İstanbul’un geçmişinde yalnızca saraylar, camiler ve meydanlar değil; kentin gelişimini sağlayan su yolları da önemli bir yer tutuyor. Yüzyıllar boyunca şehre su taşıyan kemerler, teraziler ve dağıtım yapıları bugün farklı projelerle yeniden ele alınırken, tarihî yapılar çağdaş şehir yaşamının bir parçası haline getirilmeye çalışılıyor.

Bu çalışmaların yeni örneklerinden biri Esenler’de bulunan Avasköy Su Kemeri çevresinde yürütülüyor. Mimar Sinan tarafından 16. yüzyılda inşa edilen yapı, çevresinde gerçekleştirilen düzenlemelerle birlikte yeniden kent gündemine taşınıyor.

Su yollarından kalan izler yeniden keşfediliyor

Osmanlı döneminde İstanbul’un büyüyen nüfusunun su ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan sistemler, dönemin şehircilik anlayışının önemli göstergeleri arasında yer aldı. Su kemerleri, su terazileri ve çeşmeler yalnızca teknik yapılar değil, aynı zamanda kentin günlük yaşamını şekillendiren unsurlar olarak kullanıldı.

Zaman içerisinde değişen şehir dokusu nedeniyle bu yapıların bir bölümü çevresindeki yeni yerleşimler arasında görünürlüğünü kaybetti. Günümüzde ise tarihî yapıların korunmasının yanı sıra, kent içinde yeniden işlev kazanması yönünde çalışmalar yürütülüyor.

Esenler’deki Avasköy Su Kemeri de bu kapsamda yeniden değerlendirilen yapılardan biri oldu. Uzun yıllar çevresindeki yapılaşmanın etkisiyle geri planda kalan kemerin bulunduğu alan, gerçekleştirilen çalışmalarla birlikte farklı bir kullanıma hazırlanıyor.

Mimar Sinan’ın eseri yeni bir şehir alanının merkezinde

Avasköy Su Kemeri çevresindeki düzenlemelerle tarihî yapının daha geniş bir alandan algılanabilmesi sağlandı. Bölgedeki yapı yoğunluğunun azaltılmasıyla birlikte kemerin çevresi yeniden ele alınırken, tarihi eserle kent yaşamı arasında yeni bir ilişki kurulması amaçlanıyor.

Yaklaşık 50 bin metrekarelik alan üzerinde oluşturulan Su Kemeri Vadisi’nde açık hava kullanımlarına yönelik düzenlemeler yapılıyor. Yürüyüş yolları, bisiklet güzergâhları, dinlenme alanları ve sosyal kullanım noktalarıyla bölgenin yalnızca ziyaret edilen değil, gün içerisinde kullanılan bir şehir alanına dönüşmesi planlanıyor.

Alanın sosyal yönünü güçlendirecek ESKAFE Sosyal Tesisi de bu dönüşümün parçalarından biri olarak yer alıyor. Böylece tarihi yapının çevresinde kültürel değerlerle günlük yaşamı bir araya getiren bir kullanım modeli oluşturuluyor.

Geçmişten günümüze İstanbul’un su tarihi müzede yaşatılacak

Avasköy çevresindeki dönüşümün kültürel boyutunu ise hazırlanması süren Su Müzesi oluşturuyor. İstanbul’un suyla kurduğu ilişkiyi anlatacak merkezde, tarihî su yapıları, geçmiş dönemlerde kullanılan sistemler ve kentin su yönetimine ilişkin farklı unsurların ele alınması planlanıyor.

Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu, ilçenin tarih boyunca önemli su yolları üzerinde geliştiğini belirterek, su kemerleri ve su terazilerinin İstanbul’un önemli kültür varlıkları arasında bulunduğunu ifade etti.

Göksu, Avasköy Su Kemeri’nde yürütülen çalışmaların yalnızca yapının onarılmasıyla sınırlı olmadığını, tarihî alanın çevresiyle birlikte değerlendirilerek yeni bir kültür alanına dönüştürülmesinin hedeflendiğini söyledi.

Su Müzesi için eser ve obje çalışmalarının devam ettiğini belirten Göksu, merkezin İstanbul’un su geçmişini anlatan kapsamlı bir kültür noktası olması için hazırlıkların sürdüğünü aktardı.

Tarihle buluşan yeni sosyal alanlar

Bölgedeki çalışmalar yalnızca yetişkin ziyaretçilere yönelik kültürel kullanımlarla sınırlı tutulmuyor. Su Kemeri Vadisi içerisinde planlanan Çocuk Köyü ile çocukların açık alanda vakit geçirebileceği ve çeşitli etkinliklere katılabileceği bir alan oluşturulması hedefleniyor.

Bu yaklaşımla tarihi çevrenin farklı yaş grupları tarafından deneyimlenebileceği bir yaşam alanına dönüşmesi amaçlanıyor. Tarihi yapıların yalnızca geçmişe ait eserler olarak değil, bugünün şehir yaşamında kullanılan alanlar olarak değerlendirilmesi yeni dönem koruma anlayışının önemli başlıkları arasında yer alıyor.

Esenler’de tarihi yapılara yönelik çalışmalar sürüyor

Avasköy Su Kemeri çalışmaları, Esenler’deki diğer tarihi yapılara yönelik koruma projeleriyle birlikte ilerliyor. İlçenin Bizans ve Osmanlı dönemlerinden izler taşıyan eski yerleşimlerden biri olduğunu belirten Göksu, farklı kültür varlıklarının ortaya çıkarılması için çalışmaların devam edeceğini ifade etti.

Bu kapsamda ikinci bir su kemeri için restorasyon hazırlıkları sürerken, tarihi su terazileri ve çeşmelerin bulunduğu alanların düzenlenmesi de planlanıyor. Restorasyonu tamamlanan tarihi tabur binasının kütüphane olarak hizmet vermesi için hazırlıklar devam ederken, Davutpaşa Kışlası’ndaki hamam, Otağ-ı Hümayun ve diğer tarihi yapıların korunmasına yönelik çalışmalar da sürdürülüyor.

Geçmişin mühendislik mirası bugünün şehir yaşamında

İstanbul’un su yapıları, yalnızca geçmişten kalan mimari eserler değil, aynı zamanda şehrin nasıl büyüdüğünü ve geliştiğini gösteren önemli belgeler olarak değerlendiriliyor. Avasköy Su Kemeri çevresinde yürütülen çalışmalar da bu anlayışın günümüzdeki örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

Tarihi yapının çevresindeki yeni düzenlemeler tamamlandığında, bölgenin İstanbul’un kültür rotaları arasında yer alan yeni duraklardan biri olması bekleniyor.