0
Türkiye'de siyasi arenada söylenecek sözü olduğuna inananların bugünü bugün ile çözümleme hastalığı kronik hale gelmiş durumda. Bireylerle mümkün olduğu kadar siyaset konuşmamaya çalışırım çünkü dünden haberi olmayan dünü öğrenmek gibi bir çabası olmayan insanlarla siyaset üzerine konuşmak polemiğin ötesine geçmez, girdabà kapılmak kaçınılmazdır.
Türkiye'nin çok değil 100 yıllık tarihi orta okul düzeyinin ötesinde resmi tarih tezlerinin dışında bilinmez ise bugüne ışık tutmamız mümkün değil. Kişi ilk başta İttihat ve Terakki cemiyetinin mahiyetini bilmeli. Üç paşalar iktidarını, Talat Paşa'yı, Enver Paşa'yı, Cemal Paşa'yı bilmeli. Dünün Cemal Paşasını bilmeli ki bugün Hasan Cemal bize devrimci demokrat diye yutturulamasın.
Resmi tarih tezlerinin dışında, Ermeni mevsusu 1900 lü yılların başlarından ele alınıp gelinmeli, bu katliamın Türk yada Kürt halkı tarafından yapılmadığı, Alman derin devletinin teşviki ve yol göstermesi ile İttihatçı paşalar tarafından yapıldığı görülsün ki, bugün bu konuda söz söylemek isteyen Ermeniler bu konuyla alakası olmayan insanlara acımasız saldırılar yapmasın.
Kişi tek parti dönemi uygulamalarını bilmeli en azından.
Bilsin ki Gezi Parkında bu partinin uzantılarıyla kol kola girip meşru hükümeti devirme hayalleri kurmasın. Hele "Gezi olaylarından sonra hiç bir şey eskisi gibi olmayacak" şeklinde iddialı laflar hiç etmesin.
Kişi Türkiye tarihini iyi bilecek ki ozgürlükler adına atılan en küçük adımın bile ne kadar kiymetli olduğunu bilsin, her şeye "yapacaklar tabiki görevleri bu" diye burun kıvırmasın.
Bu ülkede 1936'da yapılan Dersim Katliamından haberi olmayan Aleviler var ve seçilmiş hükümeti bu sorun üzerinden vurmak çabasındalar. Seyyit Rıza o trene bindirildi ve ardından idam edildi. Bunu bileceksiniz önce.
Rus işgalinde Rus ordusuna karşı savaşan Seyyit Rıza'yı hain ilan edip asan süreçten haberi olmazsa insanın, bu sorunu çözmek için onlarca adım atan hükümete saldırır durur elbette.
Kişi tarihini bilecek ki bize liberal diye pazarlanması yapılanlardan bazılarının aslında ne mal olduğundan haberi olsun.
Biz yazsak etkisi kısıtlı oluyor fakat Oral Çalışlar iplik nasıl pazara çıkarılır doğrusu iyi biliyor. "Liberallere gelince: Onların bir kesimi, Cumhuriyet kurucusu elitist omurganın çocuklarından oluşuyor. "İktidarı biz yönlendirebiliriz" düşüncesindeydiler, gücün dindarların eline geçmesine razı olamadılar. Radikalleşenler, pozisyonlarını koruma telaşı içinde FETÖ'yle işbirliği yapanlar oldu. Cemaatin, gayrı nizami vuruşlardan medet umdular.
Türkiye'de, ciddi bir liberal akım da yok, siyaseten örgütlenmiş liberal bir topluluk da. Demokrasi duyarlılığı ise, inişli-çıkışlı bir grafik çizmekle birlikte, esas olarak gelişiyor. İslami kesimde de, sol-laik kesimde de; "ama"sız şekilde özgürlükleri, demokrasiyi, eşitliği savunan bir potansiyel var artık.
Şimdi bu potansiyelin etkisizleşmesi mi isteniyor?"
Bu sözler Oral Çalışlar'a ait. Köşe yazılarımda yıllardır anlatmaya çalıştığım şeyi iki paragrafta harika özetlemiş. Altan Kardeşler, Hasan Cemaller, Mahçupyanlar, Ortaylılar "onların bir kesimi, Cumhuriyet kurucusu elitist omurganın çocuklarından oluşuyor" sözlerini okuyunca ne düşündüler çok merak ediyorum.
Tornacının, balıkçı kaptanının çocukları paşa torunlarına karşı...
"Paşasının başbakanı" manşetine karşı "Paşasının torunu" manşetini atmaya cesaret edebilen bir gazete çıkmadığına göre galibiyetten bahsedilemez.
