0
Hamas ile İsrail arasında kalıcı ateşkes antlaşması kabul edildi. Ajanslara düştüğü kadarıyla, Mısır ve ABD'nin gayretiyle sanki kalıcı ateşkes anlaşması kabul edilmiş gibi sunuldu. Bu antlaşma metninde, "Gazze ile İsrail arasındaki sınır kapılarının açılması, insani yardımların ve yapı malzemelerinin Gazze'ye geçişine izin verilmesi, denizde avlanma alanının 6 mile çıkarılması ve diğer konularda taraflar arasındaki dolaylı müzakerelerin devam etmesi" şeklinde öngörülmüş. Bunun anlamı şu: Gazze'nin yaralarını sarması, Dünya gündeminin IŞİD üzerine yoğunlaşmasıyla, İslamafobik algının artması ve insan kayıplarının bir süreliğine ertelenmesi olarak yorumlamak mümkün. Ancak meselenin özünde, ablukanın kaldırılması ve Deniz-Hava ulaşımı için limanların açılması başlıklarında, İsrail'in sert/gergin eksenli politikalarında bir değişim söz konusu olmadı. Bir anlamda "Sonuçsuz görüşmeler devam edecek'' demek daha doğru.
Şunu açıkça belirtmekte fayda var. Filistin devlet olarak kabul edilmedikçe, benzeri katliam(lar) devam edecek ve Filistin toprakları her geçen gün (Yahudi yerleşimciler marifetiyle) azaltılacaktır. Nihai antlaşma, ancak Filistin'in devlet olarak kabul edilmesinden geçmektedir. Dolayısıyla uluslararası hukuk ve diplomatik kanallar ivedilikle zorlanmalıdır.
ABD, Ortadoğu'ya çekilmek
ist(en)iyor mu ?
Gazze ile İsrail arasında kalıcı ateşkesin kabul edilmesinin diğer bir etkisi de,(anti-İsrail algısı yerini anti-İslam'a bıraktı) bütün dünyanın gözünü, tekrar IŞİD üzerine çevirmesidir. IŞİD'in Musul'u ele geçirmesiyle başlayan süreç, Maliki'nin (Batı'nın baskısı) görevi bırakmasıyla devam etmiştir. Bu arada IŞİD'in tehlikesi altında kalan Kürtler, Türkmenler, Hıristiyanlar ve Yezidilerin yaşadıkları, trajediye dönüştü. Son olarak ABD'li gazeteci James Foley'in, İngiliz bir IŞİD üyesi tarafından, başının kesilmesiyle ABD'nin Ortadoğu'ya tekrar müdahalesi gündeme getirildi.
Obama, Başkan olduğu günden beri, dünyanın birçok yerinde bulunan askeri kuvvetlerini geri çekti. Öyle ki İslam ülkeleri dahil, ülkeler arasında doğan antlaşmazlık/çatışmaya dönem dönem müdahil olması için çağrıda bulunulmuştur. Yeni stratejisini Güney-Güneydoğu Asya'ya çeviren ABD, Ortadoğu'ya tekrar müdahil olur mu? Kanaatime göre çok zor.Çünkü ABD'nin Irak İşgalinden sonra bozulan ekonomisi yeni toparlanıyor. Bununla birlikte Ortadoğu'daki petrol gereksinimini, kendi sınırları içinde ürettiği Kaya Gazı'nı alternatif olarak geliştirmişken, ABD'nin Ortadoğu'da yeni bir maceraya girmesi beklenmiyor. ABD Dış İlişkiler Senatörü Cumhuriyetçi Bob Corker, IŞİD'i şeytani bir örgüt olarak tanımlarken, çok iyi finanse edilmiş, organize bir yapı olduğunu vurguladı. ABD'nin tekrar asker göndermeyi düşünmediğini de ifade etti.
Türkiye-İngiltere Çekişmesi
Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerinde, Ortadoğu'daki aşiretler üzerinden politikalarını yürüten İngilizler, bugünde IŞİD'in Irak'taki ilerleyişini Sünni aşiretler üzerinden yaptı. İŞİD'in halifelik ilan etmesiyle aşiretler, hangi İslam'a hizmet ettiklerini çabuk sorgulamaya başladı. Hilafet, çağlar boyunca Müslüman toplumlar nezdinde etkili olmuş idari/dinsel bir mekanizmadır. Ancak, paramiliter bir örgüt marifetiyle günümüze taşınması, Weberyen anlamda "büyüsünün yitirilmesiyle'' sonuçlanacağını yani hilafetin anlamının boşaltılacağını öngörmek zor olmasa gerek.
Bu hizipçi aktör, 15 günde ABD'yi tekrar Ortadoğu'ya sokmaya çalışmakta. K.Irak yönetimini yardıma muhtaç hale getirip, Batılı ülkelerin tahakkümü altına sokarak Türkiye'nin bölgedeki etkisini azaltmaya çalışmaktadır. Sonuç olarak Türkiye-İngiltere arasında görülmeyen gerilim, IŞİD üzerinden devam ederken IŞİD, İngiltere'nin Ortadoğu'daki vekaletini almış durumda ve İngiliz menfaatlerinin güvence altında kalması için her türlü eylemi yapmaya devam edecektir.