Toplumda giderek artan, önüne çıkanı sel gibi çiğneyip toplumumuzun yapısını bozan; akrandan akrana hızla gerek sosyal ve gerekse görsel medyada yayınlanan vurdulu- kırdılı, ahlak kurallarını sabote eden film ve dizilerden etkilenen çocukların işlediği suçlar toplumumuzun yapısını kemiriyor! Kişiden kişiye bir mikrop gibi bulaşan bu suçların çocuk yaştakilere inmesi; hiç yere gencecik yavruların heder olması, ailelerin perişan olup üzerinden silindir geçmiş gibi olması toplumsal bir faciadır! Ölenden sonra geride kalanların hayatı alt üst oluyor! Yakınlarının geleceği kararıyor ve yaşama sevinci diye bir şey kalmıyor. Yaşamları boyunca ıstıraplarla boğuşup duruyorlar ve hayatları kararıyor.

Bu toplumsal çöküntünün ailevi, sosyolojik, ekonomik, ahlaki ve psikolojik birçok nedeni vardır. Uzman Pedagog Didem Küt, suç işleyen gençleri suça yönelten nedenleri üç ana kümede toplamış ve şöyle açıklamış:

“1. Gencin yapısı, özellikleri ve yeteneklerine ilişkin etkenler,

2. Gencin yetiştiği aile yapısı, aile düzensizliği ve ana-baba ilişkileri,

3. Gencin ve ailenin içinde yaşadığı toplumsal ortam ve yaşam koşulları.

Bu etkenler birbirleriyle sıkı sıkıya ilişkili olarak sonucu belirler. Kimi zaman bir etken, kimi zaman da başka bir etken ağır basar. Gencin suç işlemesi, ruhsal, zihinsel, ailesel ve toplumsal tüm olumsuz etkenlerin bir sonucudur.”

Ne yazık ki toplum bir uçuruma yuvarlanıyor ve biz de izliyoruz! Nedenler üzerinde yeterince durmuyor ve gerekli önlemleri almıyoruz. Sorun çok acil ve hızlı önlem almayı gerektirdiği halde biz ortalık güllük gülistanlıkmış gibi rahat davranıyoruz. İşin kötü tarafı suça meyilli bu çocukların ekonomik ve sosyal, siyasal nedenlerle suç örgütleri tarafından kullanılıyor olmaları! Nasıl olsa çocuk yaştakilere az ceza veriliyor diye suç örgütleri tarafından kullanılıyorlar. Bundan ötürü gecikmiş olmamak için ilgili yasal düzenlemelerin acilen yapılması gerekir. Yoksa “Atı alan Üsküdar’ı geçmiş olur!”

Toplumun temeli ailedir. Çocuk huzurlu ve mutlu bir ailede yetişmişse yararlı bir birey olur. Anne baba sevgisinden yoksun, günümüzde moda haline gelmiş ve günden güne artan parçalanmış ailenin bir çocuğunu düşündüğümüzde çocuğun yararlı bir birey olamayacağı gün gibi ortadadır! Anne babaların birbirlerine karşı işledikleri vahşetler çocukların gözleri önünde olunca çocuklarda meydana getirdiği travmalardan ötürü çocuk; gelecekte pimi çekilmiş bir bomba gibi olur!

Görsel medyada gösterilen film ve diziler ve programlar; evlilik kurumunu yok etmeye yönelik olup evlilik dışı ilişkileri normalleştirmeye ve sıradanlaştırmaya yöneliktir. Boşanmalar da hızla çoğalıyor; tabi olan yine çocuklara oluyor. Boşanan anne babalar keyiflerini sürmeye, başka birini bulmaya çalışırken çocukların hayatı kararıyor ve toplumsal yapıyı yıkan birer canavar oluyorlar ya da mutsuz, sağlıksız ve yararsız; varlıklarıyla yoklukları arasında fark olmayan birer etkisiz eleman oluyorlar! İşte bu da toplumu çökerten bir durumdur. Oysa toplumların geleceğini çocuklar belirler! Çocuklarımızı sağlıklı, mutlu, ahlaklı, çalışkan, dürüst, yardımsever, diğerkâm kısaca topluma yararlı bir birey olarak yetiştirmek zorundayız! Bunun için de maddi ve manevi yönlerden sağlıklı bir ailede yetişmelerine önem vermeliyiz! Aileleri ekonomik ve sosyal yönlerden güçlendirmek; varsa ihtiyaçlarını karşılamak hem devlet hem de birey olarak birinci görevimizdir.

Neslimizi iyi yetiştirmeliyiz ki toplumumuzun geleceği de sağlam olsun! Ülkelerin geleceği; toplumların maddi ve manevi yönlerden sağlam temeller üzerine oturmuş olmasına bağlıdır.