Birçok bayan bir araya gelse ve tanışma faslı başlasa, biri ben avukatım. Biri ben mühendisim, biri ben hâkimim biri ben savcıyım, biri ben TIR şoförüyüm dese ve liste daha da uzayıp gitse, eşikte oturan bir bayan da ben ev hanımıyım dese, sanki boynunu bükerek kendini aşağılanmış gibi hissedebilir. Farzı muhal diye bir darbımesel var. Aynen onun gibi.
Hâlbuki İslam dini bütün bunların ötesinde kadına değil, anneye muhteşem bir değer vermektedir. ”Cennet anaların ayağı altındadır. ”Ne de güzel söylemiş, Peygamberimiz(S.A.V).
İslam dininde anne o kadar yücedir ki, dünyanın bütün nimetlerini geride bırakır. Bir anne çocuğunu dokuz ay karnında taşır, kolay değil elbette, biz erkekler bir iki lokma fazla yesek, hemen bir maden suyu veya hazımsızlığı gideren bir ilaç kullanırız, bulamazsak kıvranıp gideriz ve içimizdeki yangını nasıl söndürebiliriz diye bir endişe sarar bizi. Anne karnındaki yavru ile dokuz bazen de yedi ay beraber yaşamak zorundadır. Tercih kendisine bırakılmamıştır.
Sonra bir doğum anı gelir ve o annenin karnındaki yavru izni ilahi ile büyük bir sancıdan sonra dışarı çıkar artık orada yaşayamaz. Çocuğun göbekten gıda aldığı kordon kesilmiştir. Daha evvel annenin göğsünde süt yoktur. Çocuk dünyaya geldikten sonra iki süt musluğu çalışmaya başlar ve çocuğa lazım olan gıda artık musluklardan akmaktadır. Annenin kalbine aynı zamanda yavrusuna hayatını feda edecek kadar karşılıksız bir şefkat ve merhamet Allah tarafından verilir.
Evet, anne, çocuğun doğumundan sonra iki şeyle donatılmıştır. Çocuğa lazım olan bembeyaz süt ve annenin şefkat ve merhameti birlikte tezahür eder. Çünkü çocuk bu iki şeye muhtaçtır. Anne nerede ise iki yıl çocuğu kucağında taşır. Her gece çocuk defalarca kalksa anne ona süt verir ve altını temizler.
İslam dini bir annenin her güne mukabil çocuğunu emzirdiği zaman bir köle azat etmiş gibi sevap yazılır, diye müjdelemiştir. Maalesef böyle muhteşem bir hazineyi nasıl da değersiz hale getirmişler.
Bütün hayvanlara bir bakın, yavrular hep anne ile birliktedir. Gerçi horoz Allah'ın emriyle ezan gibi namaz vakitlerinde öter. Amma tek başınadır. Tavuk onlarca yavruyu alır, onları otlatır, gezdirir ve onlara sahiplik eder. Bir köpek yavrulara saldırsa kendisini feda etmekten ve köpeğin ağzına girmekten asla çekinmez.
Çocuğun yaşı ne olursa olsan annenin şefkati o evladı hakkında eksilmez ve ölünceye kadar devam eder.
Bediüzzaman'ın ifadesiyle " Bu mimsiz medeniyet, kadınları yuvalarından uçurdu ucuz bir meta yaptı." Birçok kadın asli görevini bıraktı çocuk yapamaz hale geldi ve ülkelerin geleceği karardı.
Anne çocuğun en büyük muallimidir. Yine Bediüzzaman'ın ifadesiyle yüzlerce hocadan ders aldığım halde hiçbir ders annemin bana verdiği ders kadar etkili olmamıştır. Evet, annenin en büyük görevi çocuğunu yetiştirmek ve ona ahlak ve insanlık dersi vermesi gerekirken anne işte, çocuk da kreşte olunca bakalım daha başımıza neler gelecek? Bu hususta yazılacak çok şey var kısa kesiyorum.
Annelik bütün mesleklerden çok daha üstün ve daha kıymetlidir ve asla kıyas dahi edilemez. Devleti yönetenler çocuk sayısının azlığından şikayet ediyor. Kadınların çoğu çalışıyor, çalışan kadın çocuk yapabilir mi, yapsa bile kim o çocuğa bakabilir? Bu sorunun cevabını bulmak lazım.
Kısa yoldan bir önerim var. Dört çocuk annesi olan kadınlara otomatikman emekli aylığı bağlansın.
Allah'a emanet olun,
Kalın sağlıcakla.