır.

Yeni Anayasa HAK üzerine kurulmalıdır, HAK'sızlık üzerine değil.

Yeni Anayasa değeri kendinden menkul değişken, göreli seküler "değer"ler değil evrensel ve kalıcı "örfi" değerler ruhuyla yapılmalıdır.

Yeni Anayasa ulusal çıkarları, devlet reflekslerini değil "ma'rufu" emretmelidir.

Onun için uzlaşı o ya da bu partiyle değil halkın sağduyusunda saklı olan bu "maruf" ile yapılmalıdır.

O zaman kalıcı bir anayasa yapılmış olur. Değilse Hz. Ebubekir'in cahiliye dönemindeki "helvası" gibi olur. Kendimiz yapar kendimiz yıkarız.