(Menderes cinayetinin 65. yıldönümü münasebetiyle)
İmam-Hatip Okulları’nın devamı olarak düşünülen Yüksek İslâm Enstitüleri’nin kurulması için ülke çapında sürdürülen gayretler, 1959 yılı başından itibaren iyice yoğunlaşmıştı. Türkiye’deki İmam- Hatip Dernekleri bir araya gelmiş ve Başbakan Menderes’le görüşme kararı almıştı. Fakat TBMM’de, enstitü açılması bir yana, İmam Hatiplerin açılmasını bile hazmedememiş, kalabalık bir kesim bulunuyordu. Aynı yılın başlarında, bir İmam Hatip mezunu olan Cevat Akşit, Denizli milletvekili, DP Grup Başkanvekili ve Menderes’e yakın isimlerden olan amcası Dr. Baha Akşit vasıtasıylabaşbakandan randevu talebinde bulunmuş, seçkin bir heyetle birlikte durumu kendilerine anlatmak istemişti. Dr. Akşit, Başbakanın İmam - Hatiplileri çok sevdiğini, fakat randevu almanın zor olduğunu söylemişti. Menderes, hem işlerinin yoğunluğu, hem enstitü işininnezaketi sebebiyle görüşme taleplerine müsbet cevap vermiyordu. Fakat yakın dostu Baha Akşit’i kıramamış:
“Biliyorsun, bu konuda kimseyi kabul etmiyorum, ama İmam- Hatiplilere hayır da diyemiyorum. Saat 22 de, Başbakanlığın arka kapısından birer ikişer girsinler, ben polislere tembih ederim,” demişti.
***
Gece, arka kapıdan içeri alınan heyet, Bakanlar Kurulu odasına alınmış, oval masanın etrafını doldurmuştu. Menderes saat tam 22’de geldikten sonra, yanındaki polise, “Oğlum, sen çık,” demiş ve kapıyı kilitlemişti. Heyetin sözcüsü Konya İmam- Hatip Müdürü Bekir Bey,henüz üç-beş cümle kurmuştu ki, Başbakan, “Lütfen oturunuz beyefendi,” diyerek,konuşmasını kesmiş, Türkiye’deki masonik faaliyetleri uzun uzun anlatmış, heyeti dikkatle süzdükten sonra sözlerine şöyle devam etmişti:
“Benim müsteşarım bile mason üstatlarındandır. Etrafımı çevirdiler, beni bunalttılar... Türkiye’nin yaşamasının teminatı İslâm’dır, imandır! Bugün hâlâ ayaktaysak; bu vaziyet, beyaz örtülü ninelerimizin, aksakallı dedelerimizin sayesindedir... Mecliste kimse beni desteklemiyor, bu okulların açılmasını lâikliğe aykırı görüyorlar... Yalnızım arkadaşlar... Çok yalnızım... Burnumun dibine bile böyle adamları koyuyorlar...”
Bu cümleyi söyler söylemez hüngür hüngür ağlamaya başlamıştı. Böylece kendisiağlarken, heyette bulunanları da ağlatmıştı. Ortalık bir süre sessizliğe gömülmüş, bu sükûneti yine Başbakan bozmuştu:
“İmansız, İslâmsız yaşanmaz! Şuna emin olunuz ki, hayatım pahasına da olsa, İmam- Hatip Okulları’nın yüksek kısmını açacağım!”
Başbakan, bu son cümleyi söylerken, mücadeleye azmetmiş bir kumandan gibi kendinden emin ve kararlıydı. Menderes’in konuşması gece yarısına kadar sürmüş, herkes onun samimiyetine inanmıştı...
***
Yüksek İslâm Enstitüsü, 20 Kasım 1959’da açılmış, ilk yıl öğrenciler için 59 kişilik kontenjan ayrılmıştı. Fatih Çarşamba’da yapılan açılış törenine dönemin Bayındırlık Bakanı Tevfik İleri (6) de katılmıştı. Orada hazır bulunan İlim Yayma Cemiyeti Başkanı Yusuf Türel söz alarak; Bakan’a, öğrenci kontenjanının neden 59 olduğunu sormuş:
“Bizden bina isteyin, para isteyin, gerekirse öğretmenlerin maaşını bile veririz, neden 590 kişilik kontenjan ayırmıyorsunuz,” diyerek, hükûmete yüklenmişti. Az sonra kürsüye çıkan Bakan İleri, herkesin huzurunda:
“Bu enstitünün açılması hususunda Başvekilimizle birlikte neler çektiğimizi biz biliyoruz. Bizi anlayın, daha fazlası için üzerimize gelmeyin” diyerek, ağlamaya başlamıştı!