0
Padişahın biri oğlunu bir bilgine verdi.
-Bu çocuk senindir. Onu kendi oğullarından biri gibi terbiye et, yetiştir.
Hoca Efendi birkaç yıl gece gündüz demeden çalıştı. Fakat bir sonuca varamadı. Oysaki kendi çocukları fazilette, ilim ve belagatte son dereceye yükselmişlerdi.
Hükümdar bilgine sitem etti:
-Sözünde durmadın hoca efendi. Vefanın gereğini yerine getirmedin, emanete iyi bakmadın. Senin çocuklar daha farklı, benim çocuk ise yetersiz kaldı.
Hoca Efendi:
-Hünkarım! Terbiye, eğitim ve öğretim hepsine bir idi. Ancak kabiliyet ve yetenekler farklı idi. Altın da, gümüş de taştan çıkar. Ama her taşın içinde bunlar bulunmaz.
KAÇ ÇEŞİT İNSAN VARDIR?
Baki'ye sorarlar:
-İnsanlar hakkında ne dersin? Kaç çeşit insan vardır?
-Üç çeşit vardır.
Biri gıda gibidir, sen onu her gün ararsın.
Biri ilaç gibidir, gerektiğinde ararsın.
Biri de hastalık gibidir, o seni arar bulur.
Hepimiz bu insan çeşitlerini bilerek, tanıyarak davranmalı şahısları karıştırmamalıyız.
ERKEN KALKMANIN YARARI
İran Hükümdarı Nuşirevan'ın oğlu Hürmüz'ün, her gün ders aldığı bir hocası vardı. Ancak hocası, talebesinden memnun değildi. Çünkü gece yarılarına kadar işret alemleri yapıyor, öğleye kadar uyuyor, derslerini aksatıyordu. Hocası ona her gün nasihat eder, şu sözü de eklerdi:
-Evladım, seherle kalk! Erken kalkan devlet, (nimet) saadet ve şeref bulur, zafer kazanır.
Hocasına hak vermekle birlikte her gün bu sözü duymaktan usanan şımarık talebe, hocasına bir ders vermek ister.
Birkaç adamına, sabah namazı için evinden çıkan hocasını incitmeden, üzerindeki kıymetli eşyalarını almalarını söyler. Ve talimat yerine getirilir.
Öğle vakti biraz üzgün olarak gelen hocasına Hürmüz sorar:
-Hayırdır hocam, sizi biraz mahzun görüyorum!
-Doğru, bugün sabah namazına giderken önüme birkaç hırsız çıktı, eşyalarımı çaldı.
Hürmüz'ün beklediği fırsat önüne gelmiştir.
-Aman hocam, siz hep bizlere, 'erken kalkın, saadet bulursunuz, nimete erersiniz' derdiniz. Ama erken kalktığınız halde felakete uğramışsınız.
Hoca biraz düşündükten sonra şu anlamlı cevabı verir:
-Evladım, ey Cihan Şah'ım! Soyguncular benden de erken kalktıkları için, onlar daha talihli oldular. Eğer ben onlardan önce kalkmış olsaydım, belki başıma bu da gelmezdi.***