0
İçinde bulunduğumuz hayat bireysel ve toplumsal hayatı olduğu gibi kavramları ve dahi inançları bile tarumar etti.
Pek çok şey yer değiştiriyor, kavramlarla neyin anlaşılması gerektiği belirsizleşiyor, bazı insanlardan olmadık tavır ve hareketler; bir meşruiyet, bir masumiyet, bir makuliyet, bir mecburiyet, bir mesruriyet, bir mendubiyet… kılıfı ile icra edilebiliyor…
Din diye bize sunulanlar, dinin kabuğu, din dışı diye benimsenenler, din dahilinde olabiliyor.
…
Ermiş adlı kitabında Halil Cibran'ın anlatımıyla zenginleştirdiği ilgin tespitler vardır.
Bir bilge olan el-Mustafa on iki sene kaldığı şehirden ayrılırken halkın bazı sorularına muhatap olur. Ona pek çok konuda soru sorar ve cevabını alırlar. Ama final sorusuna verdiği cevap çok ilginç olur.
Aşk sorusuna; "İnsanı üryan kılan, taçlandırırken çarmıha geren, insanın, kalbinin esrarını öğrenebilsin ve Hayat'ın kalbi olabilsin diye Allah'ın kutsal ziyafetine kutsal ekmek kılan ateştir aşk. Aşkın sadece hazzını arayanların denememeleri gereken bir alandır. Korkarak varılamayacak olan. Çünkü aşk, kendinden başka hiçbir şey almadığı gibi kendinden başka da hiçbir şey vermez. Ne sahip olabilirsiniz ne de o size sahip olur. Aşkta hedef,' Allah benim kalbimde, değil; ben, Allah'ın kalbindeyim', demektir. Aşk, yönlendirilemeyen, ancak layık olursanız, sizin seyrinizi yönlendiren, sadece kendisini gerçekleştirmek isteyendir." Cevabını verir.
Evlilik sorusuna verdiği cevaptan: Evlilik, birlikteliktir ölüm gününe değin ama bu birliktelikte insan araya mesafeler koymalıdır. Birbirinizi sevin, ama aşkı bir sözleşmeye çevirmeyin… Birbirinizin kasesini doldurun ama aynı kaseden içmeyin. Gönüllerinizi verin, fakat diğerinin himayesine değil. Çünkü gönüllerinizi ancak Hayat'ın eli kavrayabilir… Birlikte olun ama nasıl bir mabedin sütunları ayrı ayrı duruyorsa, evlilik mabedinde de sütunlar aynı mabedin içinde ama ayrı ayrı olmalıdır. Ruh ve gönlü ancak daha yüce bir el kavrayabilir. Meşe ağacı ile selvi nasıl birbirinin gölgesinde serpilemezse, insan da araya belli bir mesafe koymak zorundadır.
Vermek: Gerçek vermek mal ile değil, insanın kendisinden vermesidir. Mal, yarın onlara ihtiyaç olabilir kaygısıyla insan tarafından saklanan ve korunan bir şeydir. Korunan bu mallar, bir köpeğin izsiz kumlara kemik gömmesinden başka bir şey değildir. İhtiyaç kaygısı ihtiyacın kendisinden başkası olmamalıdır. Vermek kiminde şöhret içindir, kimi neşeyle verir, kimi ıstırapla, kimi de ne ıstırap duyar ne neşe ne de erdem için verir. İşte bu veriş, Allah'ın elleri aracılığıyla konuşmasıdır. Vermek güzeldir, ama gecikmeden ve istenmeden. Verirken verdiğiniz kişi buna layık mı diye düşünmek yerine, vermeye layık mıyım şeklinde düşünerek. Veren insan değildir çünkü.
Çalışmak: Sonsuzluğa doğru haşmetle ve vakur bir tevazuyla seyreden hayat kafilesinin içinde kalmak, uyum içinde olmaktır; lanet ya da felaket değil, alın teridir. Alınteri ile çalışmada Allah'a ulaşan bir yol vardır. İnsan işi aşkla yapmalıdır, kerhen çalışmamalı ve işi yarım yamalak yapmamalıdır.
Neşe ve Keder, yemek ve içmek, çocuklar, evler, elbiseler, alım ve satım, suç ve ceza, kanunlar, özgürlük, akıl ve tutku, ıstırap, kendini tanıma, öğretme, dostluk, konuşma, zaman, iyi ve kötü, ibadet, haz, güzellik, ölüm konularına verdiği cevaplardan sonra bir din adamı sorar:
"Bize biraz da dinden bahseder misiniz, din nedir?"
Cevap evrensel bir hakikati haykırmaktadır:
"Bütün hareketler ve fikirler dindir. Ben zaten bütün bu konuşmalarımda size dini anlattım. Söyler misiniz: kim ayırabilir imanını eylemlerinden ya da inancını meşgalesinden? Kim 'Bu Allah'a ait ve şu bana; bu ruhuma ait ve şu diğeri bedenime.' diyerek önüne saatlerini serebilir?… Gündelik hayatınız mabediniz ve dininizdir… Ve şayet Allah'ı tanımak istiyorsanız… etrafınıza bakın, …fezaya bakın, …çiçeklere bakın… Kısaca Allah her yerdedir, her şeydedir. O'nu bulmak için muammalar çözmeye gerek yoktur." (Hikayenin geniş hali için bkz: http://www.derindusunce.org/2011/07/03/ ermis-halil-cibran/)
…
Anlaşılan seküler takılmaya gerek yok.
Allah her yerde. Din her alanda. İnsanın var olduğu, nefes aldığı her zaman ve mekanda Allah'ın söyleyeceği bir sözü, uyulması, göz önünde bulundurulması gereken bir emir veya tavsiyesi vardır.
Allah'la bağımız kopmasın…