0

Bayram. Adıyla, sanıyla bayram. Ne yaşarsak yaşayalım bayram gelince içimizde çırpınıp duran umut kuşları bir anda havalanıyor. Birlik diyoruz, beraber olmak üzerine umut dolu sözlerimiz oluyor.

Bayram kapımıza dayanana kadar şunu fark ettim, öyle yoğun günler yaşadık ki bayramın geldiğini bile anlayamamışız. Televizyonda kalabalıkların arasına dalmış kurbanlık görüntüleri de olmasa bayramın havasını tam olarak hissedemeyecektik. Bugünler de geçecek inşallah.

Bayram süresince en çok sarf ettiğimiz cümleler "Nice bayramlara, Allah daha güzel bayramlara ulaşmayı nasip etsin." cinsinden gelecek bayramların da mutlu geçmesi için söylediğimiz iyi dilek cümleleri olur. Herkeste güzel günler yaşama arzusu var elbette. Normal olan da bu. Fakat daha normal olan, şimdiyi daha güzel yaşamaktır. Çünkü bir dahaki bayramı kimin görüp görmeyeceği belli değil. Bu anlamda, bayramı bayram gibi yaşamak en güzeli.

Bayram demek, en çok da hatırlamak demektir. En yakınımızdan başlayıp hatırlanması gereken herkesin kapısını çalmak için bayramı fırsat bilmeli ve her kalbe biraz da olsa sevgi bırakmak için yarışmalıyız. Bayram ancak o zaman anlam kazanır. Kurban Bayramı'nın bir adı da paylaşmak değil mi zaten. Bu kardeşlik duygularını dopdolu yaşamak bayramı gerçek bir bayram yapacaktır.

Canını vatanı uğrunu vermiş şehitlerimizin yakınlarını bayramda hatırlamak da bayram ziyaretlerine daha bir anlam katacaktır. Yaşadığı şehirde, çevresinde şehit yakını olanlar için bayram çok iyi bir fırsat. Çalın şehit yakınlarının kapısını, kendilerini yalnız hissetmemeleri için bayramlaşın, halleşin, helalleşin onlarla.

Unutmadık, unutmayacağız. Bu topraklar ne sıkıntıları atlattı, ne büyük zorlukların üstesinden geldi farkındayız. Kenetlenmek denen o kuvveti kaç kez kuşandık, belli değil. Çünkü felaket denen kara bulutlar bizim üstümüzden hiç eksilmedi. Artık ülke denen büyük coğrafya avuç içine sığacak kadar herkese yakın.

Yüreğimizin bir yanı Anadolu için atıyorken, bir yandan da dünyanın tüm mazlum coğrafyası bir umut olarak bizi bekliyor. Bizler bir bayram sabahını selamlarken askerlerimiz başka coğrafyalarda dünyaya nizam vermek için tanklarıyla zalimlerin üzerine yürümeye devam ediyor.

Irak'tan gelen bir çağrı bunu açıkça gösteriyor; "Gelin ve bizi de kurtarın." Bu çağrı eminim ki dünyanın birçok noktasında açıkça dillendirilmese de zalimin zulmüne maruz kalanların umut ışığı olarak Türkiye'nin görüldüğünün bir kanıtıdır.

Bizler bayramla kenetlenirken; bizim dirliğimiz için, birliğimiz için ülke içinde ve sınır ötesinde mücadele eden güvenlik güçlerimize dualar göndermeyi unutmayalım.

15 Temmuz sonrası oluşturulmak istenen; "Bütün cemaatler tehlikelidir." sözlerine de itibar etmeyin. İşini hakkıyla yapan, vatansever evlatlara kucak açan kim olursa olsun desteğinizi esirgemeyin. Artık kimin hizmet için, kimin hezimet için uğraştığını anlayabiliyoruz.

30-40 yıldır kurban derilerine ipotek koyan ama ihtiyaç sahibi tek öğrenciye kucak açmayan cemaat görünümlü terör örgütünü unutun gitsin. Bunlara kinlenip de "Kurban derisini kimseye vermiyorum. Gerekirse atarım ama vermem kimseye." diyenlere kulak asmayın ve güvendiğiniz vakıf, dernek, yurt varsa onlara ulaştırın kurban derilerini. Biliyoruz ki işini hakkıyla yapan gönül insanları hala var aramızda.

Bayramı bayram tadında yaşamak, kardeşlik denen o büyük yüreğe daha sıkı sarılmak için bu fırsatı değerlendirelim. Atlattığımız bir darbe girişimi, terör, kafası karanlık kişilerin felaket senaryoları ve daha niceleri… Bunlar olacak ve olmaya devam edecek çünkü bu ülkede ne olduğunu, ne yaptığını bilmeyen insanlarla aynı havayı teneffüs etmeye devam ediyoruz. Bu da hayatın bir gerçeği. Bayramınızın kardeşlik havası içinde geçmesini diliyorum.