0

Türkiye, son bir haftadır Kayseri ve İstanbul'da yaşanan terör saldırılarıyla sarsılırken, diğer taraftan da Suriye'nin ikinci büyük şehri, Halep'in Esed ve Şii teröristlerin eline geçmesinin hüznünü yaşamaktadır.

Bugün Halep, kadın ve çocukların feryatları ile inliyor. Oysa istedikleri tek şey, sadece ve sadece özgürlüktü.

2012'den beri, Muhaliflerin elinde bulunan Halep, parça parça Rusya'nın hava saldırıları yüzünden Esed rejiminin eline geçti. Oysa Muhalifler Hizbullah, Rusya, İran, Körfez ülkeleri ve ABD destekli PYD'ye karşı yıldır mücadele veriyordu. Halep'in düşmesi muhaliflerin mücadelelerinden vazgeçeceği anlamı taşımamaktadır.

Elbette, Halep'in düşmesinde Rusya gibi bir süper gücün, etkisi çok büyük. Yoksa Şii bloğu, yıllarca muhaliflerle baş edemedi. Kaç kere kıl payı kurtuldu Şam Rejimi.

Hatırlarsanız, Lazkiye'nin ablukaya alınması ve Türkiye'de koalisyon tartışmaların yaşandığı günlerde Rusya, Suriye'ye direk müdahil olmuştu. Ruslar, uçaklarının düşürülmesiyle Suriye'de iyice sertleşmişti. ABD'nin Rus ambargosunu kaldırmaması yüzünden, Ruslar yönünü tekrardan Türkiye'ye çevirdi ve 15 Temmuz darbe kalkışmasında da R.Tayyip Erdoğan'a açık destek vermişti. Amacımız tarihi yeniden yazmak değil ama Halep'in hangi süreçler içersinde düştüğünü saptamaya çalışırken, geçmişteki kırılmaların, gelecekte, olayların seyrini etkileyebileceğini vurgulamamız gerekli.

Ruslar, Suriye'de olmasaydı, değil Halep, Şam Rejimi ve Şii blok, muhaliflere dayanamazdı. Ruslar için ise; PYD sadece kullanışlı bir aparat. Türkiye ile ilişkiler düzelince de Moskova'daki PYD ofisini de kapattırdı. Açıkçası Türk-Rus yakınlaşmasına en çok Rusların ihtiyacı var (Arşivdeki yazılarımda uzun uzun yazmıştık)

Türkiye, güney sınırlarını güvence alarak, ulusal güvenliğini sağlamak için PKK/PYD koridorunu, hayati bir mesele olarak görüyor. Bu yüzden öncelikle Suriye'de bir tampon bölge oluşturmak öncelikli mesele, gerisini zamana ve koşullara bırakmış durumda. Anlaşılacağı üzere Ruslar da, bu politikadan rahatsız görünmüyor. En azından şuan, tepkileri böyle.

Türk-Rus yakınlaşması, konjonktürel değil de stratejik bir düzleme yatırılırsa, İran-Esed-Hizbullah bloğu da Suriye'de rahat hareket edemez.

Türkiye, Fırat Kalkanı operasyonunu Erdoğan-Putin'in Moskova görüşmesinden sonra yapmıştı. Malumunuz Türkiye'ye, Şangay Örgütü toplantısında Enerji oturumun başkanlığı da verildi. Dolayısıyla Ruslar, Türkiye'nin Batı bloğundan gerçekten uzaklaşıp-uzaklaşmadığından emin olmak istiyor. Türkiye ise, Rusların bir şekilde sivil saldırılarına son vermesini ve Türkiye'ye istihbarat, enerji ve askeri konularda destek vermesini bekliyor.

İran'ın pragmatik ve yayılmacı politikasından ötürü, AB ve ABD'ye yakınlaşması, Ruslar açısından güvensizliğe yol açıyor. Nitekim, Halep'te tahliye bekleyen sivillere, Rejim ve Şii grupların ateş açtığında, Rusların tepkisinden bu görüş ayrılığı ortaya çıkmıştı.

Özetle, Halep'in düşmesi psikolojik açıdan olumsuz bir duruma neden olup, Halep'in düşmesine sevinenler olsa da aslında, Halep düşmedi. Sadece kendisini Konjonktürel nedenlerden ötürü kendisini feda etti.

Bekle Halep, geri döneceğiz…

[email protected]

@HusamettinAslan