Bu yıl ülkemizde bol miktarda kar ve yağmur yağdı. Geçmiş yıllardan gelen ve birikmiş kuraklık tehlikesi Allah'ın rahmetiyle ortadan kalktı. Yer altı suları zengin bir hale gelirken yer üstü suları da coşarak kendi yatağının dışına taştı göller. Barajlar doldu. Hatta fazla suları tahliye etmek için baraj kapakları açıldı. Birçok ekili araziler su altında kaldı. Elhasıl yıllardır hasret kaldığımız böyle bir ortam yüzümüzü güldürdü.

Ziraatın verimli olması herkesi ilgilendirir. Çünkü rızık topraktan gelmektedir. Hayvanların rızkı da toprağa bağlıdır. Bu Allah'ın kurduğu bir sistemdir. Yer ile göğün izdivacından rahman ismi tecelli ederek bütün varlıkların ihtiyacı olan envai türlü nimetlerle Allah cevap vermektedir.

Bu yıl sürekli yağmur yağmasından dolayı sanki ağaçlarda istenilen seviyede bir döllenme olmadığını çiftçiler beyan ediyor. Ziraat ile uğraşanlar çok iyi bilirler, rüzgârla döllenme olduğu gibi, arılar da farkında olmadan ve bilmeyerek birer işçi gibi ağaçtan ağaca konarak döllenmeye yardımcı olurlar.

Son zamanlarda kırlarda ve tarlalarda nerede ise hiç bir arı görmemekteyiz. Çünkü ne olduğunu bilmediğimiz birçok zirai ilaçları tarlalara attığımız için arıları da yok ediyoruz.

Bundan önceki yıllarda köylerde, tarlalarda hatta şehirlerde bile birçok arılar vızır vızır yanımızdan geçerlerdi. Yılanlar, kertenkeleler ve başka sürüngenlerle tarlalar adeta bezenmişti.

Gökyüzünde ise envai türlü kuşlar vardı, daldan dana konarlar, çıkardıkları türlü sesler adeta bir orkestrayı andırırdı. Zirai ilaçlardan dolayı bahsettiğim görüntüleri maalesef artık görememekteyiz. İlim adamları eğer yeryüzünde bal arısı kalmasa hayat biter, bütün canlılar yaşamını kaybeder diyorlar.

Allah haşa boşuna mı, Kur’an’ı Kerimde bal arısı ile ilgili bir sure göndermiştir? Ne kadar harika ve mucize bir varlık olduğunu Kur'an bizlere anlatmaktadır.

Malum olduğu üzere bal arısının karnında hem zehir ve hem de bal vardır, bir insanı soktuğu zaman, zehiri kullanır asla bal kullanmaz, böyle bir durumda arı hemen ölür. Çünkü insanın vücuduna soktuğu iğne bir başka insanın vücudunda kullanılmaz. Belki bal arısının soktuğu bir insanda herhangi bir hastalık ve mikrop olması ihtimaline karşı, Rabbim bal arısının hayatına son verir. Böylece bulaşıcı bir hastalığın meydana gelmesi önlenmiş olur.

Bal arısının bir yanında da çiçeklerden elde ettiği mucize olan harika bir lezzet ve kıymete sahip bal vardır. Peteğe balı bırakırken, zehir asla bala karışmaz ve bu gıdayı Rabbim böylesine akılsız bir böcekten bizlere yedirmektedir. Bu hayvanın aklı yoktur, ne yaptığını bilmez ve sevki ilahi olarak bizlere hizmet etmektedir.

Bal arılarının ortalama yaşı 45 gündür. Bu kadar kısa bir zamanda arıya bu harika işleri yaptıran Allah'ın sonsuz kudretini görmek gerekir. Bal arılarının yaptığı iş bir mühendislik harikasıdır ve petekleri çok mükemmel bir şekilde altıgen olarak önümüze koyarlar.

Allah her şeyi harika ve mucize yarattı. Bizlere emanet etti. Israf etmeyin ve haddinizi aşmayın dedi. Hiçbir varlığın genetiği ile oynamayın demesi Kur’an’ın bir mucizeliğini ortaya koymuştur.

Elhasıl birçok hususlarda Allah'ın emrine muhalefet ettik ve hayatı nerede ise yaşanmaz, zevksiz bir hale getirdik. Birçok insan birbirine karşı şöyle bir söylemde bulunur. "Allah iyi etsin." Kardeşim Allah her şeyi iyi etmiş ve yaratmış ancak iyileri bozan bizler olmuşuz.

Evet, insanoğlu kadar zalim bir mahlûk gerçekten yoktur. Bu âlemin güzelliğini ne hale getirdik. Yıkıcılığımız saymakla bitmez.

Onun için Bu asrın allamesi olan Said Nursi Hazretleri "İman insanı insan eder, belki de âleme sultan eder" demesi boşuna değildir.

Toprağı, suyu havayı, hayatı kirlettikçe kirlettik. Daha ne olsun. Yukarılarda suları kirletirken, aşağılarda da çok pahalıya mal olan arıtma tesislerini kuruyoruz.

Allah'a emanet olun. Kalın sağlıcakla.