Nezaket dili önemlidir; insan, kelamını seçerken estetiğe ve edebe riayet etmelidir. Fakat öyle anlar gelir ki; zalimlerin, ahlaksızların ve vicdanını yitirmişlerin karşısında o nazik dil kifayetsiz kalır. Karşınızda zerre kadar insani haslet kalmamış, güzel dilden anlamayan bir yapı varsa, işte o vakit ağız dolusu bir "Lan" iktiza eder.

Siz onlara ne kadar kibar konuşursanız konuşun, o nezaketi anlayacak bir alt yapı, o haksızlıktan utanacak bir insanlık kırıntısı yok ki... Sizin nezih üslubunuzdan hayâ edip geri adım atacaklarını mı sanıyorsunuz? Hayır! Bilakis, siz sustukça onlar zulmünü meşrulaştırıyor.

Bakınız; Amerika, İran’ın nükleer silah yapmasına karşıymış, buna müsaade etmeyecekmiş. Burada sormak lazım: "Lan! Sen kimsin? Eğer gerçekten nükleer silahsızlanma konusunda samimiysen, aynı itirazı neden Çin’e, Kuzey Kore’ye ya da Rusya’ya yapamıyorsun?" Evet, "Maçan yiyorsa" Çin'e de! Gücünün yettiğini düşündüğün bir İslam ülkesine "nükleer" ambargosu koyarken aslında ne halt yediğini dünya biliyor.

Sen, İkinci Dünya Savaşı bitmiş, Japonya teslim olmuşken; o alçak atom bombasını masum çocukların, yaşlıların ve kadınların üzerinde denemedin mi? Yüz binlerce insanı bir anda kül etmedin mi? Bugün "başkası yapmasın" demenin altında yatan sebep adalet değil, bir gün o mazlumların hesabını sormasından korkmandır.

Aslında biz, prensip olarak nükleer silahın her türlüsüne, kimde olursa olsun karşıyız. Ancak Japonya üzerine atılan o bombaların acısı tazeyken, senin bu konuda konuşmaya ne yüzün ne de hakkın var! Sen o atom bombasından önce de soykırımcıydın. Kızılderilileri yok eden, zencilere günümüze kadar sistematik ayrımcılık yapan sen değil misin? Kirli polislerin hala sokak ortasında insanları yere yatırıp kafalarına silah sıkmıyor mu?

Senin kimseye ders vermeye hakkın yok ey Amerika! Demokrasi ve insan hakları bahanesiyle Irak’ı tarumar ettin, Ortadoğu’yu cehennem kazanına çevirdin. Bu dünyada nükleer silaha karşı çıkacak bir irade varsa, o da eline masum kanı bulaşmamış, hiç kimseyi atom bombasıyla kül etmemiş olan Türkiye gibi ülkelerin iradesidir. Müslümanlar hiçbir zaman senin gibi kitle imha silahlarıyla medeniyetleri yok etmedi.

Eğer nükleer silahlar yok edilecekse, önce o devasa cephanelikleri olanlar masaya oturmalı. "Gelin, samimi bir şekilde hepsini imha edelim" derseniz, o zaman bir İslam ülkesinin nükleer çabasına en yüksek itirazı yine biz sunarız. Ama sizin elinizde bu kirli güç dururken, başkasına parmak sallayamazsınız. Çünkü bütün zulümler sizin vesilenizle yaşatıldı; kanı siz akıttınız, gözyaşına siz sebep oldunuz. Kendi içindeki siyahilere bile tam hak veremeyen bir yapı, dünyaya hürriyet dağıtamaz.

İşte bu yüzden, artık dilimin susturucusunu çıkartıyorum ve siz çok alçaksınız 'lan!' diyorum. Maskelerin ardına gizlediğiniz o sahte "özgürlükçü ve medeni" yüzünüz artık dökülüyor. Elinizdeki kanlı aynada dünyaya nizam vermeye kalkışmayın; zira o aynada görünen tek şey, kendi kirli geçmişinizdir.

Siz, barışın değil ancak kaosun mimarı olabilirsiniz. Dünyanın vicdanı artık sizin bu çifte standartlı tiyatronuza tok! Bizim soframızda merhamet, sizin masanızda ise stratejik katliamlar var. Şimdi ya o nükleer canavarları hep birlikte toprağa gömelim ya da susun! Çünkü zulmün üzerine inşa ettiğiniz o gökdelenler, mazlumun ahıyla sarsılıyor.

Ey Amerika! Başkasına nizam vermeyi bırak; elindeki kanı yıka, vicdanındaki karayı sil ve önce kendi pisliğini temizle! Ve asla kahpece İran'ın nükleerine karışma!