0

Müslümanların en büyük sınavlarından biri aile üzerinden devam etmekte. Allah'ın emri, Peygamber'in kavli (sünneti) üzere hayatını birleştiren gençler, yekvücut olarak çekirdek yapıyı kurmaya, korumaya çalışırken pek çok sıkıntı ve zorlukla karşı karşıya gelmektedir. Ailede huzur ikliminin sağlanmasında erkek ve kadına elbette önemli görevler düşmektedir. İki taraf da sorumluluğunu kuşanmalı, üzerine düşen görevi yerine getirmelidir. Bu sorumluluğun yerine getirilmesinde erkek ve kadının yaptığı yanlışları, oluşturdukları tahribatı bir başka yazıya bırakarak, ortaya çıkan bir çirkinliğe değinmek istiyorum.

Suriyeli muhacirlerin ülkemize gelişi ile birlikte pek çok kesimin farklı tepkileri oldu. Dini, etnik, siyasi, ekonomik, coğrafi vb. sebeplerle olumlu olumsuz tavır takınan ve bu insanlara yardımcı olan ve soğuk bakan insanımız oldu.

Yardım eden insanlar grubunda, fedakarca, kardeşçe, insanca muamele edip maddi/manevi desteklerini sürdüren çok kimse oldu. Rabbim onlardan ebediyen razı olsun.

Ancak bir grup var ki, sözde yardım ediyor görünüp durumdan farklı yollarla bir çıkar elde etmeye çalışanlar…

Örneğin, "bu Arapların burada ne işi var?" diyen öyle şerefsizler çıktı ki, üç yüz lira eden evini, beş yüz liraya kiraya verdi. Depo ve ahırını badana yapıp gayrı insani şartlarda, çaresiz mültecileri tıkıştırdı, ellerindeki üç-beş kuruşa göz dikti, dikiyor.

Örneğin, kadınıyla erkeğiyle mültecileri ucuz işgücü olarak görüp, olmadık işleri, olmayacak fiyata yaptırdı, yaptırıyor.

Örneğin, topladığı yardımları gereği gibi dağıtmadı, gerekenlere dağıtmadı, üstelik yardımsever görünümü altında kendine bir nüfuz alanı oluşturdu, oluşturuyor.

Ve örneğin, dul kalmış, yetim kalmış Suriyeli kadınları, kızları kendi süflî emelleri için istismar etti, ediyor.

Evet bu sonuncusu en acı ve iğrenç olanı. "Yazıktır, kadıncağıza/kızcağıza sahip çıkalım, kimsesiz kalmasın" diyerek, en insaflısı (?), gizli bir nikah kıyarak sözüm ona evleniyor. Buna cesareti olmayanlar, evine karşı bir koz olarak bu durumu kullanıyor: "Bana bak, canımı fazla sıkma, istesem, üç beş bin liraya senden güzel, senden genç, senden sağlıklı bir Suriyeli alırım ha!" şantajı, evlerde çokça yankılanmaya başladı. Çaresiz kalmış, umutla böylesi evlilikten medet ummuş veya pisliğe bulaşmış mültecilerin buna zemin hazırladıkları gerçeğini de hatırlayarak, kimi erkeklerimizin adeta zıvanadan çıktıklarını acıyla görüyoruz.

Kimse kendini kandırmasın.

Fiilen bir istismar ve ahlaksızlık var.

Zor durumda olan insanların zafiyetinden yararlanma var.

Allah'ın ayetlerini çarpıtarak yalancılık oyunu var.

Böylesi insanlara kesinlikle müsamaha edilmemeli. İstismarına izin verilmemeli. Arkadaş ve aile çevresi buna sessiz kalmamalı. Eğer gerçekten yardımcı olmak istiyorlarsa o mahlûklar, genç kızları kendi çocuklarıyla, dulları da dengi olan insanlarla evlendirmek için yardımcı olmalı.

Allah fırsatçılara fırsat vermesin. Hele hele din ve diyanet fırsatçılarına…***