“Kıyamet gününde, Allah adına yalan söyleyenlerin yüzlerini simsiyah görürsün. Büyüklük taslayanlar için Cehennemde yer mi yok?”

(Zümer, 39/60)

Bu ayet, sadece ahirete dair bir sahne tasviri değildir; aynı zamanda dünyada yürüyen, konuşan, kürsülere çıkan, ekranlardan ahkâm kesen herkese yöneltilmiş sert bir uyarıdır. Çünkü Allah adına konuşmak, O’nun hükmünü kendi hevasına göre eğip bükmek; dini şahsi menfaatlerin, iktidar hırsının ve nefsî üstünlük duygusunun aracı hâline getirmek, Kur’an’ın en ağır biçimde yerdiği suçlardandır.

Kur’an bu gerçeği başka bir ayette daha açık bir şekilde ifade eder:

“Allah hakkında yalan uydurandan daha zalim kim olabilir?”

(En‘âm, 6/93)

Bu soru süs için sorulmuş değildir. Cevabı nettir: Hiç kimse.

Çünkü Allah adına yalan söylemek, basit bir yanlış değil; ilahi otoriteyi gasp etmektir. Kendi sözünü Allah’ın sözü gibi sunmak, insanları Allah ile korkutmak, Allah ile susturmak ve Allah ile yönetmeye kalkmaktır.

Bugün en tehlikeli yalanlar, dindar ambalajla servis edilen yalanlardır. Ayetle süslenmiş zulüm, hadisle cilalanmış kibir, “din böyle emrediyor” denilerek meşrulaştırılan haksızlıklar… İşte Zümer 60’ın muhatapları tam olarak bunlardır.

Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu tehlikeye karşı ümmetini açıkça uyarmıştır:

“Kim bilmediği hâlde fetva verirse, onun günahı fetvayı verenedir.”

(Ebu Dâvûd)

Yani cehalet mazeret değildir; bilakis başlı başına bir vebaldir. Hele bu cehalet kibirle birleştiğinde, insanı karanlığın en derin çukuruna sürükler. Nitekim Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurur:

“Kalbinde zerre kadar kibir bulunan kimse Cennete giremez.”

(Müslim)

İşte ayetin ikinci cümlesi burada bütün ağırlığıyla karşımıza çıkar:

“Büyüklük taslayanlar için Cehennemde yer mi yok?”

Evet, vardır. Hem de özel bir yer. Çünkü kibir, insanı hakikate kapatır. Kibirli insan dinlemez, anlamaz, istişare etmez; sadece hükmeder. Kendini Allah’ın yerine koyarcasına konuşur. Oysa Kur’an, müminin vasfını şöyle tanımlar:

“Onlar sözü dinler ve en güzeline uyarlar.”

(Zümer, 39/18)

Bugün din adına en çok konuşanların, en az dinleyenler olması bir tesadüf değildir. Çünkü kibir kulağı sağır, vicdanı kör eder. Allah adına konuştuğunu iddia edip adaleti ayaklar altına alan her dil, kıyamet günü o simsiyah yüzlerin arasında olacaktır.

Asıl soru şudur:

Biz Allah’ın dinini mi savunuyoruz, yoksa kendi çıkarlarımızı Allah’ın arkasına mı saklıyoruz?

Zümer Suresi’nin bu ayeti hepimize şunu hatırlatır:

Allah adına konuşmak kolaydır; Allah adına hesap vermek zordur.

Ve o gün geldiğinde, hakikat yüzlerin rengiyle ortaya çıkacaktır.