Afet ve coğrafya kavramlarının anlamı araştırıldığında bu iki kavramın iç içe geçtiği anlaşılır. Çünkü her iki kavramın inceleme alanı yeryüzüdür. Meydana gelen doğa kaynaklı afetlerin oluşu, birbirleri ile olan bağlantıları sebep ve sonuçlarının analizidir
Bilim insanları Türkiye genelinde deprem üretme potansiyeline sahip yaklaşık 500 diri fayın bulunduğunu, bu fayların yoğunlaştığı 24 il hem yapı güvenliği hem de afet yönetimi açısından büyük risk altında bulunduğunu söylüyorlar. Bu nedenle, Türkiye'de yaşayanların depreme hazırlıklı olması, yapıların depreme dayanıklı bir şekilde inşa edilmesi ve halkın bilinçlendirilmesi büyük önem arzetmektedir.
Değerli okurlarım; 6 Şubat tarihi bize ülkemizi büyük acılara boğan depremin, 3. yıldönümünü hatırlattı. Bu ülkede yaşayan etkili, yetkili herkesin, bu depremlerden hepimizin dersler çıkarması gerekir.
Örneğin Türkiye bir daha imar affını konuşmamalı; imar afları teklif dahi edilmemeli. Türkiye’de imar affının ilk çıktığı 1948’den günümüze kadar mevcut hükümetler tarafından toplam 22 imar affı çıkarılmıştır.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, ‘’Türkiye'de 36 milyon bağımsız birim, 31 milyon konut olduğuna dikkati çekerek, bunun yaklaşık 6 milyon bağımsız birimi risk altında, 2 milyonunun acil dönüşüme girmesi gerekiyor." diyor.
1999 marmara depreminde rahmetli Ahmet Mete Işıkara hocanın kamuoyuyla paylaştığı bir motto vardı. ‘’Deprem öldürmez, bina öldürür’’ Deprem Türkiye’nin bir gerçeği bu gerçekle artık yüzleşmeliyiz. Deprem Türkiye için gerçekten bir beka sorunudur, değerli okurlarım bir kez daha düşünün, büyük İstanbul depremi bütün Marmarayı etkileyecektir. Sanayinin kalbi Bursa, Kocaeli, Sakarya etkilenecek bu Türkiye ekonomisinin çökmesi demektir.
Kur'an'da akıl kelimesi biri geçmiş, diğerleri geniş zaman kipinde olmak üzere, 49 yerde fiil şeklinde geçmektedir. Bu âyetlerde genellikle “akletme”nin yani aklı kullanarak doğru düşünmenin önemi üzerinde durulmuştur. Artık lütfen aklımızı kullanalım, Deprem, tamamen önlenemez ancak alınacak tedbirler ile gerçekleşecek olan hasarı minimize edebilmemiz mümkündür. Olası bir deprem riskine karşı; yapıların güçlendirilmesi, yerleşim yerlerinin planlanması ve toplumsal farkındalığın artırılması gerekmektedir.
Bugün 6 Şubat; Üç yıl önce bugün yaşanan depremler, yalnızca büyük bir jeolojik kırılma değildi, aynı zamanda Türkiye’nin toplumsal yapısında derin izler bırakan sosyolojik bir kırılma meydana getirdi. Bu deprem, toplumdaki gelir ve imkân farklılıklarını, yapıların mühendislik kalitesindeki uçurumu, yerel ve merkezi yönetimlerin kurumsal kapasitesini, bireylerin risk bilincini ve kriz anındaki dayanışma kültürünü açık bir biçimde ortaya koymuştur.
Her depremde olduğu gibi bu depremde de en ağır yıkımın düşük gelir gruplarının yaşadığı bölgelerde olduğunu, mühendislik hizmeti almamış ya da zemin açısından sorunlu alanlarda gerçekleşmesi, afetlerin “doğal” olmaktan çok “toplumsal olarak şekillenen” sonuçlar doğurduğunu göstermiştir. Depremin ardından toplumda gelişen yardım ağları ve gönüllü hareketlilik, toplumun zor zamanlarda ortak hareket edebilme kapasitesini ortaya koymuştur.
Bununla birlikte zorunlu göçler, yaşanan travma, mekânsal kopuş ve kimlik aidiyetinde yaşanan sarsılmalar, depremin uzun vadeli sosyal etkilerinin yalnızca fiziki yıkımla sınırlı olmadığını; hafıza, kültür ve toplumsal ilişkiler üzerinde kalıcı dönüşümler yarattığını göstermektedir.
Sonuç olarak; Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 6 Şubat felaketinin ardından ortaya koyduğu irade ve organizasyon kabiliyetiyle güçlü bir devlet olduğunu somut biçimde göstermiştir. Üç yıl gibi bir sürede 455 bin konut ve işyerinin hak sahiplerine teslim edilmesi, yalnızca bir inşa faaliyeti değil; aynı zamanda kararlılığın, planlamanın ve devlet tecrübesinin bir sonucudur. 3,6 trilyon liralık devasa bir kaynağın bölgenin yeniden ayağa kalkması için seferber edilmesi, devletin vatandaşını yalnız bırakmadığının açık bir göstergesidir. 6 Şubat’ı bir milat kabul ederek, riskleri erteleyen değil yöneten, bir anlayışla ülkemizi daha sağlam temeller üzerine inşa edelim.