0

Allah indinde yegane din olan İslam, insanlığın saadet ve selameti için tek kurtuluşreçetesini de ihtiva ediyor. Yegane Hak din olması hasebiyle de her devirde, her kayıt ve şart altında insanlar üzerinde bizatihi bir tesir kuvvetine sahip. Rabbimiz, Maide Suresi'nin 3. Ayetinde şöyle buyuruyor: "...Bugün kafirler dininizden (onu yok etmekten) ümitlerini kestiler. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün sizin için dininizi kemale erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslam'ı seçtim…"

Rasulullah (as) kendisine kitap ve sayfalar inen diğer peygamberlerden binlerce, yüzlerce yıl sonra gelmesine rağmen, bugün yeryüzünde O'nun ümmeti, bir milyar yedi yüz milyonluk bir nüfusla, en büyük dini topluluğu oluşturmaktadır. Üstelik bu nüfusun % 54'ü de 25 yaşaltındadır. Bu bakımdan içinde yaşadığımız ve bundan sonra gelecek asırların her yönden İslam devri olması kaçınılmazdır.

İslam'ın Hak din olduğunu sadece bizler bilmiyoruz. Bunu en iyi bilen ve tetkik eden en başta İslam düşmanlarıdır. Zira İslam'ın hızla yayılması, yeryüzünde zulmün ve zalimlerin sonunu getirecek; insanlık yeniden saadet zamanları yaşayacaktır,. Bu durum tabii ki, sefih dünyalık emelleri olan müstekbirlerin/ezenlerin elbette işine gelmez. İslam'ın keyfiyet ve kemiyet bakımından yükselmesini arzu etmeyen odaklar, tarihin her devrinde, adeta laboratuvar ürünü projeler geliştirerek, bu inkişafa mani olma gayreti içinde olagelmişlerdir. Bunun için de iki temel yöntem uygularlar: İlki elbette kuvvetle yok etmek, buna muvaffak olamazlarsa da Müslümanları tefrikaya düşürerek, akın akın İslam'a koşan insanlığa da mani olmak için büyük karalama kampanyaları düzenlemek.

İslam'ın yeryüzündeki en büyük düşmanları Siyonist/Haçlı zihniyete sahip topluluklar ve müşrikler olmuşlardır. İman edenlerin asla yenilemeyeceklerini çok acı bedeller ödeyerek öğrendikleri için, özellikle son 3 asırdır, ikinci yolu sıklıkla kullanmaktadırlar. Asla tefrikaya düşmemeleri hususunda hem ayetlerle hem hadislerle ikaz edilen ümmet de maalesef düşmanlarının bu tuzağına çok kolaylıkla düşmektedir. Dünya sevgisi, geçici hırs ve emeller, şeytanın ve nefsin aldatması, dini yanlışanlama ve anlatma gibi sebeplerle, özellikle Müslüman liderler bu tefrika kuyularında debelenip durmaktadır.

Kaba kuvvete hiçbir sınır tanımadan başvuran, tefrika tohumlarını münbit İslam beldelerine atan mihraklar, bununla dahi İslam'ın yayılmasına mani olamayacaklarını anlayarak yeni metot ve taktikler geliştirdiler.Öncüllerini ,yüzyıllar öncesinde ortaya çıkan müsteşriklerde/oryantalistlerde gördüğümüz saptırma, iftira, ifsad ve karalama kampanyaları başlattılar. Aslında her bakımdan tek olan İslam'ın önüne ve/veya ardına ekler getirerek tanımlamalar, yaftalamalar yaptılar. Siyasal İslam, radikal İslam, ekstremist/aşırı İslam, mistik/sufi İslam, ılımlı İslam, İslam sosyalizmi, İslam kapitalizmivs. Bu tanımlamaları konvansiyonel saldırı ve işgalleri ile de destekleyince, İslam beldelerinde kan ve gözyaşı dinmez olduğu gibi, Müslümanların yeryüzündeki itibarları da zedelendi.

İslam düşmanları, son 100 yılda, ümmetin zayıf düşse de yegane temsilcisi ve lideri konumundaki Osmanlı Devleti'ni yıkıp; adeta bir aslandan 40 tilkiye post çıkardıktan; ardından Kudüs, Keşmir, Afrika, Ortadoğu, Türkistan coğrafyalarının işgali neticesinde tabii olarak ortaya çıkan müdafaa ve mukavemet hareketlerini de kendi istedikleri şablonlara sokma gayreti güttüler.

Ancak hangi metodu denerlerse denesinler, hangi kirli-karanlık ve kanlı senaryoyu sahnelerlerse sahnelesinler, kendilerine hangi hainleri işbirlikçi olarak tayin ederlerse etsinler İslam'ın yayılmasının önüne geçemiyorlar.Bugün bu düşmanlıkları besleyen devletlerin toplumlarının kalbinde bile İslam atıyor, bizatihi kendi planladıkları ve büyük medya üstünlükleri ile Müslümanlara mal ettikleri dehşetli terör saldırılarına rağmen Kur'an hala en çok satan kitap, Muhammed ismi en çok aranılan ve verilen bir isim oluyor. Aslında bunun böyle olacağını yukarıda mealini verdiğim Maide Suresi'nin 3. Ayetinde tüm insanları yaratan Allah söylemiş. Bu bakımdan gayretleri boşuna.

Bu girizgahtan sonra, nasip olursa Cuma günü kaleme alacağım yazıda, son zamanlarda Afrika'nın kalbi Nijerya merkezli olarak ortaya çıkan/çıkarılan Boko Haram hareketine temas edeceğim. Yazımızı müjde kabilinden; yine Rabbimizin bir ayeti ile noktalayalım:

"Onlar ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Halbuki kafirler istemese de Allah nurunu tamamlayacaktır".

Saff Suresi-8.Ayet

İKİDOĞU ve İKİBATI'NIN RABBİNE EMANET OLUN