0

Bu günlerde dünya liderleri ve özellikle Avrupa Birliği devlet başkanları Türkiye'nin yanında itibar kazanabilmek için Ankara'ya akın etmekle meşgul iken, Güneydoğu Asya'nın kalbi Malezya da Türkiye ile Bilim, Sanayi ve Teknoloji alanında ortak ilişkilerini güçlendirmek için çalışmalar yapmakta.

Türkiye, tarihin derinliklerine uzanan köklü medeniyet damarları olan güçlü bir devlettir. Elleri, kolları ve kafası bağlanmış, ayakları prangalanmış halde bir asırdır susturulmaya çalışılsa da ruhunda sakladığı asilzadelik, ve insanlık için yaratılmış özel varlık olma şuurunu hep canlı tutmuş olmasından vaktin gelmesini beklemekteydi.

Bu varlık şuuru bağlarını çözmesine, prangaları parçalamasına, ve üzerine serpilmiş ölü toprağını bir bir temizlemesine yardımcı oldu. İşte şimdi bütün dünyanın yaşadığı şaşkındık ve korku, tekrar kendine gelmeye başlayan Yeni Türkiye'in ayağa kalkma endişesinden dolayıdır.

Dünya'da uzun zamandır, tahminlerimizin bizi yanıltmadığı, olağanüstü gelişmeler yaşanmaya devametmekte. Her bir gelişme Yeni Türkiye'nin sorumluluklarını artırarak, gücüne güç katacaktır.

Akıl, ruh ve kalp olgunluğunu sağlayarak varlık şuurunu kazanmaya başlamış toplumlar, tarihi sorumluluğunun da farkına vararak, kaldıkları yerden insanlığa hizmet etme çabasına girerler. Bunu da düşünce boyutundan fiiliyata bilim, sanayi ve teknoloji aracılığı ile geçirebilirler.

Ezilmiş, sömürülmüş toplumların en belirgin özelliği bilim, sanayi ve teknolojiden uzak bırakılmış olmalarıdır. Ne zaman ki bu değerler en üst seviyede yaşamın parçası olarak devlet politikası haline geldi, bütün karşılaşılan problemler de birer birer çözüme kavuşmaya başlamıştır.

İslam Alemi'nin şu anda yapması gereken, tarihte ulaştığı en yüksek medeniyet seviyesine bilim, sanayi ve teknoloji ile yeniden ulaşmanın derin hassasiyetine varmaktır. Bilimsel gelişmeler bir toplumun güç dengelerinde en belirleyici faktördür. Buna sanayi ve teknoloji de eklendiği zaman topyekün bir kalkınma gerçekleşir. "Beşikten mezara kadar ilim öğrenin" anlayışını bayraklaştıran bir zihniyetin bilim, sanayi ve teknolojiden uzak kalması düşünülemez.

Bu bağlamda Türkiye Cumhuriyeti Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Prof. Dr. Davut Kavranoğlu, içlerinde Tübitak başkanı Prof. A. Arif Ergin, Aselsan yönetim kurulu başkanı Prof. Hasan Canpolat ve çok önemli 20 heyet ile birlikte ciddi çalışmalar yapmak üzere Malezya'ya geldiler.

Üniversitemizi de ziyaret ederek, "Developing Science, Industry and Technology: Turkish Perspective" adlı bir de konferans verdi. Biz de konunun öneminden dolayı aynı saatte dersimiz olmasına rağmen sınıfımdaki bütün öğrencilerimi de alarak birlikte Davut hocamızın konuşmasına katıldık.

Geniş bir tarihi perspektiften bilim, sanayi ve teknolojiyi değerlendiren Davut hocamız Yeni Türkiye'nin temel prensiplerinden de bahsederek, ülkemizin 2023 vizyonuna da nasıl ulaşacağına vurgu yaptı.

"Her ne kadar Türkiye ihracatta da endüstrileşmiş olsa da, modern teknolojileri kullanmaya ve ürettiği yüksek teknolojik makineleri hakettiği fiyata satabileceği günlerin hesabını yapmaya ihityacı vardır" dedi. Bu açıdan Almanya örneği dikkat çekiciydi. Bir kg. makine bizde 10 dolara tekabül ederken, Almanya'da 100 dolara tekabül etmektedir. Bizim ürettiğimiz teknolojinin de üstün teknoloji ile üretilmesi gerekmektedir.

Ülkemizde her geçen gün gelişmekte olan bilimin, sanayi ve teknoloji ile irtibatlı olarak uygulamaya konulması ülkemizi yükte hafif pahada ağır teknoloji üreten ülke haline getirecektir.

Doç Dr. Saim KAYADİBİ

[email protected]