Seçimle iş başına gelen rahmetli Başbakan Adnan Menderes, Kemalistler tarafından idam edilmiş ve kendisine diktatör demişlerdi. Aynı ithamı Süleyman Demirel'e de yaptılar.

Anavatan partisini kurduktan sonra Reisicumhur olarak seçilen rahmetli Turgut Özal'a ise iki suçlama yaptılar, hem Yahudi ve hem de diktatör yaftasını yapıştırdılar.

Kenan Evren darbe ile geldi ve darbeciler alternatifi olmayan tek bir anayasa metnini halka kabul ettirdi. Kenan Evren göreve geldikten sonra nice felaketlere imza attı. Anayasanın ilk dört maddesi değiştirilemez, değiştirilmesi için teklif dahi edilemez diye dünyada emsali olmayan maddeler hazırladılar. Sanki Kur'an ayeti gibi kabul ettiler, bu da yetmedi elli kadar genci biri sağdan biri soldan diyerek idam ettiler.

Ankara Mamak ve gerekse Diyarbakır cezaevlerinde yaptıkları zalimliğin haddi hesabı yoktu. Kimse o devirde Kenan Evren ve ekibine diktatör demedi.

Şimdi ise birçok partilerin seçime rahatlıkla girdiği bir sonuçtan Sayın reisicumhur Recep Tayyip Erdoğan’a' da diktatör diyenler var. İktidarın ve hatta muhaliflerin bazı yanlışlarının eleştirisi yapılmalıdır, bunu yapmak bütün partilerin görevidir. Yeter ki yalan ve iftira olmasın.

Bir de muhalefet cenahına bir bakalım, nerede ise siyasi hayatının tamamını ana muhalefette geçiren ve partinin en önde gelen bazılarının söylem ve eleştirilerinden dolayı partiden ihraç edilmeleri diktatörlük değil midir? Bu insanlar mahkeme tarafından şayet mahkûm olsalardı elbette işledikleri suçlardan dolayı ihraç edilmeleri gerekirdi.

Birçoğumuzun hatırlamadığı bir husus daha var. Rahmetli Başbakan Necmettin Erbakan'a "eroin ticareti yapıyor" diye alçakça itham edenler oldu.

Suriye’ye gelelim, Sayın Ahmet Şara Suriye yönetimine daha tam hâkim olamadı. İslam’ın hukukunu uygulayacağım söyledi. Yeni bir devlet kuruluyor, bazıları Esad’ın geçmişte yaptığı katliamları örtmek için Şara’ya atmadıkları iftira kalmadı ve diktatör demekten de geri durmadılar.

Özgür Suriye Ordusu Esad’ a karşı mücadele verip yüzlerce şehit verirken, bunlara arkadan hançer saplayan İsrail'in katıksız adamları olan bazı Dürziler ve Kürtleri asla temsil etmeyen PYD ve bazı aleviler, Suriye’de İsrail'in çıkarlarına açıkça hizmet ediyorlar.

Venezuela Devlet Başkanı Maduro seçimle geldi amma ona da diktatör dediler. ABD, içerideki hainleri kullanarak Maduro ve eşini ABD’ye götürüp yargılamaya başladı. Venezuela'da petrol ve kıymetli madenler olmasaydı bunlar olur muydu?

Kuzey Kore Devlet Başkanı babası öldüğü zaman bütün halkı topladı ve herkesin ağlamasını istedi. Zavallı halk caddelere döküldü ve sahtelikten hüngür hüngür ağlamaya başladı. Ağlamayanın vay haline..

Peki, ABD ve yandaşları bu adam diktatördür diye bir müdahalede bulunabildi mi? Ne gezer, korkularından bu adama yanaşamıyorlar bile.

Hani Irakta da kimyasal silah var diyerek dünyanın en büyük yalancıları, ABD’nin o zamanki Devlet Başkanı George Bush ile İngiltere Başbakanı Tony Blair’in emriyle bunların orduları Irak'a girdi,kimyasal silah bulamadılar o zaman beş bin kadar Kürdü Halepçe’de kimyasal silahlarla kim öldürdü, kendileri değ ilmiydi?Bunlar Iraktaki altın ve kıymetleri eşyaların çoğunu çalıp götürdüler..

Dünyayı okuyamayan veya okumak istemeyen birçok ahmak ve hain var aramızda, bundan hiç şüphe duymuyorum.

Her kim ki ABD, İngiliz ve İsrail'i desteklerse bundan emin olun aramıza girmiş ya gizli bir Yahudi, Ermeni veya dünyada emsali olmayan bir mahlûk veya ahmaktır.

Ha şunu da ilave edeyim, Mustafa Kamal hiç bir zaman halkın önüne seçim sandığını koymadı amma Cumhuriyetçi diye tarih kitaplarına adı yazıldı.

Allah müminleri hakkı hak bilen batılı batıl bilenlerden eylesin..

Allah'a emanet olun.