Doğmatizm, şeksiz şüphesiz kabul ve tekrar edilen her türlü klişe, kalıp, kurum, kişi ve kaynaktır. Şeksiz şüphesiz bir şeye inanmak, insanı ahlaklı yapmaz. Ahlâk, insani–akli bir faaliyettir ve tecrübedir. Hiçbir doğma, insanı ahlaklı yapmaz. Eskatolojik doğmaların insanı ahlaklı olmaya yönelteceği beklentisinin hiçbir geçerliliği ve gerçekliği yoktur. Ahlak ve doğmatizm ayırımı kesin, net ve berrak şekilde yapılmalıdır. Ahlak doğmatizmden arındırılmadığı sürece ahlâk, özgürleştirici ve olgunlaştırıcı bir tecrübe olmaktan çıkar. Ahlak olduğu sanılan doğmatizm, hegemonik kişilerin, kaynakların ve kurumların hizmetinde bir itaat ve kölelik yoluna dönüşür. Doğmatizmin ahlâkı yoktur, çünkü doğmatizm, ahlâkın zorunlu şartı olan özgürlüğü ve aklı yapısal olarak askıya alır.
Ahlâkın kaynağı doğmatizm değil, insan onurudur. Kişi, insan üstü ve ötesi doğmatik buyrukları, emirleri ve yasakları yerine getirdiği için değil, aklıyla iyiyi seçtiği için ahlâki bir varlıktır. Dışsal bir otoriteye dayanan her norm, ahlâk değil, heteronom bir davranış kalıbıdır. Konformizm, bağımlılık ve itaat, ahlak değildir. Sosyalist ahlak, devrimci ahlak, Hristiyan ahlakı gibi kurgular, felsefi ve ahlaki bir niteliği ifade etmekten ziyade, ideolojik, doğmatik ve akıl dışı bir durumu ifade ederler.Tek bir ahlak vardır. Varolan tek ahlak, insanlık ahlakıdır. İnsanlık ahlakı, zaman ve zemine göre konjonktür çerçevesinde gerçekleştirilecek değişken ve dinamik bir anlayıştır.
Hakikat, anlam ve hürriyet arayışı için insan bütün doğmatizmlerden özgürleşerek olgunlaşmalıdır. Doğmaların insanı çocukluğa mahkum etmekten başka bir işlevleri yoktur. İnsan, doğmaları sınırlayamaz. Doğmatizmlerin insanı sınırlama, sinikleştirme, silikleştirme ve silme güçleri vardır. Doğmatizm, bireyin anlam arayışına cevap veremez. Doğmatizm, ahlâk alanına girdiği anda despotikleşir. Doğmatizm, emir–yasak, suç-ceza, korku-kontrol, azap-mutluluk ikiliğiyle çalışır. Doğmatizm, ahlâk değil, koşullandırma üretir. Ahlâk tecrübesi, şartlandırma ile gerçekleşmez.
Doğmatizm, korku, kontrol ve ceza söylemleriyle insan üzerinde hakimiyetini kurar. Doğmatizmin aksine ahlak, özgürlük ve sorumlulukla gerçekleşir. Eskatolojik ve doğmatik korkular yüzünden yapılan “iyi” davranış ahlâki değildir; bu sadece rasyonel bir çıkar hesabıdır. Ahlâk, tabu ve doğma değildir. Ahlak, yanlışlanabilir, tartışılabilir ve gerekçelendirilebilir olmalıdır. Doğmalaştırılan ve tabulaştırılan her ahlâk sistemi, eleştirilemez hale gelir; eleştirilemeyen şey ise ahlâk olamaz. Ahlakı var eden ve canlı kılan dinamik kaynak, eleştiridir.
Ahlak, insanın insan ve doğa için yaptığı faaliyetlerdir. Ahlak, insan ve doğa yanlısıdır. Ahlakın insana ve doğaya rağmen insan ve doğa için olma şeklinde bir iddiası olamaz. Ahlâkın temel sorusu şudur: “Bu hareket, insanın özgürlüğünü, onurunu, yaşam hakkını ve doğal hayatı koruyor mu?” Eğer cevap hayırsa, eylem kim adına yapılırsa yapılsın ahlâksızdır. Korkuya, korkutmaya ve kontrole dayalı doğmatizm, ahlak ve maneviyat üretmez. Ahlâk, saf aklın soyutluğunda gerçekleşmez. Ahlakın yeri, yaşayan insanın somut özgürlüğüdür.
Doğmatizmin yüksek, ahlâki duyarlılığın düşük olduğu toplumların varlığı, tesadüf değildir. Doğmatizm, ahlâkın yerine geçtiğinde sorumluluk duygusu çökmektedir. Sörumluluk duygusunun ve düşüncesinin çöktüğü toplumlar, çürümüş toplumlardır. İnsanlar yaptıklarından değil, inandıklarından dolayı kendilerini “iyi” sayarlar. Bu da zulmü, şiddeti ve despotizmi meşrulaştırmaktadır.
Ahlâk, bütünüyle insani bir tecrübedir. Doğmatizm, ahlâk üretemez ve ahlakın kaynağı ve kendisi olamaz.Ahlâk, doğmatizmden kurtarılmadıkça insan özgürleşemez.İtaat ahlâkı, ahlak değildir. Birey, insanlık ahlâkını gerçekleştirmekle sorumludur. Gerçek ahlâk, doğmatizme sadakatten değil, insana ve doğaya sadakatten doğar. Ahlâkın adı emir değil, sorumluluktur. Ahlak, itaati değil, özgürlüğü esas alır. Doğmatizmi savunmak ahlâk değildir; insanı ve doğayı savunmak ahlâktır.