0
Tatilde olmamız ya da sıcaklardan dolayı durağan günler yaşıyor olmamız önemli değil. Gündemin yoğunluğu bir türlü bitmiyor. Hangisinden bahsetmeye kalksak diğeri eksik kalıyor.
Cumhurbaşkanımız gündem belirliyor, bir anda ülke ortama ayak uyduruyor. Türkiye ya da dünya gündemine dair Cumhurbaşkanımızın sözleri ile gündem oluşturmaya devam ediyoruz.
Yard. Doç. Dr. kadrosu, dünyanın Kudüs'e karşı tutumu, kültür politikamız, eğitim sorunları gibi birçok konu Cumhurbaşkanımızın işaret fişeği ile ısınmaya başladı. Yeni gündem maddeleri için yeni açıklamaları beklemek gibi bir durum oluşmaya başladı. Bu çok da hoş bir tutum değil.
Birileri oturup bekliyor ki Cumhurbaşkanı önce bir açıklama başlasın. Sonra konuşmak daha kolayına geliyor bazılarının.
Son haftaların en önemli konularından biri Kuran- Hadis üzerinden yürütülen tartışmalar. Biz neden Kuran hakkıyla okunmuyor, anlaşılmıyor, rehber olarak Kuran baş tacı edilmiyor; Peygamber Efendimiz neden dosdoğru anlatılıp anlaşılmıyor, Hz. Muhammed demek Kuran'ın dünyaya yansımasıdır üzerine konuşmuyoruz da iki tarafın birbirine sosyal medya üzerinden, ekranlardan hakaret etmesiyle meşgul oluyoruz. Bunun bir faydası var mı, elbette yok. "İncitilen din" diye bir kavram oluşuyor halk nazarında.
FETÖ baş konumuz olmaya devam ediyor. Artık FETÖ'den öte kriptolardan bahsedilir oldu. Mahkemeler oluyor ama bakıyoruz ki tek geri adım atan yok. Artık aleni olarak 15 Temmuz'la ilgili devleti suçlama cüretini gösterenler çıkıyor mahkeme salonuna.
Bir başka durum da şu; FETÖ'nün bu millete olan hainliğini görüp de devletinin, milletinin yanında olanlara, 17-25 Aralık'tan sonra FETÖ'nün ipliğini pazara çıkaranlara mahkemelerde tanıklık yapanlara "dönek, bukalemun" gibi yakıştırmaların yapılması.
Amaç çamur atmak, amaç itibarsızlaştırmak. Kişiler üzerinden ortaya konan mücadeleyi incitmek.
Olup bitenden sonra şunu rahatlıkla söyleyelim; Birçok işaret gönderildiği halde hala FETÖ'nün savunucusu olan, kenarda bekleyen, sonuca göre hareket etmek isteyen önemli bir güruh var.
15 Temmuz sonrasında bile hala FETÖ'yü aklama derdinde olanlar var. Siz bir tane geri adım atanı gördünüz mü? Görevinden uzaklaştırılan, ceza alan birileriyle hasbelkader konuşun, görün zehir zemberek devlete, millete neler söyleyecekler. "Kontrollü darbe" ile başlayıp "Katil devlet" ile devam ediyor sözleri. Biz; gözünü hırs ve kan bürümüş bir haine nasıl uyduk diyene rastlayamazsınız.
FETÖ elebaşının ettiği bedduayı hatırlayın. O bedduanın her cümlesini bir kez daha düşünün. Bedduada geçen bütün sözler kendi başlarına geldi. Beddua yine yolunu şaşırmadı. Döndü,dolaştı, sahibini buldu.
Sahibini buldu mu beddua? Tam değil. Bedduayı eden Pensilvanya'da keyif çatmaya devam ediyor. Hala onun ağzının içine bakan, emirlerini bekleyen sıradan bağlılar da bedduaya mazur kalmış bir hayatı yaşıyor.
Kudüs dünya gündemindeki yerini korumaya devam ediyor. Çünkü İsrail zalimliğinden vaz geçmiyor. Meydanlar dolup dolup taşıyor. Kudüs'ün yanındayız millet olarak. Bunu küçük görmesin kimse. Dergilerimizin birçoğu ağustos sayısında Kudüs kapağı ile çıktı. Tarihe not düşüyor dergilerimiz.
Prof. Dr. Mehmet Görmez de gündemimizdeki yerini koruyor. Mehmet Görmez'i kim eleştiriyorsa bilin ki bir yarası vardır ki gocunuyor diyebiliriz. Camilerin kapısını çocuklara sonuna kadar açan, 15 Temmuz gecesi minarelerden salalar okutturan, Mescid-i Aksa'nın sesi olan, cemaatlerle ve FETÖ arasındaki farkları ortaya koyarak kavram karmaşasının karşısında duran bir değerli insandır Mehmet Görmez Hoca. Nerede, hangi görevde olursa olsun vatanı, milleti için çalışacağından zerre şüphe etmeye gerek yok.
Gündem yoğun. Olup biteni takip etmekte ve akl-ı selim davranmakta fayda var. Nefes alıp verdiğimiz müddetçe "Yaşananlardan bana ne?" deme lüksümüz yok ne yazık ki.