Diğerlerinden geçtim, Milat Gazetesi belki...
What is the difference between Hillary Clinton and Donald Trump?
Nothing.
Absolutely nothing.
"Hillary Clinton seçilirse bizim açımızdan şu olumlu gelişmeler olur, Donald Trump seçilirse bize bu faydası dokunur" diye sevindirik olanlara bir türlü anlatamadığımız bir şey var. John F. Kennedy'inin 1963 te öldürülmesinden sonra ABD'de hiç seçim yapılmadı. Gladyo (siz istersenin ABD derin devleti deyin, isterseniz ABD'yi dolayısı ile dünyayı yöneten on üç aile deyin) sadakatinden şüphe duymadığı iki adayı zavallı ABD halkının önüne iki farklı partinin adayı olarak koyuyor ve birinden birini seçtiriyor. Bill Clinton ile George W. Bush arasında sonuç itibariyle fark yoktur.
Tarzları elbette farklı idi.
Biri kadına, diğeri içkiye düşkündü...
Aslında Amerikan halkının ancak yarısının sandık başına gitmesi bu yüzden. Seçimlerin göstermelik olduğunun bilincindeler. Alternatif bir partinin ortaya çıkma ihtimali herzaman olacaktır fakat uzunca bir süre bunu göremiyeceğiz. Kişi başına düşen milli gelirin 53 bin dolar olduğu bir ülkede halkın öncelikleri anlaşılabilir.
Donald Trump'un bütün dangalaklıklarınà rağmen yavan bir seçim süreci devam ediyor. İki adayında çapsızlıkları gözden kaçmıyor. Koskoca ABD'yi bunlar mı yönetecek demeyin. Yönetmiyorlar. Yönetenlerin yönetme işinde birer faktör olarak varlar. Zaman zaman fikirlerini ifade edip varlıklarını hissettirdikleri de olacaktır haliyle...
Türkiye büyük devlet değildir.
Türkiye'nin büyük bir devlet olduğu zaman zaman dile getirilir. Neden büyük bir devlet olduğu ise sır olsa gerek...
Kişi başına düşen milli gelirin 10 bin dolarda dolaştığı bir ülke büyük devlet olamaz.
Türkiye'nin Ak parti hükümetiyle atılım yaptığı, gelecek için umut verdiği, geçmişin olumsuz etkilerinin tek tek silinmeye çalışıldığı açık fakat an itibariyle içinde bulunduğunuz gerçeği değiştirmiyor.
Buna rağmen siyasetçiler ve entelektüeller arasında Türkiye'ye yapabileceklerinden daha öte bir misyon yükleme çabasında olanlar var. Türkiye ordusunun Suriye ve Irak'taki varlıkları bu misyon yüklemenin hat safhaya ulaşmasını sağladı.
Birileri sizi başka topraklara doğru yöneltebilir. Bu topraklarda biraz daha kalmanızı teşvik edebilir. Bu toprakların aslında tarihin bir döneminde size ait olduğunu fısıldayabilir. Nihayet bu toprakları ilhak etmenizi önerebilir. Bunu yuttuğunuz an işiniz bitti. Uluslararası kamuoyunda işgalci ilan edilmeniz CNN ve BBC'nin iki manşetine bakar...
Türkiye elbette bir imparatorluk bakiyesidir. Halkının bilinç altına yerleşmiş olan 600 yıllık belki de bin yıllık bir miras var. Fakat bu imparatorluk İttihatçıların eliyle batırıldı. Bütün imkanları elinden alındı.
Üretmeyen, üretmesine izin verilmeyen bir ülke hayal kuramaz. Siyaset kürsülerinden hamaset yapamaz. Önce üretmenin yollarını bulmak lazım. Kendi arabanı, silahını, helikopterini, savaş uçağını üretip satabileceksinki bölge siyasetinde söz sahibi olabilesin. Tatlı sert tarz, tarzların en baba olanıdır. Serti çok fazlasıyla görür olduk, tatlısını da göstermelisiniz.
Türkiye'nin başına gelebilecek en iyi şey olan Tayyib'i erken davranışlara zorlayarak kaybettirmeyin derim.
Bir Tayyip daha zor gelir.
ABD'nin müstakbel liderine bakıyorumda, liderler kolay yetişmiyor.
Söylenmese eksik kalırdı
"Gelek mirov, bi demê xwe yê wala berdayî tên pêş."
"Pek çok insan, diğerlerinin boşa harcadığı zamanı kullanarak öne geçer." -Henry Ford-