0

Ta başından beri yeni anayasanın herhangi bir siyasi parti tarafından hazırlanmaması kanaatindeyim. CHP, MHP ve onların kuyruğuna takılmış HDP ile yeni anayasa falan yapılması mümkün değil. AK partinin anayasayı tek başına değiştirecek sayıya ulaşması da pek mümkün görünmüyor.

"Değil yüzde elli, yüzde seksen oy da alsanız size yönettirmeyiz" diyen bir yapı var ve bu yapının aşılmasının kolay olmadığını yaşayarak öğrendik. Gezi isimli faşist ayaklanmada, yolsuzluk operasyonları adı altında savcı-hakim darbe girişiminde bu görüldü.

Seçim-meçim dinlemez bunlar. Çamura yatmaya hazırlar.

O halde yapılması gereken en akıllıca iş yeni anayasanın sivil toplum kuruluşlarına bir an önce devredilmesidir. Sivil toplum kuruluşları derken, darbe ürünü Barolar Birliği, Mimarlar Odası değil kastettiğim elbette. İnsan Hakları dernekleri, işçi, işveren, memur sendikaları, çevre örgütleri bir araya gelir ve yeni anayasanın taslağını sivil hükümete sunar, hükümette bunu meclise taşır. İşte o zaman ak koyun, kara koyun belli olur. Yapılan her çalışmaya "AKP anayasası" diye kılçık atacakların ortaya koyacakları tavrı seçmen bütün açıklığıyla görecek ve ilk seçimde hakkıyla değerlendirecektir.

Yeni anayasa herhangi bir etnik kökene vurgu yapmalı mı?

Neden yapmasın? Sakıncası ne?

Bu ülkenin temel taşları Türkler ve Kürtlerdir. Kurucu halklar olduğu anayasada belirtilmeli. Birileri senin toprağını kendi kutsal toprağı sayıyorsa hala, bunu yapmak mecburiyetindesin. Kürtlersiz bu toprakları elinde tutman mümkün değil. Bu toprakların sahipleri Türkler ve Kürtlerdir demek zorunda sivil anayasa.

"Türkiye Cumhuriyeti devletinin resmi dilleri Türkçe ve Kürtçedir" ibaresi mutlaka olmalı.

Bu saatten sonra Kürdistan Kürtlere yetmez. Türkiye'nin batısına milyon dolarlık yatırımlar yapan Kürtçülerimizin İstanbul'dan vazgeçebileceklerini hiç sanmıyorum.

Türkler ve Kürtler bu coğrafyada varolmak istiyorlarsa fabrika ayarlarına dönmek zorundalar. Durumun vahamiyetini Milli İstihbaratçılarımız, Cumhurbaşkanı ve Başbakanın önüne bir raporla getirmedilerse henüz, bence işlerini iyi yapmıyorlar demektir.

Obama, Tayyip ile konuşmasa

Postalcı medyada, Nükleer güvenlik zirvesi için ABD'de bulunan Tayyip Erdoğan'a President Barack Hüseyin Obama'nın ikili görüşme için randevu vermediği yazılıyor.

Ballandıra ballandıra anlatıyorlar. Bundan hastalıklı bir haz duydukları aşikar.

Obama, Tayyip'le görüşmeyecek…

So, what that make you? Good?

You are not good. You just know how to lie.

Aydın Doğan'ın ve sahte mehdimiz Fethullah Gülen'in bütün adamları, artı piyasada solcu, liberal takılan "deep down ittihatçı" Ahmet, Mehmet Altan kardeşler, Hasan Cemal paşalar, Cengiz Çandarlar, Nazlı Ilıcaklar bir araya gelseler de şu sorunun cevabını bize verseler.

Tayyip bir Amerikan projesi olsa mı sizi sevindirecek? yoksa Amerika Tayyip düşmanı olsa mı sizi sevindirecek?

Çünkü akıllara zarar verir şekilde biriniz Ak partiyi, Tayyibi, Amerikan projesi olarak lanse ediyor, diğeriniz Ak parti ve Tayyibi Amerika ile ilişkilerimizi bozan olarak sunuyor. Aranızda şizofrenide sınır tanımayanlar işi öylesine abartılar ki gündüz katıldıkları panelde Ak partinin bir Amerikan projesi olduğunu durdurulamaz bir coşkuyla anlatırken akşam katıldığı TV programında Tayyip yüzünden ABD nin Türkiye'yi gözden çıkartığını öne sürüyorlar.

Allah aşkına biri çıksın da hanginizi ciddiye almamız gerektiğini söylesin ve bizi bu sıkıntıdan kurtarsın…

Suriye'de federatif yönetim şart.

Önce Türkiye'nin, Suriye'nin bölünmesine ve fedaratif yönetime karşı olduğu söylendi. Sonra ABD, Avrupa, Rusya ve İranın da buna karşı olduğu sesleri yükseldi. Söz konusu federatif de olsa Kürdistansa maşallah herkes karşı. Gladyo için Kürtler, gerektiğinde kullanacakları koz olmaktan başka bir şey ifade etmiyor. Bunu hala anlamayacak kadar gerizekalı değiliz. Anlamadığım Türkiye'nin ve İranın buna, fedaratif yapıya karşı olmaları...

Suriye 3 ayrı eyalete ayrılmalı. Suriyenin bütünlüğü bu şekilde sağlanabilir.

Fakat eski alışkanlıklara sahip kesimler bu federasyona hazırlar mı bilmiyoruz. Bir arada yaşamak ciddi bir medeniyet birikimi ister. Silah zoruyla farklılıkları aynı potada eritenler yada eriteceğini zannedenler için federasyon zor bir seçim olabilir. Eğer federatif yapı gerçekleştirilmekten uzak bir düşünce ise Suriye üçe bölünmeli, Kürtler, İslamcılar ve ne olduğu belirsiz Essed taraftarları kendi kendilerini yönetebilmeliler.

Türkiye ve İran "bu bölünme bize de sıçrar mı" kaygısı yaşayacaktır doğal olarak.

Böldürtme kardeşim!

Kürde, Türkiyenin de, İranın da Kürdistan olduğunu anlatamadıysan, yada anlatmak gibi bir kaygı taşımadıysan bülünmeyi ellerinle hazırlamışsın demektir.

Birlikte yaşamak için silahtan, zor dan başka bir projen yoksa elbette bölüneceksin birgün. Bir tek sen değil onca uğraştan sonra kurulacak Kürdistan da bölünecektir. Türkün, Kürdün, Farsın birbirinden farkı yok ki. Al birini vur öbürüne.

Söylenmese eksik kalırdı

"Mirov mina şer şûna jibo bawerîye xwe tişti ne anî be êş bikşêni, mina aştî doza bawerîye xwe anî li wê rê bimri ne çêtire?"

"İnsan savaş gibi inanmadığı bir şey için acı çekeceğine, barış gibi inandığı bir dava uğruna ölse daha iyi değil mi?"

Albert Einstein