Kıymetli okurlarım; Büyük mutasavvıflar, insanlara hakikati uzun cümlelerle değil, kısa hikâyelerle anlatmayı tercih etmişlerdir. Çünkü bazen bir hikâye, ciltler dolusu kitaptan daha etkili olmaktadır.
Biz bunun en güzel örneğini Mesnevide görüyoruz. Hintliler, karanlık bir ahıra bir fil getirerek halka göstermek istediler. Fili görmek için birçok kişi ahıra akın etti. Ancak filin bulunduğu yer zifiri karanlıktı; göz gözü görmüyor, fili görmek ise imkânsızdı. Bunun üzerine insanlar, fili gözleriyle değil, dokunarak tanımaya çalıştılar.
İçlerinden biri filin kulağına dokundu ve “Fil bir yelpazeye benziyor.” dedi. Bir başkasının eline filin ayağı geldi; o da “Hayır, fil bir direğe benziyor.” diye konuştu. Bir diğeri filin hortumunu tuttu ve “Fil bir oluğa benziyor.” dedi. Bir başkası ise filin sırtına dokunmuştu; o da “Fil dümdüz bir taht gibidir.” diye tarif etti.
Herkes, filin yalnızca dokunduğu kısmını bütünü zannederek onu kendi algısına göre anlatmaya başladı. Bu yüzden her birinin tarifi birbirinden farklıydı. Oysa hiçbiri bütünü görememişti; sadece temas ettiği parçayı biliyordu.
Mevlânâ bu hikâyenin sonunda çok anlamlı bir ders verir: “Eğer herkesin elinde bir kandil olsaydı, ihtilaf ortadan kalkardı.” Çünkü hakikati bütünüyle görebilmek, parçaya değil, aydınlığa ihtiyaç duyar. Karanlıkta herkes kendi dokunduğu kısmı gerçek zanneder; ışık ise gerçeğin tamamını ortaya çıkarır.
Çünkü hakikati yalnızca konuşmak, onu yaşamak anlamına gelmez. Kelime başka, kavram başkadır. Aşkı anlatmak kolaydır; âşık olmak ise zordur. Sabrı övmek kolaydır; sabretmek ise zordur. Adaletten söz etmek kolaydır ancak, adil olmak zordur.
Bugün dilimizden düşürmediğimiz nice kelimeler vardır: Adalet, merhamet, özgürlük, kardeşlik, ahlak, sevgi...
Fakat bu kelimelerin her biri birer yolculuğa açılan bir kapıdır. Kapının önünde durmak başka, kapıdan içeri girmek başka bir şeydir.
Mesela “adalet” kelimesini ele alalım. Adalet kavramını anlamak için mahkeme kürsüsüne çıkmak gerekmez. Bir belediye başkanının hizmetleri yalnızca belirli kişilere değil, bütün vatandaşlara ulaştırması, bir şoförün trafikte kurallara kendisi için olduğu kadar başkaları için de uyması, bir hakemin maçı yönetirken taraf tutmadan her iki takıma da aynı kuralları uygulaması, bir yöneticinin liyakati esas alması ve bir babanın evlatları arasında ayrım yapmaması adaletin günlük hayattaki karşılığını bize göstermektedir.
“Merhamet” kelimesi de böyledir. Yaşlı bir komşumuzun bir ihtiyacını gidermek, susamış bir hayvana su vermek, zor durumda kalan bir insanın yükünü paylaşmak merhametin hayata yansımış hâlidir. Çünkü merhamet, sadece dilde kalan bir söz değil; insanın kalbinden davranışlarına yansıyan bir erdemdir.
Bugün de bir öğretmenin yıllar sonra öğrencisini hatırlaması, bir evladın yaşlanan anne babasına sahip çıkması veya bir dostun zor zamanda arkadaşını yalnız bırakmaması, vefa kavramının hayattaki karşılığıdır.
Kıymetli okurlarım, tarih boyunca milletleri ayakta tutan da işte bu kavramlar olmuştur. Çanakkale'de Mehmetçiği siperden çıkaran yalnızca silah değildi. Onun gönlünde iman, din, namus, vatan, millet, istiklal ve fedakârlık kavramları vardı. Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu insanını aynı çatı altında birleştiren de bu ortak kavramlardı. Çünkü insanlar aynı anlam dünyasında buluştuğunda büyük işler başarabilirler.
Günümüzde ise kelimeler çoğaldıkça anlamlar bazen azalıyor. Sosyal medya, ekranlar ve günlük tartışmalar milyonlarca anlamsız kelimeler üretiyor. Fakat ne kadar konuşursak konuşalım, eğer Mevlânâ'nın kandiline sahip değilsek hakikati göremeyiz. Belki de çağımızın en büyük yoksulluğu, bilgi eksikliği değil; hakikati görecek ışığı, onu anlayacak gönlü ve ona teslim olacak samimiyeti kaybetmiş olmamızdır.
Sonuç olarak kelimeler yalnızca harflerden oluşmaz. Onlar bir medeniyetin hafızasıdır. Kavramlar ise o medeniyetin ruhudur. Mevlânâ'nın kandili, bize aynı gerçeği hatırlatmaktadır: Hakikat konuşularak değil, anlaşarak; anlaşılmakla kalmayıp yaşanarak değer kazanır. Çünkü kelimeler ağızdan çıkar, fakat kavramlar insanın karakterine ve toplumun kaderine dönüşür. Katma değeri yüksek hayırlı bir hafta sonu diliyorum.