0
Boğazına kadar yanlış, hata, günah deryasında yüzerken cennete kulaç attığını düşünenlerimiz var.
Sabah inandığını akşam inkar eden ama kendini halis muvahhid olarak addedenler var.
Namaz kılanı da kılmayanı da, ahirete inananı da inanmayanı da, dinin emirlerine bağlı olanı da olmayanı da Allah'ın kendisinden razı olmasını, cennetine almasını, rahmetiyle muamele etmesini ister.
İstesin.
Buna kimsenin deme hakkı yok.
Ama kulun da biraz kendini, haddini bilmesi gerekiyor. Kabahatlerini bilip af dilemesi, günahlarını bilip mahcup olması gerekiyor.
***
Abdullah b. Ömer şehrin dışına çıkar. Gezinti esnasında uzakta bir çoban görür, yanına yaklaşır, selam verip oturur.
Biraz sohbetten sonra, yanında bulunan yiyecekleri çıkarır, çobana da ikram eder.
-Buyurun beraber yiyelim.
-Hayır ben yemeyeceğim.
Abdullah b. Ömer çok ısrar edince, adam durumunu açıklar:
-Ben orucum!
-Allah kabul etsin ama şimdi yersen yarın veya uygun bir zamanda kaza edebilirsin. Bu farz oruç değil ki!
-Evet kaza edebilirim fakat yarına ulaşamazsam? O zaman borçlu olarak gitmiş olurum.
Çobanın bu hassasiyeti İbn-i Ömer'in hem dikkatini çekti hem de hoşuna gitti.
Bu defa onu sınamak amacıyla bir teklifte bulundu:
-Koyunların iyisinden birisini bana satsana!
-Hayır satmam!
-Bak sen bin bir zahmetle çalışıyorsun, vereceğim parayla ihtiyacının bir kısmını giderirsin, rahatlarsın.
-İnsanların ihtiyaçları bitmez tükenmez. Hem koyunların sahibi bana güvenerek bunları emanet etti. Emanettir, ihanet edemem, ben ne derim sonra?
-Bir şeyler uydurursun canım. Kayboldu dersin, öldü dersin, kaçtı dersin. Kandıracak bir şey bulursun.
-Öyle mi? Ne çirkin bir teklifte bulunuyorsun. Haydi diyelim efendimi kandırdım. Ya Allah'ı, Allah'ı kandırabilir miyim?
Abdullah b. Ömer, köle çobanın verdiği cevaptan son derece memnun olmuş, onu daha çok sevmişti. Veda edip ayrıldı.
Güzel bir iş yapma sırası kendisindeydi artık.
Ertesi gün sahibinden köle çobanı satın aldı ve hemen ardından azad etti. Koyunları da satın aldı ve hepsini çobana hediye etti.
İşte Allah'tan hakkıyla korkan, O'na sığınan, O'nu her yerde hisseden bir mü'minin asil tavrı.
Ve Ahiretten önce Rabbinin nasip ettiği bir mükafat.
Evet, Allah'ı kandıramayız bu kesin. Ama insanları da kandırmayalım.***