Koleksiyoner Mehmet Çebi’nin 305 parçalık devasa cep saati koleksiyonu, Tophane-i Amire’de sanatseverlerle buluştu. 16. yüzyıldan günümüze saatçilik sanatının evrimini gözler önüne seren sergi, devlet başkanları arasındaki diplomatik hediyelerden Osmanlı pazarına özel üretimlere kadar zamanın tanıklığını yapan nadide eserleri bir araya getiriyor.

İstanbul’un kalbinde, Tophane-i Amire’nin büyüleyici atmosferinde zaman durdu! Koleksiyoner Mehmet Çebi’nin 305 parçalık devasa cep saati koleksiyonu sizi 16. yüzyıldan günümüze tarihi bir yolculuğa çıkarıyor. Mehmet Çebi’nin koleksiyonundaki 305 nadir eser, 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına uzanan dört asırlık saatçilik sanatının evrimini, diplomatik hediyeliklerden Osmanlı pazarına özel üretimlere kadar uzanan zengin bir perspektifle gözler önüne seriyor.

ZAMANIN İZİNDE 400 YIL

Koleksiyoner Mehmet Çebi’nin yıllarca özenle bir araya getirdiği nadir cep saatleri koleksiyonu, Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tophane-i Amire Kültür ve Sanat Merkezi’nde sanatseverlerin beğenisine sunuldu. 16. yüzyıldan 20. yüzyıl başlarına kadar uzanan dönemden seçilmiş eserler, saatçilik sanatının dört asırlık evrimini gözler önüne seriyor. Altın, gümüş ve değerli taşlarla süslenmiş bu muhteşem cep saatleri, dönemin işçilik anlayışını ve teknolojik gelişimini yansıtırken, Osmanlı İmparatorluğu’ndan Cumhuriyet dönemine uzanan koleksiyon, her biri ayrı bir hikâye anlatan nadide eserlerden oluşuyor.

DİPLOMASİ TARİHİNE IŞIK TUTAN ESERLER

Serginin en dikkat çekici parçaları arasında, Rus Çarı I. Nikolay’ın Kraliçe Victoria’ya sunduğu portreli saat gibi uluslararası diplomasi tarihine ışık tutan eserler de yer alıyor. Devlet başkanları arasında hediye olarak takdim edilen bu tür saatler, dönemin siyasi ilişkilerini ve protokol kültürünü belgeleyen önemli tanıklardan biri olarak öne çıkıyor. Avrupa saat üretiminde 18. ve 19. yüzyıllarda Osmanlı pazarının önemli bir yer tuttuğuna işaret eden uzman isim Yusuf Şimşekçaktı, bu dönemde üretilen bazı saatlerde “Osmanlı Pazarı İçin” ibaresinin yer aldığını ve Arap rakamlarının kullanıldığını dile getirdi. Bu detay, Osmanlı coğrafyasının Avrupa lüks tüketim endüstrisi için ne denli büyük bir pazar olduğunu gözler önüne seriyor.