2019 Yılında Diyarbakır’da yapılan seçimi Büyükşehir Belediye Başkanı olarak Dr. Adnan Selçuk Mızraklı kazanır. Elbette halkın oyuyla seçilen ve HADEP’ten seçime giren ve kazanan Belediye Başkanı olarak meşru yollarla bu makamı elde etmiştir.
Ancak, bu Belediye Başkanının ilk icraatlarından biri o makama gelir gelmez Urfa ve Diyarbekir havalisinde İslam’ı yaymak için çaba gösteren İyaz Bin Ganem’in ismini kaldırıp yerine Dr. İhsan Diker ismini bu caddeye vermiştir. İsteyen resmi kayıtlara bakabilir.
Diyelim ki, Dr. İhsan Diker’e sizin bir borcunuz olduğunu düşünüyorsunuz. Bir başka caddeye bu ismi vermek hiçte zor değildir. Daha evvel bir başka belediye başkanı tarafından Müslümanlığı çağrıştıran ve sahabi olan İyaz Bin Ganem’in ismini kaldırmanın mantıklı bir izahı olabilir mi?
Hatta Hadep eski milletvekili Altan Tan'ın kardeşi Alaaddin Tan tarafından bu belediye başkanının yüzüne karşı "Başkan etrafınızda size zarar veren birçok insan olabilir. Bu caddenin ismini değiştirmek asla kabul edilemez" demesine rağmen belediye başkanının ısrarla böyle bir yola başvurması izahtan varestedir.
Diyarbekir halkı yüzyıllarca evvel Müslüman olan bir şehirdir. Mustafa Kamal döneminde Diyarbekir şehrinin ismi Diyarbakır olarak değiştirilmesi aynı mantığın bir başka tezahürüdür.
Son zamanlarda adeta Amed ismi Diyarbekir’in yerine konulmuştur.
Süryaniceden gelen Amid ismi Amed olarak Diyarbekir’in alnının ortasına yerleştirilmesi açıkça gösteriyor ki, bir Müslüman ismi yerine, Süryani bir ismin biraz değiştirilerek telaffuz edilmesi Kemalizmin yapmak istediğinin bulunmaz bir kumaşı gibidir.
Bir spor kulübüne Amed isminin verilmesi de yarın çeşitli illerde oynanacak futbol müsabakalarında, karşı tribünlerden gelen çatlak sesleri hepimizi rahatsız edeceğinden büyük endişe duymaktayım.
Günümüzde birçok spor müsabakası kardeşliği değil ayrışmanın bir parçası haline gelmiştir. Hakaretler küfürler yeri göğü inletmektedir. Tribünlerdeki ağza alınmayacak küfürler ve düşmanca tavırlar bu endişemizi doğrulamaktadır.
Diyarbekir’in bu musibetten kurtulması gerekir. Ecdadına saygı duyarak gayri İslami tüm yapılanmalardan uzak durması milletin hayrınadır.
Ancak Diyarbekir’in birçok insanı mevcut haliyle bu musibetin akıbetini anlamaz bir haldedir. Irk sarhoşluğunun, akıllara durgunluk vermesinden ve gözleri adeta kör ettiğinden, sağını solunu fark edemeyecek bir duruma getirdiği insanlar vardır.
Sayın Altan Tan'ın Diyarbekir halkını İslam’dan uzaklaştırmak için gayret gösterenlere karşı feryadı asla boşuna değildir.
Nitekim Dem Parti’nin bir heyeti Urfa’da daha evvel Müslüman iken sonra mürted olan bir papazı ziyaret etmesi de izahtan varestedir.
Bazen bir doğruyu söylemek çok zor hale gelebilir. Bütün Peygamberler ve İslam Alimleri hep doğruyu haykırdıklarından cahil halk ve idareciler tarafından çeşitli işkencelere ve vahşete maruz kalmışlardır. İslami hassasiyeti olan herkesin cansiparane bir şekilde yanlışlara karşı mücadele vermesi gerekir.
Diyarbekir’i bütün ruhu canımla selamlıyorum. Çünkü orada başta Hz. Zülküf ve Elyasa Hazretleri olmak üzere dokuz peygamberin kabri olduğundan dolayı mübarek bir yerdir. Ayrıca yirmi bir sahabenin kabri Diyarbekir’dedir. Bu muhteşem manevi zenginlik Diyarbekir’e nasip olmuştur.
Allah'a emanet olun
Kalın sağlıcakla.