0
İnsan biyopsiko-sosyal bir varlıktır. "Biyo" derken organizmayı kastediyorum; Beynimiz var, gözlerimiz var, ellerimiz, ayaklarımız var. Psiko derken ruhsal durumumuzu kastediyorum; Duygularımız, sevinçler, mutluluklar, üzüntüler… Bunlar bizim ruhsal yönümüzü gösterir. "Sosyal" bir varlıktır insan; ailesi vardır, arkadaşları vardır, işe gider, okula gider, cemiyet hayatı vardır. İşte biz sağlıklı çözüm politikaları üretirken bu üç özelliği dikkate almalıyız. Örneğin: biyolojik anlamda bir sorunu nasıl çözeriz? Doktora gideriz ilaçlar kullanırız.
Her türlü sosyal ve psikolojik olay insanın biyolojisini etkiler. Özellikle de en çok etkilenen merkez, beyindir. Dolayısıyla da ilaçsız tedavi olması mümkün değildir. Ama sadece ilaçlı tedavi yeterli değildir. Psiko-sosyal tedavi gerekir aynı zamanda. İnsanları yararlı hobilere, sanatsal ve kültürel faaliyetlere yönlendirmek gerekir. Bir amaca yönelik harekete geçmek, iyi gelebilir. Burada insan aslında bir ihtiyacını karşılıyor, insanların varoluşsal ihtiyaçları vardır, kendini gerçekleştirmek bir ihtiyaçtır. "Hedefler, amaçlar, roller" gencin kişilik, sosyal gelişiminde çok önemlidir. Biz çocuklarımızı, gençlerimizi sağlıklı hedeflere yönlendirmeliyiz. Gerçekleştirdiği hedeflerden varoluşsal ihtiyacını, kendini gerçekleştirme ihtiyacını karşılamalıdır.
Gençlik hizmetlerinde temel strateji, gencin yaşam hayat içerisinde üreten bir konuma getirilmesi çok önemlidir. Yani genci tüketen bir değer değil üreten bir değer konumuna getirmek gerekiyor. Bizim 80 milyonluk ülkemizde, 7 milyonluk Finlandiya'nın üretim değeri arasında çok fark yok. Arkadaşım Finlandiya'ya gitmiş orada her birey sadece bir tane değil en az 2-3 sivil toplum kuruluşuna üye olarak kendi işi dışında, aktif olarak toplumsal hayatla ilgili sorumluluklar alarak toplumsal gelişmeye katkı sağlıyor. Ürettikçe, faydalı, yararlı oldukça kendine, ailesine ve toplumuna fayda sağladıkça, mutlu oluyor, huzurlu oluyor.
Bizim gençlik sorunlarımızdan biriside boş zamanların nasıl değerlendireceğidir? Bu gün birçok genç boş zamanlarını nasıl değerlendireceklerini bilmemektedir. Boş zamanlarını sağlıklı bir şekilde değerlendirebilecek bir ortam ve organizasyonlar maalesef yoktur.
Gencin kendini hayat içerisinde değerli ve anlamlı hissetmesi için, (mutluluğun kaynağı), enerjisini yararlı ve anlamlı faaliyetler içeren bir rol içerisinde ortaya koymalıdır. Tüketen değil üreten olmalıdır. Bizim en önemli vazifemiz, gencin kendini değerli ve önemli hissetmesine katkı sağlamak olmalıdır. Bu yönde araçları üretmeli ve oluşturmalıyız. Bunu içinde sosyal hizmet, sosyal faaliyet çok önemlidir. Yurt dışında yerel yönetimlerin "gençlik daire başkanlıkları" var. Yerel yönetimler gençlikle ilgili hizmetleri bir daire başkanlığı altında kurumsallaştırmışlar.
Bizler gençliğin enerjisini, üretime faydalı şeylere yöneltmemiz gerekirken ülkemizde cafeler'de zaman öldüren gençlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Bu sorunun çözümü için farklı olarak, gençlerin Ne beklediklerini? Ne istediklerini? tespit etmeliyiz. Pedagojik ilişkinin temel fonksiyonu kişinin bulunduğu yerden başlamaktır. Kişinin seviyesi neyse onun seviyesine inip, ona uygun onun anlayabileceği şekilde yaklaşmaktır. Mesela çocuklarla iletişimde soyut kavramlar kullanılmaz, somut kavramlar kullanılır. Gençlere yönelik politika üretirken öncelikle gençlere dönüp sormalıyız. Bizim ne istediğimiz değil onların ne beklediğini sorarak, onların kendi politikalarını kendi projelerini üretmelerini sağlayarak, onların katılımcılığını destekleyerek yapılmalıdır. Gençler, kendi projelerini kendi çözüm yollarını keşfetmelidir. Bu yaklaşımda çok önemlidir. Bizim ülkemizde hep sorunlar ortaya konur, halbuki bunun yanında çözümlerde ortaya koymak gerekiyor. Okul dışında sadece dershanelere giden ve sınava hazırlana bir gençlik değil, hayata hazırlanan bilgiyi nasıl davranışa dönüştüreceği ile ilgili eğitim alan gençlik için kütüphaneler, spor salonları, gençlik merkezleri, kültür merkezleri kurulabilir. Yapılan bir araştırmada LYS birincilerinin üniversite hayatlarında çok başarılı olamadıkları ortaya çıkmıştır. Yarış atı gibi sürekli çalışan çocuk, o noktada bir rahatlama dönemine giriyor ve dersleriyle ilgilenmemeye başlıyor. Çocukları hayata hazırlayacak dershaneler dışında eğitim araçları, eğitim yöntemleri; iş uğraş, beceri, hobi kazanacakları olanaklar oluşturmalıyız.